top of page
  • Yazarın fotoğrafıhüma

Fatih ve fetih.

Güncelleme tarihi: 30 May 2020

İstanbulun fethinden sonra , Ayasofya’da ilk cuma namazı 1 Haziran 1453 cuma günü kılındı. Cuma hutbesini , Fatih’in ”O benim hocamdır. Şehrin manevi fatihidir" dediği, Ak Şemseddin,Fatih Sultan Mehmet Han adına okudu. Bu cuma namazı ve sonrası söylediği mısralar temel olsun Fatih Sultan Mehmed Han‘ı yad etmeye.

Ayasofya’yı zeminden kubbeye kadar gezen Fatih Sultan Mehmet Han ,Caminin kubbesinde,etrafını temaşa ederek Şeyh Sadi-i şirazi’nin divanından Farsça şu mısraları söyler. Bazı bilenler bu sözleri,fetihten hemen sonra kralın yıkılan sarayını gezerken söylediğini belirtiyorlar.

Hangi halde söylemişse de dikkat çekmek istediğim nokta değişmiyor.

Muzaffer komutan dünyanın faniliğini hissediyor gönlünde.


perdedari mikoned der kasr-ı kayzer ankebut bum nevbet mizedend der târem-i efrâsiyab

Sezar’ın sarayında örümcekler ağlarından perde örüyor,

Efrasiyab’ın kümbetinde baykuşlar marş çalıyor.


Fatih Sultan Mehmet Han gurur kibir duymuyor büyük fethinden . Huzur ve hüzün var hissedilen dünyanın faniliğini anlatan bu satırlarda.

Batının ve doğunun hükümdarlarının kâşanelerinde örümcekler ve baykuşlar hüküm sürmekte şimdilerde. Hani nerede bir zamanlar mekan tutmuş olanlar diyor kendine ve ta ötelere bizlere doğru seslenerek. O günden bugüne bütün güç sahiplerine...

Dünya fani, herşey geçici diyerek edip şahsına özgü mesaj veriyor.

Dünyanın faniliği,mağlup bir ağızdan çıktığında başka,galip ,erk sahibi bir gönül dilini tercüman kıldığında başka düşüncelere alıp götürür dinleyeni.

Fatih Sultan Mehmed Han muazzam vasıflarla donanmış bir şahsiyet. Çağ açıp,çağ kapatmış, yerlerin ve göklerin,kainatın sevgilisinin övgüsüne mazhar olmuş,buna rağmen,başka milletlerin galip komutanlarından sadır olan “geldim,gördüm,yendim” gibi kibir içeren ifadeler zerre miktarı yok halinde,sözlerinde.

Beslendiği manevi kaynakların etkisi ile arif,edip, kamil bir insan. Ta çocukluğundan itibaren hayatı ve dünyayı doğru okumasının,etrafındakilerin yönlendirmelerine kapılmadan sergilediği duruşun,tarihe yön veren sonuçlarını biliyoruz. Bu mesele cereyan ederken söylediği,

“evvelen fikir, ahiren amel gerekmez miydi?’ sözü ,en az

“Padişah siz iseniz ordunuzun başına geçiniz,eğer padişah ben isem emrediyorum ordumun başına geçiniz” sözü kadar dikkat çekicidir.

Bu eşsiz,benzersiz padişahın hükümdarlık yok gözünde. Aksi bir yol çizmesine, rind bir zikir ehli olmasına müsaade edilmediği için sultan.

O gönül aleminin sultanına bende. Atının ayaklarından ona çamur sıçramasın diyerek önden yürümesini rica ederek İstanbul’a önden onun girmesini sağlaması ve bu sıradaki paslaşmaları sevgi ve saygısına örnek.

Ayasofya’da kılınan cuma namazı ile alakalı bir anekdot ile bitirelim. Bu anekdot onun Allahu alem manevi alemlerde de feth sahibi olduğunu gösterir.

Fatih Sultan Mehmed Han, Cuma namazını Ayasofya’da kılacağı zaman etrafındakilere

Aranızda ikindi namazının sünnetini hiç kaçırmayan birisi imamlık yapsın” der.

Fakat bu vasıfta hiç kimseyi bulamazlar. Bunun üzerine Fatih, “Ben hayatımda hiç ikindi namazının farzını ya da sünnetini kaçırmadım” der ve imamlığa geçer.

Tekbir alır.

Onunla birlikte cemaat de ulvî bir sesle tekbir alıp, ellerini bağlıyor.

Mehmed Han,birden selâm veriyor. Sonra bir daha tekbir alıyor. 300 bin kişi bir daha tekbir alıyor! Sultan, sonra yine selâm veriyor; tekrar tekbir alıp, üç tekbir de namazı kıldırıyor.

Hocası Ak Şemseddin, namazdan sonra talebesi olan Sultan’a:

-“Yazıklar olsun sana! İstanbul’u fethettim diye kibre kapılıp, namazı 3 kere de kıldırırsın!” diyor.

Fatih’in gözleri yaşlı…

Dönüyor hocasına, diyor ki:

-“Hocam eğer bu sitemin olmasa idi, söylemeyecektim. ‘Birinci tekbir de aklıma bir şey girdi. Bu kilisenin yönü Kıble değil, selâm verdim. Sonra ki tekbir de yine evham geldi, tekrar selâm verdim; üçüncü tekbiri alırken, Kâbe bütün ihtişamı ile önümde belirdi! Rahatladım ve namazı kıldırdım’…”

Bunun üzerine Ak Şemseddin de Fâtih Sultan Mehmed Han’a şunları söylüyor:

-“Bende, sen bunu anlatmasa idin, asla anlatmaz idim. ‘Sen birinci tekbiri alınca: Eyvah! Buranın yönü Kıble değil; yetiş Allah’ım imdâda!” dedim, sen selâm verdin. İkinci tekbir de yine Allah’a yalvardım, sen selâm verince rahatladım. Sen üçüncü defa tekbir alır iken, Hızır (aleyhisselam) geldi, parmağını Camii’nin duvarına sokup Kıbleye çevirdi ve dedi ki:

“Allah bize fethi müyesser eyledi (nasîb etti)..”

65 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Nasip…

Kommentare


bottom of page