top of page

Çöl sıcagından, dağların serinligine.Sürgün,hicret,tebliğ...

  • Yazarın fotoğrafı: hüma
    hüma
  • 5 gün önce
  • 6 dakikada okunur

  Birkaç hafta önce peygamber efendimizin soyunun kafkaslardaki seyrini, bulabildigim kaynaklardan,yapabildiğim kadar ozetle  yazmıştım.


    Pek çok  okudum. Kaynaklar konusunda yapay zekadan destek aldım. Dilerim konunun uzmanları derinlikli calismalar yaparlar. Bunu çok isterim.  Bugun 2. Ve ,3. Bölümleri anlatacağım.


   Amatörce,iddiasız.


  Gecenin ve dağların kadim fısıltılarına yaraşır, derin,tarihî bir hikaye anlattığım. Hikâyenin kahramanları zaman içinde dal  budak salıp saracaklar dört bir yanı. 


   Buyrun.


   Evvel zaman içinde, Doğu’nun ucu bucağı görünmeyen bozkırlarında iki büyük nehir akardı.    Bu nehirlerden biri, Adaletli Şah I. Hüsrev’in (Anuşirvan) saraylarından süzülen Sasani’nin bin yıllık adalet nehri,diğeri ise Arabistan çölünün  Gül bahçesinden, Hz. Peygamber’in Ehl-i Beyt’inden çağlayan nur nehriydi.


   Günün birinde, Kadisiye ve Nihavend’in tozlu ufuklarında savaş atlarının kişnemeleri yankılandı. Sasani İmparatorluğu’nun bin yıllık tahtı devrilmiş, sarayların gümüş kadehleri kırılmıştı. Son Hükümdar III. Yezdicerd’in katliyle birlikte, sarayın asil hanımları ve prensesleri kader rüzgârının önünde sürüklenip Medine’ye, Peygamber şehrine getirildi.


   Klasik İslam tarihçileri Belâzurî’nin Fütûhu’l-Büldân ve İbn Kuteybe’nin el-Maârif adlı eserlerinde aktardığı üzere, esirler arasında III. Yezdicerd’in dünyalar güzeli kızı Şahrbânû (Şahzenân) da vardı. Medine meclisinde Mescid-i Nabevî’nin huzuruna çıkarıldığında, Hz. Ali’nin müdahalesiyle prensese büyük bir hürmet gösterildi ve kendisine dilediği kimseyle evlenme özgürlüğü tanındı.


Prenses, gözlerini Medine’nin gençleri arasından Hz. Hüseyin’den alamadı. Şah kızı ile Peygamber torunu el ele tutuştuğunda; Doğu’nun iki asil kanı, iktidarın kılıcıyla değil, mukaddes bir akitle ilk kez tek bir yürekte buluştu.


   Gün güne eklendi,devran döndü bu güzel birliktelikten  Hicri 38 yılında Medine’de ceylan gözlü bir çocuk dünyaya geldi. Ali bin Hüseyin.   


   Onu görenler ,"İbnü’l-Hiyaratayn" — yani "İki Seçkinin Oğlu" diye  selamlarlardi. Annesi kanıyla Sasani krallığının meşruiyetini, babası kanıyla Peygamber neslinin manevi asaletini şahsında toplamıştı.


    Fakat fani dünyanın ikbal hırsı büyüktü... Fitne gecikmedi. Haset gönülleri yaktı kavurdu.      


   Hicret’in 61. yılında Kerbelâ denilen o kavurucu çölde zulüm fırtınası koptu. Hz. Hüseyin ve Ehl-i Beyt’in fidanları çölde  kumlara bulanarak şehit edildi. Yalnızca genç Ali Zeynülâbidîn, çadırda ağır bir hastalıkla yattığı için askerlerin kılıcından mucizevi bir şekilde sağ kurtulabildi.


   O çöl ateşinden sağ çıkan tek fidan,tek erkek evlattı. O  Sasani’nin adaletini ve Peygamber’in ahlakını geleceğe taşıyacakti. 


   Şam’a, Yezid b. Muâviye’nin sarayına zincirlerle götürülen Zeynülâbidîn,Sasani saray geleneğinden  miras aldigi edebi hitabet kabiliyeti ve Ehl-i Beyt’inadil özellikleri ve  imanıyla sarayın sütunlarını sarsan konuşmalar yapti , gonuller feth etti...


    Medine’ye döndüğünde ise siyasetin kirli çekişmelerinden uzak durarak ömrünü ibadet ve rahat ile geçirmeye başladı. İslam irfanı ona "Zeynülâbidîn" (İbadet Edenlerin Süsü) ve "Sessâd" (Secde Eden) unvanlarını verdi.


   Emevi ve Abbasi hükümdarlarının gazap rüzgârları dinmek bilmeden sürüp giderken.Hz Peygamber’in (sav)neslinden olan Seyyidler ve Şerifler için hilafet merkezleri dar gelmeye başladı. Onlar da başlarını alıp kuzeye doğru uzun bir yolculuğa çıktılar.


    Önce Hazar’ın hırçın dalgalarını aştılar, ardından Taberistan’ın geçit vermez ormanlarına sığındılar. Oradan gözlerini göğe komşu olan sarp Kafkas Dağları’na çevirdiler.


Sarp Kafkas daglarinin kartal yuvasını andıran köylerinde, Avar, Lezgi, Kumuk ve Çeçen...kabileleri yaşarmış. Bu kabileler sert,güclü,ulu dağlılarmış. Birbirleri ile amansız kan davalarına tutuşur, neredeyse kılıçlari hiç kınına girmezmis.

Günlerden bir gün dağ yollarından süzülüp gelen, yüzleri nur, dilleri hikmet dolu ak sakallı dervişleri ve Seyyidleri görmüşler.


   Gelenler,Anuşirvan’ın adaletini kılıclarının kınlarında, Hz. Peygamber’in merhametini yüreklerinde getirmişler. Dağlılar bakmışlar ki bu adamlarda hiçbir kabilecilik yok; ne hırsları var ne taht sevdaları. Kan davalarını çözmüşler, küsleri barıştırmışlar, karanlık gecelerde yakılan ateşlerin başında adalet ve kardeşlik masalları anlatmışlar.


Böylece Kafkas dağları, Peygamber torunlarını başının tacı etmiş. Yerel hanlar ve şamhallar, soylarını bu kutlu silsileye bağlayarak meşruiyet bulmuş; halk, onların ayak bastığı yerlere "Kırklar Ziyaretgahı" deyip türbeler dikmiş.


Kılıçların boyun eğdiremediği sarp Kafkas Dağları, işte bu iki asil ırmağın kavuştuğu yerde, sevgilinin bir tatlı sözüne ve adaletine teslim olmuş. Ve o gün bugündür Kafkasya’nın sisten pelerin giymiş  başı yüce sarp dağlarında,  bir adalet ve Ehl-i Beyt sevgisi fısıldanır gönülden, gonule...



3-



   Rüzgâr, Dağıstan’ın geçit vermez kayalıklarında Hz. Peygamber (s.a.v.) neslinin sancağını dalgalandırırken, Derbent surlarının üzerine çöken sis çölün sıcaklığından çok uzaktı.

Medine-i Münevvere’den fışkıran  pınar, bağrında taşıdığı Seyyid ve Şerif nesillerini Emevî ve Abbasi takiplerinden kaçırarak işte bu karlı zirvelere kadar ulaştırmıştı 1.


Gözleri Medine’nin hurmalıklarını arayan ama gönlü Kafkasya’nın kartal yuvalarına tutunan Ehl-i Beyt mensupları, burada kabileler arası adalet kalesi haline gelmişlerdi. Avarların, Lezgilerin ve Çeçenlerin "Mir" ve "Seyyid" unvanıyla baş üstünde taşıdığı bu kutlu soy,Dağıstan’ın derin vadilerinde, Şeki’nin ipek nakışlı konaklarında ve Şirvan’ın ilim meclislerinde asırlar boyu sarsılmaz bir manevi saltanat sürdü 2.


Vakit, 18. yüzyılın sonlarına doğru yaklaşırken kuzeyden esen dondurucu  fırtına Çarlık Rusyası’nın top seslerini Kafkas vadilerine taşıyordu. Şeki Hanlığı’nın bahçelerindeki ipek böcekleri sustu,medreselerin kandilleri birer birer söndü. Peygamber soyunun omuzlarına bir kez daha asırlar öncesinin tanıdık kaderi, yani hicret yüklendi .3


Sultan II. Mahmud’un fermanıyla İstanbul Boğazı’na sığınan bu itibarlı aileler, Devlet-i Aliyye’nin stratejik kararıyla Akdeniz’in incisi Mora Yarımadası’na sevk edildiler 4.


Kafkasya’nın dik ve mağrur dağlarından süzülerek adeta akan Seyyidler, Mora’nın zeytin kokulu vadilerine, Tripolice’nin (Trablusçeşme) ve Anabolu’nun (Nauplion) tahta panjurlu konaklarına vardıklarında başka bir alemin kapısı aralanmıştı. Dağların hırçın soğuğu yerini Ege’den esen ılık imbat rüzgârlarına bırakmıştı.


Buradaki dergâhlarda Kafkasya’nın adil, rkkatli, rindane çehresi, Mora’nın zarif ve engin iklimiyle harmanlandı. Kafkasya’dan getirilen gümüş gılmanlı Çerkeskalar, Mora’nın ipekli kumaşlarıyla buluştu. Medine’den Kafkasya’ya, oradan da Akdeniz’e ulaşan bu Ehl-i Beyt silsilesi, Mora Müslümanları arasında hem hukukun adil terazisi hem de tasavvufi irşadın kalbi oldu 5.


   La rahate fiddunya derler.  Dünyada rahat yoktur .Ehl-i Beyt soyuna da hiçbir zaman uzun süreli bir rahat nasip olmamıştı.


1821 yılının sonbaharında, Mora’nın üzerine karanlık ve kanlı bir gece çöktü. Tripolice surları patlayan isyanın ateşiyle sarıldığında, asırlardır yan yana yaşayan komşuların arasına nifak ve kılıç girdi 6.


    Şehrin sokaklarında çığlıklar yükselirken, Kafkasya sürgününden kurtulup Mora’ya tutunan Ehl-i Beyt ocakları bu kez Yunan isyancılarının hedefindeydi.


O kanlı gecede, dualarla korunan birkaç ahşap konağın mahzeninden gizlice kaçabilen kadınlar ve çocuklar, sabaha karşı Anabolu limanında bekleyen Osmanlı kalyonlarına sığındılar. Kucaklarında taşıdıkları arasında  Medine’den beri adeta giyindikler peygamber ahlakı ve dedelerinden kalan gümüş kakmalı kılıçlar vardı. 7.


Gemiler Mora kıyılarından demir alırken, arkada yanan zeytinlikler ve küle dönen dergâhlar kaldı. Rotada ise payitahtın muhafızı, boğazın kalesi vardı,Çanakkale.


   Çanakkale Boğazı’nın serin suları kalyonların gövdesini döverken, Biga Yarımadası’nın yeşil tepeleri bu mahzun kafileyi kucakladı.


Osmanlı devleti, Mora’dan canını kurtaran bu Muhacir-i Ehl-i Beyt sülalelerini Gelibolu, Biga, Ezine ve Lapseki topraklarına yerleştirdi 8. Şeki’den çıkan bir kol ile Mora’dan savrulan diğer bir kol, Çanakkale’nin Biga köylerinde ve merkez mahallelerinde yeniden bir araya geldi.


Kafkasya’nın metaneti ile Mora’nın hüznü, Çanakkale’nin bereketli topraklarında birleşti. Bu aileler, Çanakkale medreselerinde dersler verdiler; Ezine ve Biga ovalarında toprağa yeniden can verdiler.


Ve takvimler 1915’i gösterip de müttehit düşman zırhlıları Çanakkale Boğazı’na dayandığında; dedeleri Mora’da şehit düşen, kökleri Kafkasya dağlarına dayanan bu Ehl-i Beyt torunları, "Bir daha yurt kaybetmeyeceğiz!" yeminiyle en ön saflara atıldılar 9. Şehitler verdiler.


Medine’de başlayan, Kafkasya’da demlenen, Mora’da pişip Çanakkale’de mühürlenen o kutlu soy; toprağa kanını, Anadolu’ya ruhunu vererek bu toprakları ebedi vatan kıldı.




Dip notlar,kaynaklar.


2. Bölümün dip notları.



Tarihsel ve Edebi Kaynakça


• Belâzurî, Ahmed b. Yahya.Kitâbû Fütûhi’l-Büldân, nşr. M. de Goeje, Leiden, 1866. (Şehrbânû'nun Medine'ye gelişi ve evliliği).


• İbn Kuteybe, Abdullah b. Müslim.el-Maârif, nşr. Servet Ukkâşe, Kahire, 1969. (Zeynülâbidîn'in nesbi ve İbnü’l-Hiyaratayn unvanı).


• İbnü’l-Esîr, İzzüddin.el-Kâmil fi’t-Târîḫ, Beyrut: Dâru’l-Kütübi’l-İlmiyye, 1987. (Hazar-Arap savaşları ve Derbent ribatları).


• Taberî, Muhammed b. Cerîr.Târîḫu’r-Rusul ve’l-Mülûk, Kahire, 1967. (Kerbelâ, Şam nutukları ve Zeyd b. Ali kıyamı).


• Madrigal, Wilferd.The Succession to Muhammad: A Study of the Early Caliphate, Cambridge University Press, 1997. (Zeydîlerin Taberistan ve Kafkasya'ya yayılımı).


  


3. Bölümün dip notları.


1. İbn Cerîr et-Taberî, Târîḫu’l-Ümem ve’l-Mülûk, c. 4, s. 156.


Hz. Ömer (r.a.) dönemindeki Kafkasya seferleri (Hicri 22 / M. 642) sırasında Sırâka b. Amr ve Abdurrahman b. Rabîa komutasındaki İslam ordusunun Derbent’e girişi ve bölgedeki ilk Ehl-i Beyt/Sahabe yerleşimleri.


2. A.K. Bakıhanov, Gülizâr-ı İrem (Kafkasya ve Şirvan Tarihi), s. 84-88.


Şeki, Şirvan ve Dağıstan bölgelerindeki Seyyid ve Şerif sülalelerinin hiyerarşik konumu, hanlıklar nezdindeki "Neqîbül-eşrâflık" benzeri imtiyazları ve vergi muafiyetleri.


3. Mirza Cemal Civanşir, Karabağ Tarihi, s. 42.


18. yüzyılın sonu ve 19. yüzyılın başında Rusya’nın Kafkasya’daki ilerleyişi sonucu Şeki ve Dağıstan kökenli dini elitin Osmanlı topraklarına ilk göç dalgası.


4. Başbakanlık Osmanlı Arşivi (BOA), Hatt-ı Hümâyun (HAT), Dosya No: 841, Gömlek No: 37912.


Kafkasya ve Doğu Eyaletlerinden gelen mülteci ve muhacir Seyyid ailelerin Mora, Yanya ve Rumeli eyaletlerine iskân edilmesine dair Sadaret tahriratı.


5. Ahmet Cevdet Paşa, Târîh-i Cevdet, c. 7, s. 112.


Mora Eyaleti’nin sosyal yapısı; Tripolice ve Anabolu’daki ilmiye sınıfının, müderrislerin ve Nakşibendi/Halvetî dergâhlarının bölgedeki asayişe katkıları.


6. W. Alison Phillips, The War of Greek Independence 1821 to 1833, London, 1897, s. 55-61.


1821 Tripolice Katliamı esnasında Müslüman nüfusa yönelik gerçekleşen olaylar ve şehirde bulunan mülteci sülalelerin durumu.


7. Kafkas Araştırmaları Dergisi, Mora Muhacirlerinin Anadolu’ya İntikali ve İskânı, Sayı: 14, 2008, s. 45-52.


Mora’dan tahliye edilen Müslüman ve Seyyid ailelerin deniz yoluyla Ege adaları, İzmir ve Çanakkale limanlarına nakli.


8. Çanakkale Ahkâm ve Cizye Defterleri (1822-1830 Kayıtları), Biga ve Gelibolu Sancağı Mülteci Kayıtları.


Mora İsyanı sonrası Biga Yarımadası, Ezine, Gelibolu ve Çanakkale merkeze yerleştirilen "Mora Muhacirleri" ile ilgili temettuat ve nüfus dökümleri.


9. Mustafa Selçik, Çanakkale Savaşlarında Muhacir Kabileler ve Gönüllü Birlikler, Çanakkale Araştırmaları Dergisi, 2015, s. 89.


Balkan ve Mora muhaciri ailelerin 1915 Çanakkale Cephesi’ndeki lojistik ve askeri katkıları.







 
 
 

Son Yazılar

Hepsini Gör
Kafkaslarda Peygamber SAV soyu.-1-

-1- Bugün biraz asırlar öncesine gitmek , peygamberimiz SAV den sonrasında ,neslinin özellikle Kafkasya bölgesinde seyrine bir göz atmak istedim. Babamın yad günü münasebetiyle aile tarihi gund

 
 
 

Yorumlar


© 2023 by NOMAD ON THE ROAD.

  • Instagram Black Round
  • Pinterest - Black Circle
bottom of page