top of page
  • Yazarın fotoğrafıhüma

Avamın sükutu dil ile,ariflerin sükutu kalp ile...

“Zamanın birinde, dört bilge dost buluşmuşlar ve "Susmanın erdemi" üzerine derin bir sohbete dalmışlar. İçlerinden biri,

"Konuşmadığıma değil, konuştuğuma pişman olurum. Kimi zaman düşünmeden konuşurum, pişman olduğumda ise dilim beni dilim dilim eder," demiş.

Bir diğeri,

"Söylemediğim sözün efendisi, söylediğim sözün esiriyim," diyerek karşılık vermiş. Üçüncüsü,

"Konuşanlara şaşarım ki, söylediklerinin çoğu aleyhine tanık olur. Ağızlarından çıkan sözler, sahibini yaralar," sözleriyle farklı bir yorum getirmiş konuya.

Sonuncusu ise,

”konuşmayı kabul etmemek, söylediğimi reddetmekten daha kolaydır," diyerek katılmış diğer üçüne.”

Ahmet Hamdi Tanpınar’ın saatleri ayarlama enstitüsü” kitabını okuyorum bu günlerde. En az yarım asır gerilerden. Slogan olabilecek çok güzel cümleler var okuduğum. Okumayı bıraktırıp,kocaman pencereler açılıyor o cümlelerden dalıp gittiğim. O cümlelerden seçtiğim bir tanesi bu ufak anekdotu destekler nitelikte.

“... dinlemek... insanın boşluğunu örter. Onu karşısındaki ile aynı seviyeye çıkartır”

Önünde ve ardında bir kaç kelime olan bir paragraftan bu cümle. Bilmediğinde susup,karşıdaki bileni dinlemekten söz ediyor. Bilen ve bilmeyen arasındaki uçurumu gizleyip,dışardan bakan gözlere aynı basamakta olduğunu hissettirmek amaç. Yoksa bilmediğini en çok bilendir kişinin kendisi.

İç dünyamda iki ses arasında sürekli çekişme konusu susmak ve konuşmak. Bir yanım sus derken bir yanımda konuş der durur. Hele bir de haksızlık sezersem ortamda zor yatıştırırım konuş diyen yanı. Farklı olsa da anlatmak istediği,dinlemek-susmak-konuşmak söz konusu olduğundan olsa gerek dikkatimi en fazla çeken cümlelerden biri oldu bu cümle.

Pek çok ayet ve hadis var susmanın faziletini anlatan hepimizin bildiği. Geçmişten günümüze düşünüp,hikmet sahibi olanların sözleri ibret alınsın diye söylenip durur.

Susmak ve dinlemek eylemlerinin her biri dili bağlamayı,tutmayı ,yani konuşmamayı gerektirir. Tek başına susabilir insan ama ses olması gerekir dinleyebilmesi için. Dinlemek için sese muhtaçtır. Dilini bağlayıp,kulağını açması gerekir. Susmadan dinleyemez insan. Duyamaz muhatabının sesini.

Aktif-pasif-eleştirel-yaratıcı-seçici durum alarak dinleyebilir,not alabilir,empati kurarak duygusal yakınlık içinde kulak verebilir anlatılanlara.

Susmak, insanın nefsi ile olan savaştır. Susmak kendini kontrol edebilme sanatıdır. Ananem “Boğaz dokuz bölümdür derdi. Söz söylemek gerektiğinde sekizini yut birini söyle. Sükut altındır der atalar,madenler içinde,gümüşten değerli olan kıymetini bilene. Ve susmak konuşmaktır dinleyene. Sessiz,sözsüz,kelimesiz,cümlesiz. Çünkü dil susar ama gözler konuşur bazen.

Konuşmak bebekken öğrenilen ve zaman içinde gelişip serpilen kabiliyettir. Bilirken susmak, bilmeyenin konuşması kadar yanlıştır şüphesiz. Bu konuda Mevlana'nın "Anlayana anlatmazsan zulmedersin, anlamayana anlatırsan yine zulmedersin," sözü de reva oldu buraya.

Yağmurdan nem kaptığında,ya da fırtınaya muhatap olduğu zaman gönül,sivri ve keskin olur dil. Öfke galebe çaldığında yani.O zaman ya hayır söyleyip ,yada susmalı ki,sustuğunda melekler konuşsun yerine. Konuşmak kabiliyetse ,susmayı öğrenmek yaş alan,zor öğrenilen bir sanattır.

Nerede susmak,nerede konuşmak gerektiği konusunda,ölçü olsun diye “Konuşmak hoşuna giderse sus; susmak hoşuna giderse konuş.’ demişler. Gönül hakem olmuş bu konuda akıl değil. Nefse muhalefet edip,gönlün ukbaya bakan yanı ile karar vermek lazım yani ağzından çıkanların arkasından pişman olmamak için.

Şad-i Şirazi

Başının yücelere ermesini diliyorsan, dağ gibi, ayağını eteğine çekmelisin. Ey bilgili kişi! Az konuş, dilini çek. Yarın dilsizler için sorgu sual yoktur. Bostan ve gülistanın bir yerinde,bir başka yerinde gönlü çağırıp yardıma uyarıyor insanı;

İki şey insanı çileden, çığırından çıkartır, isyana sevk eder:

“1. Susulacak yerde konuşmak.

“2. Konuşulacak yerde susmak.”

Son olarak bir de ehli tasavvuf değerlendirmiş susmayı. Demişler ki;

a) Avamın sükutu; dil ile,

b) Âriflerin sükutu; kalp ile,

c) Âşıkların sükutu ise; sırra ait hâtırlarını korumak ile olur.

Yazdım,yazdıkça dağıldım. Net bir cevabım olamadı içimdekilere sus veya konuş derken. Konuştuğumda pişmanlığım her zaman fazla olsa da sustuğumdan , gönüle bıraktım yine...

315 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

TEŞEKKÜR…

bottom of page