top of page

İçimizdeki alaimsema.

Yazarın fotoğrafı: hüma
hüma
11 saat önce
4 dakikada okunur

Geçen hafta kısaca tezhip,renkler dünyasına bir dokunup geçmişti kalem. Zihnimde biriken, ruhun inkişaf seyrinde renklerin oynadığı o büyüleyici rolü irdelemek istedim. Ancak konu derin, kelimeler derya olunca yazı uzadı, meramımı tam ifade edebilmek için bu meseleyi birkaç haftaya yayarak parça parça paylaşmanın daha doğru olacağını fark ettim. Bugün bu yolculuğun ilk durağındayız.


  Tasavvuf tarihinde nur ve renk sembolizmi denince —ki buna ilmî literatürde fotizm ya da ru'yet-i envâr [1] denir— ilk akla gelen isim, Kübrevîyye tarikatının kurucusu büyük arif Necmeddîn-i Kübrâ’dır. Kendisi , bu sahada sıradan bir gözlemci değil, konunun dış yüzeyini bir kenara bırakıp insan zihninin, duygularının ve iç dünyasının psikolojisini merkeze alan bu konuda bir usul geliştiren ilk üstat. Bu yüzden haklı olarak "renk sembolizminin kurucusu" unvanını taşımakta.


   Bu konuda bilenler şöyle anlatıyorlar.


   Kendi manevi deneyimlerini, rüyalarını ve ilhamlarını kaleme aldığı "Fevâihü’l-cemâl ve Fevâtihü’l-celâl" (Cemâl Kokuları ve Celâl Mukaddimeleri) adlı başyapıtı [2], tasavvuf ehli bir dervişin seyr ü sülük sırasında gördüğü ışıkları, renkleri ve nurları birer manevi gösterge olarak inceleyen ilk "içimizdeki dünyayı ve duyduklarımızı anlama rehberi" niteliğindedir. Kübrâ, eserinde insanın iç alemindeki latifeleri (sır, ruh, kalp, hafî...) renkli nurların tezahür ettiği ayna merkezleri olarak tanımlamıştır.


    Bu  muazzam çalışma ,Hristiyan ilim adamlarının da arastirmalarina konu olmuş. Alman ilahiyatçı ve dinler tarihçisi Ernst Benz, The Visionary Life ve benzeri çalışmalarında Necmeddîn-i Kübrâ’yı incelemiş; onun bu renk deneyimlerini Hristiyan mistisizminde bile eşine az rastlanır bir "İçsel Işık Fenomenolojisi" olarak nitelendirmiştir [3]. Henry Corbin ise İslam Felsefesi Tarihi ve İbn Arabî’nin Yaratıcı Hayal Gücü gibi eserlerinde, Kübrâ'yı "Kübrevîyye tarikatının ve nurani tasavvuf mektebinin kurucu dehası" olarak konumlandırmış, renklerin manevi mertebelerle irtibatlandırılmasındaki öncülüğüne dikkat çekmiştir [4].


Elbette Necmeddîn-i Kübrâ’dan önce de Ebû Said el-Harraz, Hallâc-ı Mansûr veya Cüneyd-i Bağdadî gibi tasavvuf erbabı kalpteki nurlardan, ilahi tecellilerden ve sırlar âleminden bahsetmişler. Ancak bu tecrübeler daha çok zihni, ahlaki veya genel işari ifadelerle sınırlı kalmış. Kübrâ, bu dağınık tecrübeleri ilk kez sistematik bir renk spektrumuna oturtmuş. Nurların hangi renkle başlayıp (örneğin karanlık/siyah perdeden geçiş, ardından beyaz, sarı, mavi ve nihayet en üst mertebe olan yeşil nur) nereye varacağını metodolojik bir haritaya bağlayan ilk mutasavvıf kendisi.


   Necmeddin-i Kübrâ’nın bu  anbean değişen, kalıplara sığmayan ve iç dünyada canlı bir film gibi akıp giden manevi rüyaları-keşifleri kendisinden sonra gelen büyük Kübrevî şeyhleri tarafından derinlestirilmis,  insanın zihinsel ve manevi dünyasının, görünmeyen  haritası çizilmiş  ve sistemlestirilmis. Bu gelişimin en önemli iki halkası ise Necm-i Dâye ve Alâüddevle-i Simnânî.


Necm-i Dâye, eseri Mirsâdü’l-ıbâd’da bu renk fenomenolojisini formüle etmiş, sâlikin seyr ü sülükte gördüğü renkleri makamlarla birebir eşleştirmiş[5].


Ancak bu geleneği zirveye taşıyan isim Alâüddevle-i Simnânî (ö. 1336) olmuştur. Simnânî, Kübrâ’nın dağınık ve tecrübi gözlemlerini alarak bunları insan mikrokozmosunun "yedi latifesi" (letâif-i seb‘a), yedi peygamber ve yedi renk ekseninde kusursuz bir senkronizasyona bağlamış [6].


Kübrâ için renkler, manevi merdivenleri tırmanırken karşılaşılan anlık keşifler ve dinamik birer hal iken; Simnânî bunu insan bedeninde yaratılıştan var olan yedi ince organ ile kalıcı olarak eşitlemiştir. Ona göre bu renkler, insanın içindeki yedi ayrı manevi katmanın asıl renkleridir. Simnânî'nin kurduğu ve Nisbet-i Seb‘a (Yedi Renk/Yedi Mertebe) olarak bilinen bu kademeye göre belirlenen harita şöyledir,


1. Kâlib (Fiziksel Beden) ve Nefs: Siyah (Karanlık) nur / Hz. Âdem. Yolculuğun başlangıcıdır; bedenin ve nefsin ağırlığını simgeler.


2. Kalp: Mavi nur / Hz. Nuh. Nefsani bağlardan sıyrılıp kalbî uyanışa geçilen ilk duraktır.


3. Sır: Kırmızı nur / Hz. İbrahim. İlahî aşkın ve tevhid ateşinin hissedildiği mertebedir.


4. Ruh: Beyaz nur / Hz. Musa. İlahi kelâmın ve saf niyetin berraklığını temsil eder.


5. Hafî (Gizli Latife): Sarı (Kehribar / Altın Sarısı) nur / Hz. İsa. Gaybî bilgilerin sezilmeye başlandığı ince ruhsal derinliktir.


6. Ahfâ (En Gizli Latife): Parlak Yeşil / Zümrüt Yeşili nur / Hz. Muhammed (s.a.v.). Varlığın mutlak nura ulaştığı zirve makamdır.


7. Hakiki İnsanî Hakikat (Hakk-ı Hakiki): Parlak Gümüş Rengi (Şeffaf Nûr). Doğrudan ilahi tecelli makamıdır.


   Alâüddevle-i Simnânî’nin kurduğu bu sistem, tasavvuf tarihinde insan ruhunu anlama konusunda yepyeni bir çığır açmış. Artık tasavvuf, yalnızca ahlaki olarak gelişmeyi sağlayan, nefsi terbiye yolu olmaya ilaveten, insanın iç dünyasının katman katman haritasını çıkaran derin bir ilim hâline gelmiştir. Bu eşsiz harita, hem Doğu’da hem de Batı’da düşünürlerin ve ilim insanlarının en çok incelediği ve hayranlık duyduğu sistemlerden biri olmuş.


  Renklerin ruhumuz geliştikçe renklerinin değiştiğini anlatan bu kadim bilgilerin , bahse konu içsel yolculuğun haritasını gelecek sefer biraz daha detaylandırmaya, İran'dan Osmanlıya ve tezhip sanatına etkileri konusunu anlamaya, anladığımı aktarmaya devam edeceğim.


  


Dipnotlar ve Kaynakça


• [1] Fotizm / Ru'yet-i Envâr: Tasavvuf erbabının zikir ve mücahede esnasında manevi gözle (basiret) algıladığı ışık ve renk tecellilerini ifade eden geleneksel terim.


• [2] Necmeddîn-i Kübrâ, Fevâihü’l-cemâl ve Fevâtihü’l-celâl, (Cemâl Kokuları ve Celâl Mukaddimeleri). Tasavvuf psikolojisinin ve renk sembolizminin kurucu metinlerinden biri kabul edilir.


• [3] Ernst Benz, The Visionary Life (ve ilgili Kübrâ incelemeleri). Kübrâ'nın vizyoner deneyimlerini Batı mistisizmiyle mukayese eden dinler tarihi çalışmaları.


• [4] Henry Corbin, İslam Felsefesi Tarihi ve İbn Arabî’nin Yaratıcı Hayal Gücü, Kabalcı Yayınevi / Ayrıntı Yayınları. (Kübrevîyye mektebinin nurani ve hayalî seyr ü sülük anlayışı üzerine).


• [5] Necm-i Dâye, Mirsâdü’l-ıbâd min’el-mâbi ilâ’l-meâd. Tasavvufta seyr ü sülük mertebelerini ve renk fenomenolojisini sistemleştiren klasik eser.


• [6] Alâüddevle-i Simnânî, Nisbet-i Seb‘a (Yedi Latife, Yedi Peygamber ve Yedi Renk Teorisi). İnsan mikrokozmosunun ontolojik anatomisini çizen sistem.




 
 
 

Son Yazılar

Hepsini Gör
Gönül darlığı.

Kem durur yoksulluktan nicelerin varlığı, Bunca varlık var iken gitmez gönül darlığı. Batmış dünya malına, bakmaz ölüm hâline, Ermiş Karûn malına, zehî iş düşvarlığı. Bu dünya kime kaldı, kimi berhu

 
 
 

Yorumlar


© 2023 by NOMAD ON THE ROAD.

  • Instagram Black Round
  • Pinterest - Black Circle
bottom of page