top of page
  • Yazarın fotoğrafıhüma

Bayram bitti...

Sefer halinde olanın konduğu zamandaki adıdır misafir.

Evinden,yurdundan türlü gaye ile yola revan olmuş, tutunacak dalı olmayandır.

Ne kadar konforlu şartlara sahip olursa olsun gariptir,yabancı ve yalnızdır.

Himmete muhtaçtır.

Milyonlarca müslüman şehirlerin anası Mekke’de Rahman’ın misafirleriydi.

“Duyufurrahman”dılar.

Işığa meftun pervaneler gibi dönüp durdular misafirlikleri boyunca.

Bilenler bilir ki,Beyt-i mamur ile birlikte Hiç durmaz beytullahtaki o devran. Gece gündüz bir an boş kalmaz. Adeta kalbi gibidir alemin.

Vakti geldiğinde dönüp duranlar,akıp seller gibi düştüler Arafat yollarına. Milyonlarca benzeri ile bir zaman öylece birlikte durdular vakfede. Sarı kumlu çöllerin ortasında yükselen kara taşlı bir dağın üzerinde uçuşan milyonlarca kelebek gibilerdi bakıldığında.

Durdular bazıları bir gün ,bazıları bir saat boyunca beklediler ve dua ettiler yalvara yakara. Üzerlerine yağan rahmete gark oldular bütün zerreleri ile.

Öylece durunca, boynu bükük bekledikçe kaybolur etrafındaki milyonlar, kaybolur herşey. Silinir,küçülür dünya. Sadece durup dinleyen ve rabbi kalır...

Oralarda bayram, bu duruşun ardından kuvvetli bir akışla başlar,devam eder. Ta ki onlar tertemiz,analarından doğmuş gibi ,duaları makbul bir halde evlerine dönünceye kadar...

Gönlümüz oralarda,adım adım ilerlerken onlarla birlikte, bizim buralarda bayram,tatlı mı tatlı,rengarenk, cıvıl cıvıldı. Pembe,beyaz,yeşil,açık maviydi renkler,ışıl ışıl.

Alt tonlarda renkler ve duygular değişebilse de sevgi diliydi konuşulan.

Etraftaki senelerce çıt çıkmayan viraneye dönmüş mekanlar sesler ve renklerle dolup taştı. Cıvıltıları kulakları aşıp gönülleri şenlendirdi.

Bayram bitti...

Rutin akışa döndü pek çoğumuz. Bu geçirdiğimiz günler pek çok özellik ve faydasının yanında insana yavaşlamayı,odaklanmayı öğreten günlerdi. İçimizdeki iyiliğimizi İstemeyen ile uğraşmayı,onun oyunlarını bozmayı,ona rağmen başarmayı ,kazanmayı anlattı,yaşattı.

Her namazın ardından Allahüekber diye başladık. Ve lillahil hamd diye bitirdik. Hamd kelimesi, rabbimize karşı övgü, şükür, rızâ, ayrıca sevgi ve tâzim unsurları içerir.

Elhamdulillah.

İlk önce istemek ,ardından umut etmek,umut ettiğini sabırla beklemek, dert geldiğinde sabretmek, tevekkül etmek,sabırla birlikte say etmek, aradığına nail olunca şükretmek, olmazları olduran Rabbin büyüklüğünü tekrar tekrar idrak ve ifade etmek, hamd etmek,hamd etmek.

Formül bu.

Rabbimiz şükrümüzü artırsın.

36 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Akıl ve gönül.

Akıl akıl olsaydı adı gönül olurdu Gönül gönlü bulsaydı bozkırlar gül olurdu. N.F.K. Akıl ve gönül. Akla sığan gönüle sığmadı mı olmaz. Zira bu beden ikliminde danışmamız gereken son mercii gönüldür.

Acısını hissetmediği masumların ahı tutar insanı.

Bu görselleri görünce şaşıracak bir kısım. Alev almış yanarken insanlar ne alaka bu post diyecekler. Bu görüntüler bir girizgâh. Sadede gelmek için. Buyrun. Soymuk sarma. Batı Karadeniz -Kastamonu yör

O “an” da gönlümüzde ne var.?

Bir video gelmişti hesabıma dostların birinden. Bir bilen hesaplamış,“Melekler ve rûh O’na, miktarı elli bin yıl olan bir günde yükselip çıkar.” mearic suresinde 4. Ayette geçen    Elli bin senelik gü

Comments


bottom of page