
Tekasur süresi ile tedailer.
- hüma

- 19 Haz
- 3 dakikada okunur
Yang Yexin’in Şanghay’da gerçekleştirdiği "Bin Altın Tanesi" (Thousand Grains of Gold) performans sanatı üzerine tedailerimi paylaşmak istiyorum bugün.
Şanghay’da geçtiğimiz günlerde sergilenen bu performans sanatını analiz ederek pek çok şey söylemek mümkün. Her görüş sahibinin edecek birkaç cümlesi olur.
İslam düşünce ve hayat felsefesi açısından bakmaya çalışırsak, tam olarak Yang Yexin’in Venice Biennale sergi alanlarına 1000 adet altın görünümlü pirinç tanesi dağıtarak anlatmaya çalıştığini, yani gerçek ile suni arasındaki galatıhissi (ilizyon,yanılsama),fani olan ile baki arasındaki ontolojik,teolojik ,kozmolojik,metaforik ve edebi farklılıklar ile açıklamak mümkün.
Asıl ve gölge ,suret ile hakikat arasindaki fark zamanî olan ile ebedi olan arasındaki uçurum olarak da ifade edilebilir.
Kur'an-ı Kerim’de, Hadid Suresi 20. ayette dünya hayatı tam olarak bu Şanghay sahnesi gibi tasvir edilir: "...bir oyun, bir eğlence, bir süs (zînet) ve aranızda bir övünme nesnesidir."
İslam filozofları (özellikle İmam Gazali ve Farabi gibi isimler) insanın bu "süse" olan düşkünlüğünü bir tür manevi körlük olarak tanımlar. Şanghay'da, dizleri üstünde,buyuteclerle altın arayan insanlar, İslam felsefesi perspektifinden bakıldığında, aslında asıl olanı (hakikati) unutup, geçici olanın (mecazi değerin) peşinde ömrünü ziyan eden "gaflet içindeki insanı" temsil eder.
İmam Gazali, İhyâu Ulûmid’d-Dîn 'de der ki: "Altın ve gümüş, kendi kendilerine bir amaç değildir. Onlar, diğer eşyalara ulaşmak için Allah’ın yarattığı birer araçtır. Kim altının kendisini sevmeye ve biriktirmeye başlarsa, aracı amaç yapmış ve ona tapmış olur.
Şanghay'da sergilenen insanlık zaafı tam olarak Gazali’nin bahsettiği "aracı amaç haline getirme" çabası.
Kuran-ı Kerim'de ,tüketim çılgınlığı ve doyumsuzluk, adını tekasur süresinden alan "Tekasür" kavramıyla açıklanabilir. Tekasür; çoğaltma yarışı, mal ve evlat çokluğuyla övünme yarışı demektir. Tekasür Suresi tam olarak şöyle başlar, “Çoğaltma yarışı sizi oyaladı. Ta kabirlere varıncaya kadar...”
Sadece zengin olmak değil digerlerinden üstün olmak için yarışmak.
Şanghay’da altın cımbızlayan modern insan, Tekasür cinnetinin canli sergilenen bir tablosu.
Nimeti meta ile degistirmek ve gigerlerinden daha çok toplamak için yarışmak.
Sanatçı altını pirinç kiliginda saçarak modern insana lisan-ı hal ile "Sizin medeniyet dediğiniz şey, lağım kuyusunda altın aramaktan ibaret bir illüzyon" Demekte.
İnsan her gün çöpe attığı o 'gerçek pirincin' (nimetin) şükrünü eda edemediği sürece, sokaklara saçılan sahte altınların kölesi olmaya mahkum kalacaktır.
Tekasur suresinin ilk ayetinde geçen “Elhaküm” kelimesi, insanı asıl yapması gereken şeyden alıkoyan, gözünü boyayan, boş şeylerle oyalayan gaflet demektir.
Şanghay’da insanlar ne yapıyor? Ellerinde fenerler ve cımbızlarla başlarını yere eğmiş, sadece pirinç tanesi büyüklüğündeki altını toplamaya çalışıyorlar. Başlarını kaldırıp baksalar, arkalarında Şanghay’ın devasa gökdelenlerini, yanlarında diğer insanları, yani hayatın akışını görecekler. Ama o küçücük altın parçası onları öyle bir oyalıyor ve kör ediyor ki, etraflarında ne olup bittiğini göremiyorlar. Tekasür , bu performans özelinde insanlık genelinde tam olarak bu fenerle yerde altın arama körlüğüdür.
Burada dikkat ceken noktalardan biri de gıda israfı. Yenilebilir olanın zayi edilmesi. İslam iktisat ahlakında "Nimet" kavramı çok hayatidir. Pirinç, buğday,su... Bunlar insan hayatını idame ettiren, şükre tabi olan ve kutsal kabul edilen doğrudan nimetlerdir. Altın ise kendi başına insanı doyurmaz, giydirmez, yaşatmaz. O sadece bir "mübadele aracıdır", yani var olan değeri itibaridir.
Yang Yexin, hergun sofralarında tonlarca gerçek pirinci çöpe atarken, altından pirincin peşinden koşan insanları toplum degerlendirmesine sundugunda nimetin heba edilerek insanlığın metanin önünde diz çöküşünü sergiliyor.
Tekasür Suresi’nin son ayeti ise şöyle biter: “Sonra o gün, nimetlerden mutlaka sorguya çekileceksiniz.” (Tekasür, 8)
İslam felsefesinde pirinç bir "nimet"tir; altın ise bir "süs" (zinet).
Ornegimizdeki insanlar altın pirincin peşinde koşarken, her gün çöpe attıkları gerçek pirinci unutarak,hesap verecekleri asıl nimeti göz ardi ettiler.
Özetle, okuyup peşine dustugum bu performans, Tekasür Suresi ile bin yıl öncesinden rabbimizin insana yaptığı uyarıyı hatırlatmakta.



Yorumlar