top of page
  • Yazarın fotoğrafıhüma

Yıkamakla geçmeyen tek pislik kalplerde baglanmis hasettir ve art niyettir.

Muhteşem renklerini izliyorum vaktin. Mavinin, pembenin,sarının değişik tonları ile bir tuval gibi manzaram.

Her akşam benzer renkler dönüşüp dursa da diğerinden ötekine ufkumda,benzersiz buluyorum herbirini. Yeni görmüş gibi heyecanla izliyorum.

Merak edenler soruyorlar, geldi mi diye.

Seyrettiğim manzaraya nasıl eklendiğini hala çözemediğim garip köpekçiği bir daha görmedim.

Gelmedi.

Belki de gelemedi...

Şakir ve Duman birbirlerini kıskanıyorlar mı sorusuna gelince.

Evet kıskanıyorlar. Hem de çok kıskanıyorlar. Sahiplerinin sevgisini ve yaşam alanlarını paylaşmak istemiyor ikisi de bir diğeri ile.

Veteriner alışırlar dedi.

Alışsınlar diye bekliyoruz.

İnsani bir duygu olarak niyelendirilen kıskançlığın hayvanlarda da olduğunu yaşayarak biliyoruz. Onlarca dramatik hikayemiz var, tüylü dostlarımızın kıskançlıkları hakkında...

Hatırlamakla bile üzülüyoruz.

Descartes: "Kıskançlık, sahip olduklarını koruma isteğinden kaynaklanan bir tür korkudur." diyor.

Bu söze göre kıskançlık,bir kişinin veya bir ilişkinin yitirilmesinden korkulan, karmaşık bir ruhsal yaşantı ve olumsuz tutum ama hayvanlarda da sıkça görülüyor.

Çok benimser, birbirlerinden, evin çocuklarından, bebeklerinden hatta kendi yavrularından kıskanırlar sahiplerini.

Hayvanlarda dahi dozunu aştığında hiç hoş olmayan bu duygu insanlarda dini ve ahlaki bakımdan hiç kabul görmüyor.

İmrenme,gıbta etme boyutu nispeten hoş görülürken,yaşanan duygu haset boyutuna çıktığında zemmediliyor.

-Onda da ,bende de olsun.

-Onda ki benim olsun.

-Bende olmayacaksa onda da olmasın.

-Bende olsa da,olmasa da, hiç bir şekilde onda olmasın diye derecelendirilir.

Düşmanlık,çekememezlik, kibir,amacına ulaşamama korkusu,liderlik sevdası ve kötü huy sebepleri arasında zikredilir.

Yeryüzünde ilk kan dökülmesine sebep olduğu gibi,Hz Yusuf’u (a.s)kuyuya , Hz Hacer’i çöllere salandır hased.

-İman ile haset bir arada bulunmaz.

-Müslümanın khayrı haset edince biter.

-Hasedin,haset edileni incitmemesine dikkat etmek gerekir.

-İnsanın hayr ve hasenatını yer bitirir,ateşin odunu yiyip bitirdiği gibi.

Hemen her nefs sahibinin bir şekilde tattığı bir duygu haset. Kimi iyiliği ,güzelliği,kimi varlığı,mal ve mülkü, kimi sanatı,sanatkarı,kimi sevdiğini,kimi... kıskanır,hased eder. Böyle devam eder gider bu liste. Acı çekenin acısını kıskananlar mevcut. Sonuçta haset, kurdun ağacı kemirdiği gibi insanı kemirip perişan eder. Dünyasını da yakar,ahiretini de.

Felak süresi hased edenin kötülüğüne koruyucudur.

“Yarattığı şeylerin kötülüğünden, karanlığı çöktüğü zaman gecenin kötülüğünden, düğümlere üfleyenlerin kötülüğünden, haset ettiği zaman hasetçinin kötülüğünden, sabah aydınlığının Rabbine sığınırım.”

Enes b. Mâlik anlatıyor: Biz Peygamberimizle beraber oturuyorduk. Buyurdular ki:

“Şimdi size cennetliklerden bir adam çıkagelecektir.”

Bir de baktık ki Ensar'dan (Medinelilerden) bir adam çıkageldi. Sakalından abdest suyu damlıyordu. Ayakkabılarını da sol eline almıştı. Ertesi gün olunca Peygamberimiz bir önceki gün söylediği gibi söyledi. Yine baktık ki aynı adam bir önceki günkü gibi çıkageldi.

Üçüncü gün olunca Peygamberimiz yine önce söylediği gibi söyledi, derken aynı adam ilk hali gibi çıkageldi. Peygamberimiz oradan kalkınca, Abdullah b. Amr o adamı izledi ve ona:

-Ben babamla tartıştım. Üç gün onun yanına girmeyeceğime yemin ettim. Eğer siz, bu süre benim yanınızda kalmama izin verirseniz kalacağım demiş, adam:

-Evet, kalabilirsin, diye cevap vermiş. Abdullah onunla beraber üç gün kalmış, fakat gece ibadete kalktığını görmemiş. Ancak, sabah namazına kadar uyandıkça Allah'ı anmış ve tekbir getirmiş. Abdullah: "Onun hayırdan başka bir şey söylediğini duymadım. Üç gün geçince sanki onun amelini küçük görür gibi dedim ki:

-Ey Allah'ın kulu, babam ile aramda bir anlaşmazlık yoktur. Peygamberimiz sizin için üç kere: "Şimdi size cennetliklerden bir adam çıkagelecektir" dediğini işittim. Üç defasında da siz çıkageldiniz. Sizin yanınızda kalarak amelinizin ne olduğunu görmek istedim. Böylece sizin yaptığınızı yapmak istiyordum.

Fakat büyük bir amel yaptığınızı görmedim. Sizi, Peygamberimizin müjdelediği mertebeye ulaştıran nedir? Adam dedi ki:

Şu gördüğünden başka değildir. Ben oradan ayrılmak üzere dönünce, bana seslendi ve dedi ki

-O senin gördüğün şeyden başkası değildir. Ancak ben, müslümanlardan hiç kimseye kalbimde hile ve kin tutmam ve Allah'ın verdiği bir hayırdan dolayı hiç kimseye asla haset etmem. Bunun üzerine Abdullah:

-“İşte seni bu dereceye yaklaştıran, bizim güç yetiremeyeceğimiz şey budur” dedi.

Dip Notlar:

(Müminin kalbinde imanla haset bir arada bulunmaz.) [Beyheki]

(Müslüman hayırlı olur. Haset edince hayır kalmaz.) [Taberani]

(Hasetten kurtulmak zordur. Haset ettiğiniz kimseyi incitmeyiniz!) [İ. Ahmed]

(Hasetten sakınınız! Ateş odunu yakıp yok ettiği gibi, haset de hasenatı yok eder.)[Ebu Davud]

351 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Acısını hissetmediği masumların ahı tutar insanı.

Bu görselleri görünce şaşıracak bir kısım. Alev almış yanarken insanlar ne alaka bu post diyecekler. Bu görüntüler bir girizgâh. Sadede gelmek için. Buyrun. Soymuk sarma. Batı Karadeniz -Kastamonu yör

O “an” da gönlümüzde ne var.?

Bir video gelmişti hesabıma dostların birinden. Bir bilen hesaplamış,“Melekler ve rûh O’na, miktarı elli bin yıl olan bir günde yükselip çıkar.” mearic suresinde 4. Ayette geçen    Elli bin senelik gü

Comentarios


bottom of page