top of page

Medain Salih (el-Hicr)

  • Yazarın fotoğrafı: hüma
    hüma
  • 15 Ağu
  • 3 dakikada okunur

Bundan asırlarca önceydi. Ashab-ı hicr olarak anılır, Semud kavmi diye bilinirlerdi.

Onlar kayalara evler oyar,ovalara saraylar inşaa ederlerdi. Güçlü ve yaşadıkları çağa göre öndeydiler. Ad kavmini ve onun helak edilişini bilirlerdi bilmesine, ama bu bilgi onların kibir ve isyanlarına engel olmazdı. Sağlam derlerdi bizim binalarımız,öyle rüzgarlarla darmadağın olmaz.


Kibir,gurur,zulüm artıp yürekleri kapkara kararttığında,içlerinden bir uyarıcı geldi unuttukları,isyan ettikleri Rablerinden.

Geleceğe dair kendisine ümit bağlanan,sevilip sayılan,güvenilir, hastaları ziyaret eden, zayıfları ve yoksulları gözeten, hayır işleriyle uğraşandı “Semud” kavmine gelen Salih  elçi.


Onlar hatırlatan,ikaz eden peygamberlerine inanmadılar. Yalan söylediler,tuzaklar kurdular,alay ettiler. Mucize diye tutturdular.

Rabbimiz ,kayanın bağrından doğan bir mucize verdi onlara. Naka koydular adını. Yavruladı Naka. Bir gün onlar onun sütünü sağdılar ,diğer gün deve ve yavrusu onların suyunu içti.


Fitne fesat durmadı,durulmadı. Devenin içtiği suya göz diktiler. Rablerinden gelen ikazlara aldırmadılar. Suyumuzu tüketiyor diyerek  Naka ve yavrusunu zalimce katlettiler. Aslında zulm ettikleri kendileriydi de,onlar bi-haberdiler.

Yetmedi, vaad edilen azab ile alay ederek erken gelmesini istediler.

Vakt geldiğinde üç gün mühlet verildi onlara. O üç günün birinde sarardılar,ikincisinde kızardı renkleri,üçüncü günde karardılar. Nihayetinde korku içinde bekleşirlerken Ashab-ı Hicr diye anılan Semud kavmi,onları  helak etmeye bir sayha yetti. Dağınık çer-çöp gibi oluverdiler yeryüzünde.


Öyle bir helak oluşla yok oldular ki o günlerden asırlar sonra,

Resûl-i Ekrem, Tebük Gazvesi sırasında askerleriyle birlikte Semûd kalıntılarının bulunduğu Hicr’e geldiğinde, Semûd halkının içtiği kuyulardan su alarak yoğrulan hamur ve pişirilen ekmek ve yemeği onlara yedirmedi. Pişirilen yemeği dökmelerini ve ekmekleri develere yedirmelerini emretti.


Daha sonra onları konakladıkları yerden kaldırarak Sâlih As devesinin su içtiği kuyunun başına götürdü ve bu davranışının sebebini açıklarken de, “Onların yaşadığı felâketin sizin başınıza gelmesinden korktum” dedi. (Müsned, II, 117).

   

  Bir haber okudum geçenlerde.

  Semud kavminin helak olduğu yerde yapılan, yapıldığı ülkenin değerlerine taban tabana zıt görüntüler içeren bir partiden söz ediyordu. -1-

   Okuyup geçemedim. Sarstı beni. O görüntülerde envai çeşit manzara izledi gönlüm.

   Çalınmış nesiller, o nesiller üzerinen inşaa edilmiş zaferler gördüm.

   Düşmanlarının keyifle izlediği...

   Gaflet ve kibirle yoğrulmuş meydan okuma gördüm.

   Meyve ağacın dibine düşer derler lakin ben ağaçlardan devşirilmiş ve yaban ellerde beyinleri işlenmiş gençler gördüm.

   Bu gençlerin ülkelerindeki tahribatlarının büyüklüğünü dehşetle takip ettim.

   Bir toplum gençlerinin değerlerini yitirme,düşmanın değerlerine bürünme,ağlanacak yerde gülme, gafletini  izledim.

    Hicr…

Kayalara oyulmuş sarayların, gururun ve azgınlığın yurduydu…

Semûd kavminin “yenilmez” sandığı şehir, Rabb’in tek emriyle sessizliğe gömüldü.

Ne taşlar kaldı konuşacak, ne de bağıran ağızlar…

Kur’an, bu sessizliği bize uyarı olarak bıraktı:

“Onların yurtlarında hâlâ ibret alacak deliller vardır. Fakat çoğu iman etmez.” (Şuarâ, 158)


   İnsanın iki dili vardır biliriz.

Biri ağzındaki söz, diğeri hâlinin tercümesidir.

Gözyaşı da gülüş de, hal dilinin en sessiz, ama en derin ifadeleridir.


Ne var ki zaman gelir; hakikatin terazisi ters tutulur.

Ağlanacak yerde gülünür, gülünecek yerde ağlanır.

Bu, sadece bir yanlış duygulanma değil, kalbin istikametini kaybetmesidemektir.


Hicr bölgesi, ibretle yaklaşılması gereken bir mekân.

Rasûlullah (s.a.v.), oradan geçen sahabeye “ağlayarak girin” -2-buyurmuştu. Çünkü burası, azapla mühürlenmiş bir kavmin yurduydu.

Bu topraklar, insanı titretmeli; dilini susturup kalbini konuşturmalıydı.

Ama bugün o taşların sessizliği,azap hatırasına esrik haller eşlik ederek bozuluyor.

İbretin üzerine perde çekiliyor.

Ağlanacak yerde gülünüyor.


Ağlanacak yerde gülmek, geçmiş kavimlerin helâk sebeplerinden biridir.

Kur’an, helâk edilenleri anlatırken,

“Onlar dünyada şımarıp eğlenirlerdi.” (Ankebût, 64) buyurur.

Gülüş, Allah’ın nimetini yâd eden bir sevinçten doğarsa rahmettir;

ama uyarıların, azap izlerinin, mezar taşlarının üstünde yükselirse o gülüş, kalbin körleşmesidir.


Bugün bize düşen, mekânın dilini anlamak, zamanın lisanını duymaktır.

Hicr, “ağla” diyorsa, gülmek ihanettir.


Kalbin terazisini doğru tutanlar,

hem gözyaşını hem tebessümünü yerinde kullanır.

Çünkü bilirler:

Yanlış yerde akan gözyaşı, israf;

yanlış yerde atılan kahkaha, felâkettir.

   

  Nice medeniyetler, yöneticilerin evlatlarının kalplerine ekilen yabancı değerlerle fethedildi.Mısır hükümdarı Akhenaton’un oğlu bir örnektir. Bu bakış açısı ile bakıldığında günümüz bazı Arap ülkelerinin veliahtları da benzer durumdadır.

   Sarayda verilen farklı eğitimler, yabancı hocalar, başka şehirlerde geçirilen gençlik yılları… Sonra dönüp gelir ve kendi milletlerinin maneviyatını yavaş ve kararlı adımlarla yok eder.

  

    Bugün bazı topraklarda, “turizm” ve “modernleşme” adı altında  yapılanlar,gelecek nesillerin gönlünü ve zihnini başka yöne çevirmek için atılan adımlar olabilir. İbret yerinde yapılan bir eğlence izleyen herkes  için bir mesaj taşır.

   “Düşman topraklarını ele geçirmiştir. “


Kur’an der ki:

“Onlardan önce nice kuşakları helâk ettik; onlardan daha güçlü idiler, yeryüzünde dolaştılar. Ama kurtaran olmadı. İşte bunda, kalbi olan veya kulak verip dinleyen kimseler için elbette ibret vardır.” (Kaf, 36-37)


Helâk kavimlerinin kalıntılarında yükselen müzik, bugün sadece bir eğlence değil; ibretin unutulmasının ve kibirin ilanıdır.

  Mehmet Akif Ersoy mısraları ile son noktayı koyalım

   Geçmişten adam hisse kaparmış... Ne masal şey!

Beş bin senelik kıssa, yarım hisse mi verdi?

«Târîh»i «tekerrür» diye ta’rîf ediyorlar;

Hiç ibret alınsaydı, tekerrür mü ederdi?


   




1-)


2-) Buhârî (Enbiyâ 17; Tefsîrü’l‑Kur’ân 15/2), Müslim (Zühd 1).

 
 
 

1 Yorum


sengulyldrm2
15 Ağu

💜🌹

Beğen

© 2023 by NOMAD ON THE ROAD.

  • Instagram Black Round
  • Pinterest - Black Circle
bottom of page