“Dün nasılsa bugün de öyle cömerttir. Yarını da bugününden farklı olmaz ihsanı daimidir.”
- hüma

- 3 gün önce
- 2 dakikada okunur
Görseldeki iki kitap Kıymetli Zehra’nın, Dr Zehra Gülay Tokmak’ın zengin , akademik çalışmalarının kitaplaşmış hali. Giyinmiş kuşanmış, hüviyet kazanmış.
Alırım diye düşünürken, kar kış demedi, imzaladı ,gönderdi.
Geldiği gibi okudum. Akademik bilgiler aklımdan , ürkmüş kanatlı kuşlar gibi uçup gitti daha okurken .
Ama, Zehra’nın çalışmaları vasıtası ile haberdar olduğum İbrahim Nasrallah’nın romanları ve hayatı hakkında verdiği sağlam ve özet bilgiler dikkatimi çekti. İbrahim Nasrallah Filistinli şair ve roman yazarı.El melhâtü-l filistiniye isimli şimdilik on beş romanı ihtiva eden büyük dizi roman ilgimi çekti. Bir dizi roman -bir milletin tarihi… Bir sanatçıya yakışır muhteşem düşünce. Günümüz okurları da bir değişik. Uzun okuyabileni az. Onun için hayatlara yedirilmiş kapsül bilgiler içeren romanlar güzel okunur.
Benim ilgimi çeken paragraf ,
İbrahim Nasrallah kendisi ile yapılan röportajda,
El melhâtü-l filistiniye projenizi yazmaya sizi sevk eden ne oldu? Sorusuna,
“tabii ki,vatanımdan uzakta gördüğüm, duyduğum ve yaşadığım acılar ile,A râsu Âmine romanında dile getirdiğim”yazamadığımız hikayeler düşmanımızın olur” hakikatini keşfim,asıl nedendir. “
Cevabı kendi dünyamda yankılar bulan ve zihnime işleyen soru ve cevap oldu.
Yazı ile yaşanmışlığı anlatırken, gördüğünü ve hayal ettiğini de foto ve resim sanatlarını kullanarak zenginleştirmiş,boyut eklemiş. Pek çok açıdan ve boyuttan bakarak edebiyatını bir şölene çevirmiş.
İbn-i Cabir el endülisi’nin bediiyyesi tıpkı kaside-i Bürde gibi her mısraında keşke hafızamda tutabilsem dediğim mısralara sahip.
121
Dün nasılsa bugün de öyle cömerttir.
Yarını da bugününden farklı olmaz ihsanı daimidir.
122
Cömertlikte deniz gibi olana sığın
El ve deniz arasındaki fark sadece sözdedir.
123
Onun ellerinden aktığını gördüm suyun da,malın da,
Biri ümite gelmiş fakire, diğeri ise susamış orduya…
Hasılı. Çok emekli, zengin bir çalışma olmuş. Ecri bol olsun.
Malum, Cuma günü, takvimin sıradan bir yaprağı değildir. Varlık takviminde işaretlenmiş bir gündür. Âdem’in topraktan dirilişi, cennete yürüyüşü ve yeryüzüne inişi bu güne emanet edilmiştir. Peygamberimiz sav “Üzerine güneşin doğduğu en hayırlı gün Cuma’dır” buyururken, zamanın içindeki bu ince sırrı da işaret eder. İnsan her cuma, yaratılışını yeniden hatırlar; nereden gelip nereye yürüdüğünü… Bir gün yine bir cuma vakti, bütün saatlerin sustuğu o büyük buluşmaya çağrılacağını bilir. Bu yüzden cuma, yalnız bir gün değil; kalbe bırakılmış ilahî bir hatırlatmadır.
Cuma günü vesilesi ile yeryüzünün bütün zülüm gören fert ve milletlerine azatlık ve afiyet niyaz ediyorum.
-“Üzerine güneşin doğduğu en hayırlı gün Cuma günüdür…”
Sahih-i Müslim, Cuma, 18 (no: 854); Ebû Dâvûd, Salât, 201; Tirmizî, Cuma, 1 (hasen-sahih).
-Sahih-i Müslim (Cuma, 854)




Yorumlar