top of page
  • Yazarın fotoğrafıhüma

İğneden ipliğe sorulacak bir gün.

“Çocukluğumda da ibadetlere çok düşkündüm. Geceleri kalkar, ibadetle meşgul olurdum. Bir gece babamın yanında oturuyordum. Bütün gece gözümü yummamış, Kur’an-ı Kerîm’i elimden bırakmamıştım. Bazı kimseler ise etrafımızda uyuyorlardı. Babama:

– Şunların bir tanesi bile başını kaldırıp iki rekat teheccüd namazı kılmıyor; sanki ölü gibi uyuyorlar, dedim. Bu sözüm üzerine babam kaşlarını çattı ve:

– Oğlum! Başkalarının dedikodusunu edeceğine, keşke sen de onlar gibi uyusaydın! Karşılığını verdi.

Yani babası çocuk yaştaki Şeyh Sadî ye şu dersi veriyordu: “Senin hor gördüklerin, seher vaktinin feyzinden mahrum iseler de, onlara Kiramen Katibîn melekleri menfî bir şey yazmıyor. Senin amel defterine ise, din kardeşlerini küçük görme ve gıybet günahı yazıldı…”

Sadî-i Şirazi’nin Gülistan’ından bu hikaye.


Babam sık anlatırdı çocukken bize. Kimse ile uğraşmayın. İşinize bakın diye.

Yollar denizlerden dağlara. Yolun getirdiği yerde bol yeşil,bol su ve insanlar var karıncalar gibi. Telaş içinde dolanıp duran.

Yolda bir kamyonun arkasında yazıyordu. “İğneden ipliğe sorulacak bir gün” hesap gününü hatırlatıyor gayet kısa ve öz.

“İğneden ipliğe sorulacak bir gün”

Cevaplar hazır mı? Hani boynuzu olandan, boynuzu olmayanın hakkının alınacağı gün için. Ne çok düşünmüyoruz.

Ne çok insan var düşünmeyen ve Ne kadar zor düşünmeyenlerin arasında diline,gönlüne hakim olmak.



72 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Babam.

Kokular.3

Kokular.2

Comments


bottom of page