top of page
  • Yazarın fotoğrafıhüma

Matruşka bebekleri gibi...

Özellikle büyük alışveriş merkezlerinde,her kesimden insan bir aradayken en çok dikkat çeken insanların büyük çoğunluğunun aynı olması.Matruşka bebekleri gibi. Aynı saç,aynı giyim tarzı. Havalar ısındı şimdi büyük küçük herkesin ayağında aynı terlikler. Erkeklerde ve hanımlarda aynı kaşlar aynı yüz ifadeleri. Beylerde şekillendiriyorlar kaşlarını şimdilerde bakımlı olmak adına. Bir tuhaf ,bakmak zor oluyor yüzlerine. Kendi gibi olan neredeyse yok gibi. Çok üzücü.

Doktor arkadaşlar estetik ameliyatların lise seviyesinde genç kızlar arasında yaygın olduğunu,parasını bulanın beğenmediği yerlerini değiştirmeye geldiğini anlatıyorlardı.

Topluma dayatılan beğeni zorunluluğu ve bu zorunluluğu servis edenler ayrı bir konu.

İçinde bulunduğu toplum içinde kabul görme, aidiyet hissetme insanın temel ihtiyaçlardan biri. Bu sebeple insan bulunduğu topluluğun genel beğeni anlayışına uyum göstermek ister. Bu uyumu yakaladığı yerde de mutlu olur.

Toplumun diğer fertlerinden farklı olmak korkutucudur biraz. Cesaret gerektirir genelin bakış açısına karşı çıkmak. Bu cesareti bulamadığımızda içinde yaşadığımız toplum, bizi birbirimize benzetir.

Her bir insan (“Andolsun ki biz insanı en güzel biçimde (ahsen-i takvîm) yarattık”. Tin sûresi 4.ayette belirtildiği gibi en güzel yaratılmış. Diğerlerinden farklı olan özellik ve güzellikler verilmiş. Bir lütuf olarak her birine bahşedilmiş ayrı ve özel güzellikleri aynılaştırmaya çabalıyor insanoğlu ait olma duygusuna yenik düşerek.

Sadece fizik özellikler değil aynılaşan. Evler,mekanlar,seyahatler,düşünceler.

“Yavaş yavaş ölürler

alışkanlıklarına esir olanlar,

her gün aynı yolları yürüyenler,

ufuklarını genişletmeyen ve değiştirmeyenler.” Diyor Pablo Neruda. Yavaş yavaş ölürler şiirinde.

Özgün olmak,kimseye benzemeden kendin olmak ilk önce, hayata karşı bir duruş ve bir özgüven meselesidir. Özgün olmak, diğerlerine benzememekten korkmamak değil, insanın korkmasına rağmen kendine özgü olanı seçme cesaretidir.

Özgün olmak,zincirlerini kırıp özgür olmak demektir. Kendisine dayatılana direnmek bütün kusurları ile kendini beğenmek,sevmek ve şükr etmek demektir. Çünkü bize verilen bir nimettir,emanettir herbir uzvumuz.

Özgün ve özgür olmak kullanışsız ,uyumsuz,kişiliksiz,rahatsız nesneleri kullanmamaktır. Herkes yiyor diye yememek,herkes giyiyor diye giymemektir.

Northwestern Üniversitesi'nden nöroloji profesörü Dr. Moran Cerf Bir akademisyenin beynin elektrik sinyallerinin senkronizasyonu üzerine yaptığı çalışmalara göre;

“Yakınınızdaki insanların, bir kişinin farkına varabileceğinin veya açıklayabileceğinin ötesinde, sizin gerçekliğiniz üzerinde bir etkisi var. Bu etkilerden biri onlarla benzer hale gelmeniz" diyor.

Anlaşılıyor ki arkadaşlarımız kimliğimizin bir parçasıdır. Bu yüzden, bu akımlara kapılıp aynılaşmadan, özgür ve özgün kalabilmek için hayatta alınabilecek en doğru karar, kiminle vakit geçirdiğinizi akıllıca seçmekten geçer.

35 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Babam.

Kokular.3

Kokular.2

Comments


bottom of page