top of page
  • Yazarın fotoğrafıhüma

Dua askerleri.

“Yoksa o, gece saatlerinde kalkan, secdeye kapanıp, ayakta durarak daima vazifesini yapan, ahireti hesaba katan ve Rabbinin rahmetini uman kimse gibi olur mu? De ki: «Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?» Ancak temiz akıllı olanlar anlar.”

Zümer süresi.9.

Bilmek,bilinen konuda kesinlikle bilmeyene göre üstün olma vasfını kazandırır bilene. Konu ile ilgili sahayı kolaylaştırır,aydınlatır,güzelleştir ,netleştirir ve nihayetinde bilgi kazanır,bilmek kazandırır .

Bilmek,öğrenmek ile mümkündür. Bilenlerden okuyarak ,duyarak öğrenilir. Bir üst kademesi görerek öğrenmek,onun da üstü yaşayarak öğrenmektir. Yaşayarak en üst kademeden öğrenenler, bilenlerden olurlar. Bilenler yazarak, bil fiil yetiştirerek öğretmeye başlarlar. Zincir tamamlanır.

Bilenler mesela gece,herkesin uyuduğu saatleri çok farklı görür, çoğunluktan ayrı değerlendirirler. Geceleri adeta başka bir hayat yaşar hikmetlerini bilenler. Rablerinin çağrısına kulak verenler. Duaları kıymetli, görüşleri keskin olur.

Gece orduları diye adlandırmış bir yazar bu rablerinin davetine icabet eden,elleri semada,dilleri duada erleri. İmam-ı Rabbani de benzer şekilde “Bir savaş iki ordunun ittifakıyla kazanılır. Biri leşker-i gaza, diğeri leşker-i duadır.” Diye veciz ifade etmiş.

Birkaç gün önce,araya giren zamanın,teknolojinin,iletişimde yaşanan onca gelişmenin eskitemediği ünlü devlet adamı Nizamülmülk’ün bininci doğum günüydü. Birbirini tamamlayan,biri olmadığında öbürü eksik kalan iki unsurun,gaza ve dua askerlerinin önemini bilen bir devlet adamı Nizâmülmülk.

Çoğumuz yeri geldiğinde övünüp durduğumuz tarihimiz ve tarihimizin muhteşem şahsiyetleri hakkında kulaktan dolma bilgilerin dışında derinlemesine bilgi sahibi olmuyoruz.

Bininci doğum yılı vesilesi ile onu bugünlere getiren adaleti, güzel ahlakı,üstün devlet adamlığı ile Nizamülmülk’ü kısaca hem kendim tanıyayım,hem de sizlere hatırlatayım istedim.

Nizâmülmülk , 1018 yılında İran'da Horasan'ın Tûs şehrine bağlı Nukan kasabasında doğumlu.Varlıklı ve itibarlı bir aileye mensup olması onun zamanın güçlü ilim ve devlet adamları ile münasebetini sağlamış ve çok iyi yetişmesine zemin teşkil etmiş. Çok iyi yetişmiş,güzel ahlaklı,güzel karakterli bir insan .

İlerleyen zaman içinde Zamânın halîfesi Kâim bi emrillah tarafından”Devletin Düzeni" anlamına gelen “Nizâmülmülk" ve "Kıvâmü'd Devle ve'ddîn" ünvânlarıyla ile taltif edilecek kadar sevilen,sayılan,kıymeti bilinen bir devlet adamı.

Büyük Selçuklu devleti içinde dört büyük Türk Hakan’ına hizmet etti. Tuğrul bey, Çağrı Bey, oğlu Alparslan ve Melikşah. Nizâmülmülk, Sultan Alp Arslan devrinden itibaren otuz sene kadar devlete ve millete büyük hizmetlerde bulunmuş. Malazgirt seferi dışında döneminin bütün savaşlarına iştirak etti. Malazgirt seferinde de devlet işleri ile görevliydi.

İstikamet üzere olup,mezhep çatışmalarına,birbirleri hakkında konuşmalarına ve ırkçılığa şiddetle karşı,toplayıcı,birleştirici,adil bir idareci idi. Yeri geldiğinde sultana bile fütursuzca karşı çıkması,adalet ve hak olandan yana tavır koyması ile anılıp biliniyor.

Şiî-Bâtınî hareketlerini engelleyip Ehl-i Sünnet ve’l-cemaat itikadını muhafazaya çalışmış; Müslümanların huzuru için idarî, askerî, mimarî ve ilmî bir faaliyet ve gayret içerisinde olmuştur. Bağdat, Nişabur, Tus, Isfahan gibi İslam şehirlerinde onlarca medrese, kütüphane yaptırarak ilmin yayılmasına hizmet etmiştir. Zamânın üniversiteleri olan bu medreseler yeryüzündeki ilk medreselerdendir. Adına ithafen Nizamiye medreseleri diye anılırlar.

O sıralar çok genç olmasına rağmen ilmi konulardaki bilgisi hayranlık uyandıran imam Gazali yi de nizamiye medreselerinin başına getirerek çok sayıda öğrenci yetiştirmesine vesile oldu.

Medresede okutulan başlıca dersler şunlardı: Kur’an ve Kur’an ilimleri, Hadis, Arapça, Edebiyat, Kelâm, Tarih, Hendese, Polemik, Mantık, Astronomi, Riyazât, Fıkıh, Hadis, Usul ve Tefsir gibi ilimler okutuluyordu.Hocalar derslerini öğrencilerin bulunduğu yerden daha yüksek bir kürsüde verirlerdi. Ders saatleri, mevsimlere, dersin niteliğine ve hocaların ilmi mertebesine göre değişirdi. Dersler hafta boyunca öğleden önce başlar öğle, ikindi ve yatsı namazlarından sonra da devam ederdi. Eğitim dili Arapça idi. Yirmi yaşını aşkın öğrencilerin girebildiği medresede eğitim süresi dört yıldı.

Aydın din ve devlet adamı yetiştirmek, Allah korkusu ve sevgisin arasında dengeyi kurabilmiş feraset sahibi bürokratlar yetiştirmek ,herkese eşit eğitim hakkı vermek, bilgiyi ve alimleri korumak, fakir ve yoksul öğrencilere burs vererek eğitip topluma kazandırmak bu medreselerin amaçlarından birkaçı idi.

Meşhur eseri siyasetname 51 fasıldan oluşan bugün bile devlet adamlarının başucu kitabı olabilecek öneme haiz bir kitap.

Sultan Melikşah zamanında Büyük Selçuklu Devleti için ciddi bir tehlike teşkil eden Hasan Sabbah ve adamlarıyla mücadeleyi bir devlet politikası haline getiren Nizamülmülk, kendine karşı kurulan komplolarla. uğraştı . Nihayetinde onların düzenlediği bir suikast ile de vefat etti.

Detaylarını girmeden kısaca yaptığım bu hatırlatmayı girişte anlatmaya çalıştığım dua askerleri yetiştirmeye verdiği önem ve desteği anlatan meşhur anekdot ile bitireyim.

Turtuşî'nin Siracü'l-Mülk adlı eserinde anlatıldığına göre her meyve veren ağacın taşlandığı gibi Nizâmülmülk ile uğraşıp, onu sultanın gözünden düşürmek için uğraşanlar da mevcuttu. Bunlardan biri de Ebulganâim Tâcülmülk idi. Yeri geldikçe Nizâmülmülk’ü Sultan Melikşah’a şikâyet eden bu zât, Büyük Divan üyelerini de kendi tarafına çekmeye çalışıyordu. Bu bakımdan malî işlerle uğraşan Müstevfi Mecdülmülk ile askerlerin işlerine bakan Ârızulceyş Sedîdülmülk, Vezir Nizâmülmülk’e muhalefet etmek için onunla birlik olmuşlardı. Çok geçmeden Tâcülmülk sultana, “Nizâmülmülk, her yıl fakihlere, sûfilere, Kur’ân-ı Kerîm okuyanlara 300 bin altın veriyor. Eğer bu para ile bir ordu donatılsa onunla İstanbul surlarını bile fethetmek mümkün olur.” diyerek Nizâmülmülk’ü fazla para harcamakla suçladı.

Bu suçlamalara verdiği cevap sultanı çok etkiledi ve desteğini kazanmasına vesile oldu.

“Sultanım! Ben, esir pazarlarında satılsa 5 dinar bile etmeyecek yaşlı bir kimseyim. Sen de savaşçı, güçlü bir Türk gulâmı olarak satışa çıkarılsan belki 30 dinar edersin. Dünyadaki maddî değerin bu kadardır. Zevklere dalmış ve arzularına esir olmuş bulunduğundan ahirette de Allah huzuruna taat ve ibadetlerden ziyade günah ve measî ile çıkacaksın. Düşmana felâketler yağdıran ordun seni ancak iki arşın boyu kılıçlan ve 300 arşına bile erişmeyen okları ile bu kadar mesafe koruyabilir. Onlar da kusurlu ve günahkârdır; içki, oyun ve çalgıya düşkündürler. Seni manevî dert ve belalara karşı savunamazlar. Ben ise senin hem dünya, hem de ahiretini düşünerek, senin için bir mâneviyât ordusu kurdum. Senin ordun uykuya vardığında bu maneviyat erleri uyanıktır. Rablerinin huzurunda saf saf dizilir, gözyaşı döker, tazarruda bulunur, ellerini Allah'ın yüce dergâhına kaldırırlar. Aslında sen ve senin askerlerin onların himayelerinde yaşıyor, onların dinî, ahlakî ve irşadî çalışmalarıyla güçleniyor, onların bereketleriyle suya kavuşuyor ve çeşitli nimetlerle rızıklandırılıyorsunuz. Çünkü onların dua okları, tazarru ve niyazla tâ yedi kat göğü geçer, dergâhı izzete ulaşır.”

108 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Comments


bottom of page