top of page
  • Yazarın fotoğrafıhüma

Nurşirevan.

Bulutlu gökyüzü.Sıcak bir hava. Henüz yağmadı ama bulutlar yağmur yüklü.

Bugün Sasani hükümdarı Nurşirevan’nı yazmak istiyorum. Detaylıca okumak istiyenler Prof Dr. AHMET Şimşirgil’in konu ile ilgili makalesinde okuyabilirler.

Nurşirevan adaleti ile bilinir,adaleti ile anılır. İki cihan serveri Resulullah efendimiz: “Ben âdil sultan zamanında dünyaya gel­dim” buyurarak onun adaletini öv­müş, kendisine tabi olmadan gittiklerine üzüldüğü isimler arasında Nuşirevan’ı da saymışlardır. Bu adil hükümdar Kafkaslardaki Türk ve Seyyid olanların ana tarafından ataları sayılır.

Peygamber Efendimizin dünyaya geldiği yıllarda İran Sasani İmparatorluğunun başında hükümdar olarak Nuşirevan vardır. Asıl ismi “Hüsrev”dir. Bu zat adaletiyle ün yapmıştır. Sadece İranlılar değil komşu ülke insanları dahi onun adaletine hayran kalmışlardır. Kırk sekiz sene hükümdarlık yapmıştır...

Nuşirevan, o yıllarda hayli güçlü olan Göktürk Hakanı’nın kızıyla evlenmiştir. Bu evlilikten peş peşe üç kız dünyaya gelir ki, İslam tarihinin en önemli şahsiyetlerinden olurlar.

Hazreti Ömer, Sasanî devletini yıkıp İran’ın fethini tamamladığında Nûşirevân’ın üç kızı da esirler arasında bulunuyordu. Bun­lara da diğer esirler gibi muamele yapılmak istenince Hazreti Ali, “Resûlullahın esir olan sultanlara ve çocuklarına ayrı mua­mele yapılmasına dair Hadis-i Şerifi var” deyince Hazreti Ömer bu kızları Sevde vali­demizin emrine verdi. Bir müddet sonra bunların üçü de kendi istekleriyle Müslü­man oldular.

Bunlardan Şehr-i Bânu Gazele Hazreti Ali’nin oğlu Hazreti Hüseyin’le evlendi. Birisini Hazreti Ömer’in oğlu Hazreti Abdul­lah diğerini de Hazreti Ebubekir’in oğlu nikah edindi.

Hazreti Hüseyin ile Şehr-i Bânu Gaze­le’nin evliliğinden Zeynelabidin hazretleri dünyaya geldi. Şehr-i Bânu’nun annesi olan Nûşirevân’ın hanımı ise Göktürk hakanının kızıydı. Böylece Türkler ve Acemler seyyidlerin akrabaları olmuşlardır.

~~~~~~~~~~~~~~~~~~~


Nûşirevân tahta çıktığında henüz 18 ya­şında bulunuyordu. Babasını ve devleti mezdek isimli sahtekarın elinden kurtarmak için senelerce uğraşmıştı. Suriye, Kilikya ve İç Anadolu bölgelerine kadar yayılan geniş im­paratorluk babasının güçsüz idaresi döne­minde tam manasıyla zulüm ve fesat yuvası haline girmişti. Emirler serbestçe hareket ediyorlar, hak hukuk tanımıyorlardı. Nûşirevân’ın padişahlığının 3-5 senesi de böyle geçti.

Uyanık ve bilgili veziri Minuçehr in baykuşların arasındaki muhabbeti anlatmak bahanesi ile zarif bir şekilde uyarısından sonra kendinin ve devletinin idaresini ele alıp memleketinde muhtaç kimse bırakmamıştır. Baykuş düğünü isimli bu hikayenin nihayeti nurşirevanın huzur içinde ebedi aleme irtihalidir.


Hükümdar Nuşirevan, hastalanmış, ölüm döşeğine yatmıştı. Evlâtlarını toplayıp onlara vasiyetlerini söylemeye başladığında, içlerinden biri:

-Baba, senin derdine hiçbir çare bulunmaz mı? dedi. Nuşirevan:

-Olmaz olur mu? Her derdin bir çaresi vardır. Benim derdimin devası ise, viranede öten baykuşun etidir. Eğer ülkemde bir harabede öten baykuş bulur, bana getirirseniz derdimin çaresi bulunmuştur, diye esrarlı bir cevap verdi.

Bir virane bulamazlar!..

Hükümdarın oğulları bu işe sevindiler. Dört yoldan İran’ın her yanında virane aramaya başladılar. Fakat ne kadar aradılarsa bulamadılar. Çünkü hükümdar milletine o kadar hizmet etmişti ki, ülkenin hiçbir yerinde, kendi haline terk edilmiş bir virane bulmak imkânsız hale gelmişti.

Hükümdarın çocukları, babalarına üzülerek bir virane bulamadıklarını söylediler. Nuşirevan, zaten bulamayacaklarını daha önceden biliyordu. Onların haline gülümseyerek 579 senesinde son nefesini verdi...

304 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Babam.

Kokular.3

Kokular.2

Comments


bottom of page