top of page
  • Yazarın fotoğrafıhüma

Firuze




Mevsim sonbahar ya, hazan renkleri hakim baktığımız yerlerde. Sarı,kızıl,kahverengi tonlarında. Ufak bir esintide salınarak yere düşen,halı gibi ağaç diplerini kaplayan yapraklar şiir tadında. Hüzünlü şiirler ama.

Tuba ağacından düşen yaprakları hatırlatıyor.

Ne çok yaprak düşüyor.

Her sonbahar hüzün içerir ,düşen yapraklarda dile gelen. Ama tedirginlik içinde geçen bu senenin hazanı daha bir hüzünlü,rüzgarların önü sıra sürüklenen kuru yaprakları daha anlamlı,yağmurlarına ise gözyaşı karışmış durumda.

Sene başında pandemi yeni başladığında olan enerjisi,her halükarda anı değerlendirme gayreti yok çoğumuzda. Günlük rutin zorluyor. Gönüller,ruhlar yorgun.

Covit 19,hayatın her kademesini işgal etmiş,insanları korku duygusunun içine hapsetmiş görünüyor.

Öte yanda bu duygunun hiç uğramadığı bir kesim insan şekillendiriyor süreci. Sitemi bir çoğumuzun,bu bi perva yaşayanlara. Günlük akışlarını hiç değiştirmeden gezmelerine,eğlencelerine devam edenlere.

Arkadaşa,sevdiklerine,okullarına hasret yavruları düşünmeyenlere. Aylardır evlerinden çıkamayanları görmeyenlere.

Kul hakkı geçiyor ateşe körükle gidenlere.

Kelimelerimin sonunda gereklilik kipi ekleri ile devam ediyor günlük akışım benim de.

Sevdiğim bir işle uğramalıyım diye kendimi motive etme gayretimin sonucu Firuze ve lacivert yıldız taşı kullanarak yaptığım çalışma zar zor hitama erdi.

Hazan renkleri sarmışken dört bir yanı ,turkuaz renkli,yıldızlarla bezeli bir alem oldu daldığım. Firûze renkli sularda seyran ettim. Lacivert rengin içinde uçuşan yıldızlar ile fezanın sonsuzluğunda dolaştım.

“Rabbişrahli sadri, ve yessirli emri......” -1- ayeti dilimde,dimağımda.

Bu firüze ışıltısından yeşil-mavi damlalar düşsün nerede sararmış,kurumuş gönül varsa istedim. Firüze konuşalım,yazalım kalemin gücü yettiğince.

Renk tayfında maviye sarı eklendikçe ortaya çıkan yeşil ile,mavinin birleştiği yerde durur turkuaz. Bazen mavi ağırlıklıdır (mavi turkuaz)diye isim alır. Yeşili baskın olursa (inci turkuaz)olarak bilinir.

Yeşili ağır basanı severim ben. Firûze ismini ona yakıştırırım. Altı başlıkta 48 alt renk tonu var. Hakkında yazılmış kitaplar meraklısına sayfalarca onu anlatıyor.

Halk arasında “Sabah kalkıp turkuaza bakan insan neşeli, keyifli olur derler.

Gökyüzü ve ormanın birlikte yansıdığı suyu hatırlatır belki de ondandır verdiği neşe. Ne çok ihtiyaç var. Serin,berrak ve sakin,yeşil ,mavi bu manzaraya.

Cevhernamelerde en iyi taş olarak anlatılır Firûze. Ömrü uzattığı,her hastalığa şifa olduğu,üzerinde taşıyanın yenilmeyeceği ve diğer insanlara hoş görüneceği anlatılır.

Nazara karşı kullanılır.

Osmanlı’da padişah tahtlarında çokça kullanılmıştır. Kanuni sultan Süleyman’ın tahtında sırtına denk gelen yerde büyükçe bir turkuaz taşı olduğu söylenir.

Aristonun Büyük İskender’e, üzerinde turkuaz taşımasını öğütlediği anlatılır .

İmam Sadık (as) “Firûze Yüzük takılan el asla fakir olmaz " dediği de nakledilir. -2-

Bir de hadis-i Şerif söyleniyor ama sağlam kaynaklarda bulamadığım için buraya almadım.

Eski zamanlardan bu yana, hastaları sakinleştirici etkisinden yararlanılarak ,panik atak,mani gibi bazı ruh hastalıklarının tedavisinde kullanılmış. Özellikle psikiyatri hastahanelerinde duvarları turkuaz tonlarında boyayarak hastaları rahatlatmayı amaçlamışlar.

Derviş meşreb olana ise başka şeyler anlatır firüze renk. Dinleyen gördüğünü, Nefs mertebelerini geçer seyrinde, turkuaz olarak başlar, firûze ile kemale yaklaşır. Radıyye olur. Mavi nefs-i emmarenin rengidir derler. Sarı ise nefs-i levvamenin. Maviye sarı kattıkça yeşerir. Yollar aşar kırmızı,beyaz. Nefs-i radiyyede yeşil olur. Ahfa da son bulur.

Ta dünyanın bir ucundan ötekine uzanan yol boyu serpilmiş sarı taşlar arasında yükselmiş Firûze rengi,altın ile bezenmiş kubbeler, devasa kapılar ses verir adeta geçmişten geleceğe. Bir milleti temsil eder,bir portre çizer insan muhayyilesinde.

Hayatın sırrını çözmüş,dünyevi hırslardan arınmış,İslam ve vatan sevdası ile yoğrulmuş insanları o insanların yollarını anlatır. Geçmiş ama önde rehber olanlar. Bir başka alem seyredilir o renkler arasında. O başka diyarlardan,asırlar öncesinden nice ışık tutulur günümüz dünyasına.

1. Huş der dem 2. Nazar ber kadem 3. Sefer der vatan 4. Halvet der encümen 5. Yad kerd 6. Baz keşt 7. Nigalı daşt 8. Yad daşt 9. Vukuf-ı zamanı 10. Vukuf-ı adedî 11. Vukuf-ı kalbî.

Der. Erbabı o ışığı takip eder.

Firûze en çok o yolu,o yolun rehberlerini hatırlatır. O büyüklerden Şâh-ı Nakşibend hz sözleri ile bitireyim.

“Vukūf-i zamânî, sâlikin her zaman kendi hâllerine vâkıf olmasıdır. Eğer amelleri şükretmeyi gerekti­riyorsa şükretmeli, tevbeyi gerektiriyorsa tevbe etmelidir. Yani bast hâlinde şükretmeli, kabz hâlinde ise tevbe ve istiğfâr ile meşgul olmalıdır.”

Estağfirullahel aziym ve etubu ileyh.


1-Taha, 25-26

2-Hilyet-ul Muttakin.

İmam suyuti makamat.konuşan taşlar.

132 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

İstanbul.

bottom of page