top of page

"Gönül bağı"

Yazarın fotoğrafı: hüma
hüma
24 Ağu
2 dakikada okunur

Varlığın  "görünür" olduğu kadar değer kazandığı ve bagirmayan,göze sokulmayan  hiçbir şeyin kaale alınmadığı sığ bir çağda yaşıyoruz. Her seyi kanıtlamaya, ölçmeye, fotoğraflamaya ve tüketmeye ayarlı bu dijital gürültünün ortasında, insan ruhu sessizce gönlünü yatistiracak sevgiyi arıyor.


  Çağın en büyük yoksulluğu, gözün gördüğünden ötesine inanamamak. Oysa kalbin basireti, gözün merceğinden çok daha derini görür. Görmeden inanır, görmeden sever.


   "Görmeden sevmek", ticarileşmiş ve nesneleşmiş günümüz sevgilerine meydan okuyan, dünyadaki en saf, en muazzam başkaldırı. Bu başkaldırının merkezinde ise asırlar öncesinden günümüze uzanan, zamanı ve mekânı teğet geçen mukaddes bir bağ durur, Âlemlerin Efendisi (s.a.v.) ile ümmeti arasındaki sarsılmaz bağ.


   Görmeden sevenlerin  muhabbetine Onun adı her anıldığında içlerindeki o  muhabbet ateşinin,gözlerden damla damla  sizması, elleri  göğüslerinde salavat getirmeleri şahittir.


   Bu sevgi, nesnelere dayalı fani bir etkilenme değil,ezelî bir ahitleşmenin ruhumuzdaki yankısıdır.


  Görmeden sevmek,  bu dünyada ruhumuza sunulmuş en büyük lütuftur. Nesnelerin, etiketlerin ve görselliğin bizi boğduğu şu günlerde, sadece bir salavatla O’na salât ve selâm gönderip, O'nun tarafindan anilabilmek, selamına mazhar olmak  ruhun aldığı en derin nefestir.


    Mahşer gününün o dehşetli anında; herkes kendi derdine düşmüşken bizleri "İşte beni görmeden seven kardeşlerim!" diyerek bağrına basacak olan ,efendimizin livail hamd sancağı altında toplanabilmek ne büyük lutuftur. 


   Mevlid-i Nebî’nin manevi ikliminde, bu zamansız bağı yeniden hatırlamak sadra şifa, gönle inşirahtır. Biz O’nu görmedik ama O bizi bildi, dualarına kattı ve özledi. Ve biliyoruz ki; gözünün göremediğini kalbiyle kucaklayanlar için en büyük müjde zaten verilmiştir.


     "Kişi sevdiğiyle beraberdir."


  





1-)Tevbe Sûresi, 128. Ayet:"Andolsun, size kendi içinizden öyle bir peygamber geldi ki, sizin sıkıntıya düşmeniz ona çok ağır gelir. O size çok düşkündür; müminlere karşı çok şefkatli ve merhametlidir."


2-)"Kardeşlerimi görmeyi çok isterdim." Sahabiler şaşkınlıkla sordu: "Biz senin kardeşlerin değil miyiz ya Resûlallah?" O kutlu muştu mekânı aştı: "Sizler benim ashabımsınız. Kardeşlerim ise beni görmedikleri hâlde bana iman edenlerdir."(Müsned)


     3-)Hz. Peygamber (s.a.v.), Hz. İbrahim’in "Rabbim! O putlar insanlardan çoğunu saptırdı..." ayeti ile Hz. İsa’nın "Eğer onlar cezalandırırsan, şüphesiz onlar senin kullarındır..."  Dediği ayeti okudu. Sonra ellerini kaldırdı ve "Allah’ım! Ümmetimi koru, ümmetime merhamet et! (Allahümme ümmetî, ümmetî!)" diyerek ağladı.


    Bunun üzerine Allah Teâlâ: "Ey Cebrail! Muhammed’e git ve ona de ki: Biz seni ümmetin konusunda razı edeceğiz ve seni asla üzmeyeceğiz." buyurdu. (Müslim, İman, 346)


4-) "Her peygamberin müstecab (kabul olan) bir duası vardır. Ben ise duamı kıyamet gününde ümetime şefaat etmek üzere sakladım..."(Buhârî, Tevhîd, 31; Müslim, İman, 334)


• 5-)"Benimle sizin misaliniz, ateş yakıp da o ateşe kelebeklerin ve pervanelerin düşmeye başladığını gören adamın misali gibidir. O adam onları ateşe düşmekten korumaya çalışır. Ben de sizi ateşe düşmekten korumak için kuşaklarınızdan tutuyorum, siz ise benim elimden kaçmaya çalışıyorsunuz.


• Sahih-i Buhârî:Kitâbü'r-Rikâk Hadis No: 6483(Ayrıca Buhârî, Enbiya 40)

 
 
 

1 Yorum


sengulyldrm2
25 Ağu

🌹🌹🌹🌹🌹🌹🌹💞

Beğen

© 2023 by NOMAD ON THE ROAD.

  • Instagram Black Round
  • Pinterest - Black Circle
bottom of page