top of page

“Sübhânellezî Halaka’l-Envâre ve’l-Elvâne”

  • Yazarın fotoğrafı: hüma
    hüma
  • 6 saat önce
  • 3 dakikada okunur

Yağmurlu, bereketli bir öğle sonrası. Cumanızı tebrik ederim.

   Dün muhabbetin ve baharın renkleri sarmıştı dört bir yanı.

   Yeşilin zengin tonları ile birlikte ince hüzmeler halinde altın sarısı ve turucunun buluşması vardı.

   Yeşil, güvenin ve tazeliğin rengi; uzun yıllara dayanan dostluğun , kök salmış, huzur veren tarafı. Turuncu samimiyetin, kahkahanın, “sen varsan yeter” hissinin sıcaklığı. Arada  serpilmiş altın sarısı parıltılar… onlar da vefa ve sadakatin ışıltısı.

   Dost muhabbeti bazen sessiz bir lacivert olur derin, kelimesiz anlaşılan, sadece gönülden gönüle konuşulan muhabbetlerde.

   Çam ormanlarının,yılların yükünü taşıyan, fırtınalara rağmen dimdik duran, kökleri toprağın derinliklerine uzanan güven rengi  zümrüt yeşili. Bu yeşil, “ne olursa olsun buradayım” diyen, sorgusuz sualsiz yanında olan dostluğun rengidir. Sessiz, alçakgönüllü, güçlü. Bu yeşilde ne yalan vardır, ne hesap, ne de geçicilik.

   Bir ton açıldığında yosun yeşili olur.

Nemli, serin, eski duvarlarda, eski dostluklarda biriken o yumuşak, huzur veren yeşil. Zamanın üstüne usulca örtülen, hiç eskimeyen, sadece derinleşen muhabbet.

   Daha aydınlık, taze bir ton ise filiz yeşili, baharın ilk yaprağı gibi.

Yeni dostlukların, “tanışalı çok olmamasına rağmen sanki yıllardır varmışsın” hissinin rengi. Canlı, umutlu, her sohbetle biraz daha büyüyen, ışığa doğru uzanan bir yeşil.

   Ahval böyle olunca dilde katıldı gönül ile beraber tesbihe.

  “Sübhânellezî Halaka’l-Envâre ve’l-Elvâne”

“Nurları ve renkleri yaratanı tesbih ederim.”

   Bu tesbih, nuru ve rengi yaratan Rabbimizin sanatına hayranlığı anlatır. Gözler ışık ve renklerde O’nu görürken kalpler  O’nu hisseder, hayran olur.

   Nur, O’nun Zât’ının tecellisi; renk ise o nurun yeryüzünde binbir surette kırılışıdır. Bir ışık huzmesi camdan geçerken nasıl yedi renge ayrılırsa, Rahman’ın rahmeti de kâinata aynı şekilde yayılır.

   Yeşil bir yaprakta hayat, kırmızı bir gülde sevgi, mor bir menekşede tevazu, beyaz bir bulutta saflık… Hepsi O’nun elinden çıkmış, hepsi O’nun boyasıyla boyanmış.

    Baharın ilk nefesiyle dünya yeniden bu tesbihin canlı bir tefsiri olmuş adeta. Kışın gri kefeni kalkmış,toprak, gökten inen nur suyuyla dirilmiş.

   Gözlerin temaşa ettiği manzara Fâtır Sûresi’nin ayetlerini  hatırlatmakta. Gökten su iner, türlü türlü ürünler çıkar; dağlar beyaz, kırmızı, simsiyah yollarla boyanır. Her renk, bir ayettir. Her renk, “Sübhânellezî halaka’l-envâre ve’l-elvâne” diye seslenir duyana.

    Sıbgatullâh burada devreye girer. Allah’ın boyası, nurun ve rengin aslıdır. O boya ne solar, ne dökülür. Mevlânâ’nın safa küpüne dalan nefis, İbn Arabî’nin İlâhî aynasında cilâlanan kalp, işte bu boyayla renklenir. Nefsânî renklerden (kibirin siyahı, hasedin yeşili, dünya tutkularının donuk grisi) arınan kul, saf nura kavuşur. O zaman her renkte Hakk’ı görür; her ışıkta O’nu müşahede eder. “Su, kâsenin rengine bürünür” der İbn Arabî. Kalbimiz de böyledir: Eğer dar dünya kâselerine dolarsa sınırlı kalır. Ama Sübhânellezî halaka’l-envâre ve’l-elvâne’yi anlayan kalp, İlâhî genişliğe açılır,her tecelliyi kabul eder, her renkte O’nun sanatını seyreder.

   Resûlullah Efendimiz (s.a.v.) bu tefekkürü en güzel şekilde yaşamıştı. Yeşili severdi; çünkü yeşil, hayatın ve cennetin rengidir. Beyazı severdi; çünkü beyaz, nurun en saf halidir. O, renkleri ve nurları yaratanı tesbih ederken, bizlere de “gözünüzle gördüğünüz her şeyde bir ayet vardır” diye işaret buyurmuştu.

   Zaman yolcusu, bahar içte yol alırken nur ve renk arasında  , bir lalenin yaprağına, bir kelebeğin kanadına, akşam kızıllığındaki gökyüzünde rabbinin nimetini zikreder.

Sübhânellezî halaka’l-envâre ve’l-elvâne…

Nurları ve renkleri yaratanı tesbih ederim.

Ey Rabbim! Senin nurunla aydınlanan gözlerimi, Senin rengiyle boyanan kalbimi Sana adadım.

Nefsimin karanlık boyalarından arındır beni.

Kalbimi Sıbgatullâh ile renklendir.

Beni, yarattığın her renkte ve her nurda Seni görenlerden eyle.

  Her renk bir dua, her nur bir secde, her bahar bir diriliş çağrısıdır. Ve biz, bu çağrıya kulak verenleriz.

Sübhânellezî halaka’l-envâre ve’l-elvâne…

Tesbih ederim O Zât’ı ki, nurları ve renkleri yarattı;

gözlerimizi O’nunla görsün,

kalplerimizi O’nunla dolsun,

hayatımızı O’nunla renklendirsin.




1-“Allah’ın boyasıyla boyandık. Boyacı olarak Allah’tan daha güzel kim vardır? Biz ancak O’na kulluk ederiz.” (Bakara, 2/138)

2-“Görmüyor musun ki Allah gökten su indirdi. Biz onunla türlü türlü ürünler çıkardık. Dağlardan da beyaz, kırmızı (çeşitli renklerde) ve simsiyah yollar (kıldık)… Kulları içinden ancak bilenler Allah’tan (gereğince) korkarlar.” (Fâtır, 35/27-28)


 
 
 

Son Yazılar

Hepsini Gör
Gül yetiştirmek.

15 Nisan 2026 Çarşamba. Dünya Sanat Günü olarak adlandırılmış bir gündü. Niyetim bu cuma bu başlık altında yazmaktı. Ama insanlığın en latif çiçeklerinin boy verdiği ,fırçanın, kalemin, notanın en

 
 
 

1 Yorum


sengulyldrm2
5 saat önce

🥰💕

Beğen

© 2023 by NOMAD ON THE ROAD.

  • Instagram Black Round
  • Pinterest - Black Circle
bottom of page