top of page
  • Yazarın fotoğrafıhüma

Mutluluk amaç mıdır ,yoksa araç mı?

Güncelleme tarihi: 23 Eyl 2018

Türkiye’de her on kişiden 4’ü çok mutsuz, 5’i durumlarına şükretme modunda, 1’i ise aşırı mutsuzmuş okuduğum araştırmaya göre.

Mutluluk nedir? İnsan niçin mutsuz olur.? Mutlu olmak şart mıdır?...Benzeri bir sürü soru yığılıyor insanın aklına. Madem koca bir memleketin yarısı mutsuz. Kalan yarısı da mutluyum diyemiyor. Kavramları okumada mı sıkıntı yoksa.? Hangi duyguya mutluluk diyor insan.?

Beğenilmek,sevilmek,başarılı olmak,meşhur olmak,çok paraya ve onun getirdiklerine sahip olmak...

Hangisine sahip olmanın adı mutluluk. Biri ile yetinmez ki insan.

Hayatın her adımında,tırmandığı her basamakta bir olması gerekenler listesi verilir/dayatılır yaşam yolunda yolcu olana çevresindeki herşeyi bilenler tarafından. Olmalı,bulunmalı,yapılmalı...

Her kişi kendince verilen listedeki belirlediklerine ulaşabildiği kadar kendini iyi hisseder. İstedikçe ister ve ulaştığı her doyum yeni bir isteğe yol açar. Altından bir dağı olsa ikincisini ister. Her istediğine ulaştığında hissettiği tatminsizlik bir süre sonra büyük bir boşluğa ve ızdıraba dönüşür. İlerleyen zaman içinde gözü bir şey görmez olur kendinden ve kendi isteklerinden başka.

Bu bencil arzuları kontrol edilmediği sürece tatminsizlik,keyifsizlik,mutsuzluk duygusu,boşluk hissi kaçınılmaz olur.

Ayrıca gelecek ve maişet kaygısı da “rızkına kefil olana” dayanmayanları bencil,hodbin ve mutsuz yapar.

Bazıları insan yaradılışı ve doğası gereği bencildir ve bencil olan insan daha mutludur araştırmalar bunu gösteriyor diyerek örnekler veriyorlar. Kendin olmak ile kendine yontmak birbirine karışıyor bu noktada.

Kendin olmak,yani bireysellik kişiyi benzerlerinden ayıran özellikleri ifade ederken bencillik kendisinden başkasını,zarar vermek pahasına önemsemeyen ve herşeyin en iyisi ve güzelini kendine isteyeni anlatır. Bireysellik özelliklerinin ve ihtiyaçlarının farkında olmak iken,bencillik özelliklerini üstün ve ayrıcalıklı görmek,herşeyi kendine yormak,kendine istemektir .

Mutluluk ve ya mutsuzluk hissetme konusunda etkili hormon seratonini ve diğer hormonların etkisini başka bir yazı konusu olarak bir tarafa bırakarak meselenin felsefi tarafına göz atalım.

Mutluluğu,insan yaşamının yegane amacı olarak belirleyenler bir sürü tarif yapmışlar kendilerince. Kusursuz bir karakter,asil bir yaşam insanı mutlu edebilir insanı demiş biri. Diğerine göre en büyük erdem adalet olmuş.Adalet mutluluğun temel şartıdır demiş. Bazıları insanın mutlu olması için dostluk,özgürlük ve düşünmek yeterli olur derken,bir diğeri ruh memnunluğu iç huzuru lazımdır diye standart koymuş.

İbn-i Sina mutluluk dünyevi olandan bağımsız olup,mutluluğa akıl ile erişilir derken, benzer şekilde Gazali İslam’ın gereklerine uygun yaşamak ve dolayısıyla günahtan kaçınmayı kurtuluşun ve mutluluğun çaresi olarak tespit etmiş.

Farabi‘ye göre de insan mutlu olmak için yaratılmış. Sınırlı olsa da mutluluğu tek başına gerçekleştirebilirmiş.

Peki mutlu olmak zorunda mı insan. Wilhelm Schmid gibileri aksini iddia ederek ömür vermişler görüşlerini ispatlamak için. Henüz okumadım ama Mutsuz Olmak’ta yazar iniş ve çıkışlarıyla hayatı bir bütün olarak kabul etmeye yüreklendirmeye çalışmış okuyanları.

Mutluluk kişiye özgü bir olgudur ve genellikle hayattan beklentiler ve yaşam amacı ile ilgilidir.

Yaşarım mutlu olurum, yaşarım mutlu ederim. Tabi ki mutsuz da olurum; ama yaşadığım sürece umutsuz, şükürsüz olmam.

  Şems-i Tebrizi

Doğru belirlenmiş hedefler,insanı kendinin sahip olduklarını benzerleri ile kıyas yapmaktan korur ve kendine sunulanların farkına varmasını sağlar.

Mutluluk öğrenilebilir bir duygudur da aynı zamanda.Bir duygunun oluşumu ise düşünce şeklimizdir. Çünkü insan, nasıl düşünürse öyle hisseder.Mutluluk yetinmektir, var olanın kıymetini bilmektir.

“Güzel bakan güzel görür.

Güzel gören de hayattan zevk alır “

Mutluluk, hayatına gerçekçi bakıp, olumlu değerlendirmekle mümkün olur. Yaşamın gerçeklerini göz ardı etmeden içinde bulunduğu durumun olumlu ve öğretici taraflarını yakalamak kişiyi mutlu ve huzurlu kılar.

Mutluluk, üretmek,faydalı olmak,bir yere aidiyet hissetmektir. Güven duymaktır. Maskesiz,olabildiğince samimi ve kendin olabilmektir. Bütün kalbinle,içtenlikle sevmek ve karşılığında sevilmektir.

İnsanı mutsuz eden olaylar değil, olaylar hakkındaki görüşleridir. Epiktetos‘un anlatmak istediği gibi olayları başka bir gözle görüp değerlendirmek mutluluk kapısını aralar.

Yaşama amacı olarak insana telkin edilen mutlu olma durumu aslında gönlünün huzur içinde olmasıdır.Bu sebep dolayısı ile insana tavsiyedir bir ikilemde kaldığında gönlüne danışması.

Nihayetinde mutluluk ulaşamadıklarında değil elinde olanlar ile birlikte hayat denilen yolculukta tam da yaratana kul olan insanın gözünün önündedir. Yolculuğunun kalitesini etkileyen bir araçtır. Kulluğunun bilincinde olarak,akıp giden hayat içinde gönlü nihai hedefleri ile birleştirdiğinde huzur duyuyorsa bir ufacık kelebeğin peşinde ömür geçirip çok mutlu olabilir.

Sözü Cahit zarifoğlu’nun ,çok mutlu görünüyorlar diyerek bir fotoğraf göstermesi üzerine,eşine yazdığı şiir bitirsin.

Berat’e

Bana soruyorsun şu resimdekiler kim, diye.

Emin ol kim olduklarını çıkaramadım. Görünüşe bakılırsa mutlular. Fakat insanlara tavsiyem şudur ki, nasıl “zenginin parası, parasızın çenesini yorarsa”, başkalarının mutlu görünümü, insanı kendi mutlu olma imkanını, kabiliyetini görmekten alıkoymamalı. Filmler, resimler birer hayaldir. Başka insanların dış görünümleri de bizi aldatmasın. İnsan kendi mutlu olma imkanını görebilmeli. Mutluluksa filmlerin, romanların içinde değil, kendi yaşadığımız basit hayatın içindedir.Ve önemli olan yaşanılan “an”dır. Onu ibadet, sabır, anlayış, tevazu ve merhamet ile anlamlı hale getirmek mutluluğun ta kendisidir. Yoksa deniz kenarında fotoğrafçılar tarafından düzenlenmiş bir mutluluk tablosu sahtedir ve bazı saf kimselerin duygularını istismar etmekten başka bir şey ifade etmez.

Acaba anlatabiliyor muyum?

Cahit Zarifoğlu

106 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Comments


bottom of page