top of page

Gönül ikliminin envarı.

Yazarın fotoğrafı: hüma
hüma
9 saat önce
3 dakikada okunur




   Görünür âlemin ötesinde, batıni mekanin derinliklerinde  vuku bulan manevi tecrübeler Tasavvuf tarihi boyunca  pek çok salik tarafından dile getirilmiş.


   Ancak konuyu sistemli bir şekilde ele alarak işleyen Necmeddi-i Kubra'dir. O'nun Fevâihu’l-Cemâl ve Fevâtihu’l-Celâl, adı verilen eserinde nurlar ve renklerinine bir göz attık  geçen hafta.       Bu nurlar, sâlikin seyr-i sülûktaki konumunu tayin eden ilahi ve ruhani pusulalarmiş. Gönlün kesafetten şeffaflığa doğru katettiği mesafe, renklerin karanlıktan başlayarak saf ve yutucu renksizliğe uzanan dönüşüm spektrumuyla görünür kılınırmış dedik.


  Yine şöyle anlatıyorlar.


   Sâlik, nefsi terbiye sürecinde ilerledikçe karanlığın kesif katmanlarından geçerek renksizliğin (saf ilahi nurun) mutlak aydınlığına dikey bir yükseliş ile ulaşır.


   Siyah ve Karanlık Nurlar, Nefs-i emmâreyi, benlik iddiasını, dünyaya bağlılığı ve maddiyatın fani kesafetini temsil eder.


   Halvetin ilk evrelerinde dervişin ufkunu kaplayan yoğun, boğucu ve karanlık havadır. Sâlik henüz mülk âleminin ve beden tabiatının ağırlığını taşımaktadır.


   Bu siyahlık, zikrin hararetiyle tutuşup aydınlanmaya başladığı andan itibaren nefsin yakıcı bir terbiye ve tasfiye sürecine girdiği anlaşılır.


   Mavi ve Lacivert.


   Nefsin ilk uyanışını, geçiş dönemini ve hayvani dürtülere karşı sergilenen ilk çetin direnci simgeler.


   Su unsuruna ve gökyüzünün alt katmanlarına benzetilir. Kalpte henüz istikrar sağlanamamış; şüphe, vesvese ve duygu dalgalanmaları devam etmektedir. Dervişin kararlılık göstermesi gereken kritik bir eşiktir.


    Kırmızı.


   Ateş unsurunu, gazap, şehvet ve hırs gibi yakıcı hayvani kuvvetlerin bastırılması mücadelesini simgeler. Kırmızı nur, kalpteki kanın ve benlik tutkularının zikir ateşiyle tasfiye edilmesidir. Bu safhada sâlik öfke ve arzularıyla yüzleşir. Kırmızının durulup netleşmesi, yakıcı kuvvetlerin kontrol altına alındığına işarettir.


   Sarı.


   Huzurun ve sükûnetin ilk müjdeleridir; ancak henüz erginliğe ulaşılmamış, kırılgan bir nur seviyesidir.


   Güneşin doğuşundan önceki alacakaranlığa yahut sararmış yaprağın solgunluğuna benzetilir. Kalpte zikir kökleşmeye başlamış olsa da derviş hâlâ manevi bir yorgunluk ve arınma sancısı çekmektedir.


   Yeşil.


   Kübrevîlik geleneksel dokusunda en mübarek, en merkezi ve mukaddes renk yeşildir. Kalbin dirilişini, sırr-ı imanı, huzur-ı kalbi ve Rûh makamını temsil eder.


    Dervişin iç âleminde parıldayan yeşil bir zümrüt yahut ucu bucağı olmayan yemyeşil bir bahçe şeklinde tecelli eder. Sâlik, nefsin vesveselerinden büyük oranda sıyrılmış; üns (yakınlık), ferahlık ve ilahi lütuf (Cemâl) iklimine adım atmıştır.


   Parlak Beyaz.


   Saf aklı, sır makamını, günahlardan arınmışlığı ve zihni vehimlerden pürüzsüz temizliği simgeler.


   Aniden çakan bir şimşek, dolunay yahut ışığı kusursuzca yansıtan parıltılı bir ayna gibi görünür. Zihni kıvrımlardan kurtulmuş kalbin, hakikati lekesiz bir biçimde aksettirme halidir.


   Renksiz.


   Bütün renklerin ötesinde ve onların kaynağı olan, fakat hiçbir renkle sınırlandırılamayan Zâtî nurdur.


    Derviş bu nihai safhada artık müstakil bir renk göremez; kendisi o nurun muazzam varlığında erir. Varlık idraki kaybolur (Fenâfi'llâh). Necmeddîn-i Kübrâ bunu, direkt güneşe bakıldığında gözün kamaşarak hiçbir rengi ayırt edememesi ve ışığın içinde kaybolması temsiliyle açıklar. Mevlana da bunu şöyle anlatır.


"Renksizlik âlemi renge esir olunca, bir Musa başka bir Musa ile cenge tutuştu. Renksizlik âlemine ulaştığında, Musa ile Firavun’un barıştığını görürsün."Mesnevi 4


   Nurların yalnızca renkleri değil, sâlikin bâtın ufkundaki hareket tarzları ve büründükleri biçimler de manevi durumun göstergesidir:


  .Noktalar ve Kıvılcımlar.Zikrin kalbe henüz nüfuz etmeye başladığı anlardaki ilk gaybi uyanışlardır.


   Daireler ve Halka Halindeki Nurlar.Zikrin kalpte devretmeye başladığını, odağın toplandığını ve manevi enerjinin merkezileştiğini gösterir.


  Yükselen ve İnen Işık Sütunları. İnen nur ilahi feyiz ve rahmettir,yükselen nur ise sâlikin ihlaslı zikri ve kalbi teveccühüdür. Bu iki nur sütununun buluşması, manevi fethi (feth-i mübîn) getirir.


   Güneş ve Ay Sembolleri.Güneş, mürşidin irşad nurunu yahut marifetullahı; Ay ise dervişin kalbini ve o marifeti yansıtma kapasitesini temsil eder.


    Mürşid-i kâmil, dervişin halvetteki tecrübelerini ve gördüğü renkleri dinleyerek onun manevi seviyesini teşhis eder. Mesela, sürekli kırmızı veya mavi nur gören bir sâlikin nefsani damarlarının hâlâ aktif olduğu anlaşılır; mürşid buna göre zikir usulünü veya halvet dozunu yeniden ayarlar.


 Sâlikin tecelli eden renklere ve ışıklara takılıp kalması seyrindeki en büyük engellerden biridir. Kübrâ, "Işık gaye değildir; gayeye götüren bir işaret fişeğidir" ilkesiyle dervişi biçimlere ve renklere takilip kalmaktan caydırır.


    Hedef renklere takılmak değil, renklerin ötesindeki Allah CC  ulaşmaktır.


    Haftaya devam edelim biznillah. Cuma izi tebrik eder afiyetler dilerim.


 


Dipnotlar ve Kaynakça


[^1]: Necmeddîn-i Kübrâ (ö. 618/1221), Kübrevîlik tarikatının kurucusu olup tasavvufta rüyalar, seyr-i sülûk halleri ve ışık tecrübelerinin tahlili konularında çığır açan bir sufidir. [^2]: Necmeddîn-i Kübrâ, Fevâihu’l-Cemâl ve Fevâtihu’l-Celâl (ed. Fritz Meier), Wiesbaden: Franz Steiner Verlag, 1957. Eser, halvete giren sâlikin tecrübe ettiği nurları ve manevi halleri detaylandırır. [^3]: Şihâbüddin es-Suhreverdî, Hikmetü’l-İşrâk, Tasavvufi ve felsefi ışık metafiziğinin temel metinlerindendir. [^4]: Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî, Mesnevî-i Ma'nevî, Cilt I, b. 2467-2470. [^5]: Henry Corbin, L'Homme de Lumière dans le Soufisme Iranien, Paris: Éditions Présence, 1971 (Türkçesi: İran Tasavvufunda Işık İnsanı, Çev. Lütfi Fırat, İnsan Yayınları).

 
 
 

Yorumlar


© 2023 by NOMAD ON THE ROAD.

  • Instagram Black Round
  • Pinterest - Black Circle
bottom of page