top of page
  • Yazarın fotoğrafıhüma

Suni ve gerçek.


Bugün güneşli bir hava var dışarda. İnsanlar banklara oturmuş güneşleniyor,sohbet ediyorlar. Bu bahçenin oturma gruplarının bazıları üç kollu stres oyuncaklarına benziyor. Kollarına oturan yüzyüze bakabiliyor.

Şiir yazılacak bir bahar görüntüsü.


Ziya Osman Saba nın şiirinin son dörtlüğü gibi.


Rüzgâr esmez, konuşur: Uçurtmalar uçun, çamaşırlar kuruyun. Mesut olun, yaşayan, Ana baba evlat torun


Bazı insanlar kısa kollu tişörtlerini giymişler bile. Oysa hava sıcaklığı 14 derece görünüyor hava durumunu gösteren apple programında.

Öyleyse bu yağmurlu hava fotoğrafının ne işi var bu sayfada denirse,bu fotoğraf düne ait.

Tülün hafif rüzgarda uçuşması hoşuma gitti.Bana göre bu bahar havasına yakıştı yağmuruna rağmen. Koymak istedim.

Biraz içimde yağmurlu.

Bursalı İsmail Hakkının şiiri reva oldu buraya.


Ne safiHar süresin ahir-i kar

Ey gönül bir iki gün sabreyle

Dağılır bir gün olur hep efkar

Ey gönül bir iki gün sabreyle


Bu hazanın olur encamı bahar

Bir olur gözler yine !ey! ünehar

Etmeye ağyara derdin ızhar

Ey gönül bir iki gün sabreyle


Saçılır ebr ü gür yanar hurşid

Gam u gussa günü gider gelir id

Kudretiyle olur karib baid

Ey gönül bir iki gün sabreyle


Sabırdır şan-ı evliya gerçek

Sabırdır hal-i evliya gerçek

Etme şekva bu kardan el çek

Ey gönül bir iki gün sabreyle


Derdile kaldı gitti mi Eyyüb

Hüzn ile bitti yitti mi Ya'kub

Sen dahi Hakki mübtelaya uyup

Ey gönül bir iki gün sabreyle -1-

Gerçeğe tıpatıp benzeyen sahte ile gerçek arasındaki fark,değişimdir. Benzeyen zamanda donar kalır. Asıl olan daimi bir devinim ve gelişim halindedir.

Onun için asla benzer olan aslı gibi olamaz.

Bir şeyin benzerini ve tekrarını sevmem. Üretmeye kalksam üretemem. Aynı şeyden iki tane yapamam. İlla bir farklılık, bir detay,ince bir nüans olsun isterim.

Bir pet hayvanı bakınmaktaydım. Tüysüz ve alerji tetikleyecek yapıda olmamalı.

Koi balığına ve koi bahçelerine uğradı internet seyrim bu vesile ile.

Sazangillerden koiler,Japon balığı ya da gold fish dediğimiz türlerle akraba. Simgesel olarak samurai savaşçılarını anlatıyor cesaretleri. Sonunda altın renkli bir ejderhaya dönüştükleri bir efsaneleri de var. Eğer doğal ortamlarından ayrılacaklarsa Havuzları,oval ya da yuvarlak olmalıymış köşeli olup da köşelerde kir birikmesin diye.

Yapay ya da gerçek içinde suyun dönüp durduğu su birikintilerini,orada yaşamaya çalışan canlıları acınası bulurum. Tercih etmem.

Bu vesile Koi bahçelerinin de asıllarını ve onları kopya ederek imal edilmiş ev eşyalarını da gördüm çokça ve hiç tercih etmedim.

Su akmalı. Kayalara çarpa,çarpa,topraktan,taştan beslene beslene. Koiler de adlarına yüklenen anlam gereği akan suyun tersine yol alarak yaşam güçlerini, azimlerini ,dayanıklılıklarını kanıtlamalılar.

Şelalelerden yukarı sıçramaları, sıçrayarak şelaleyi aşmalarıymış en çok bilinen özellikleri.

Haklarında anlatılan efsaneler de bunun üzerine kurulu.

Siyahı, mavisi, kırmızısı ,altın ve gümüş rengi olanı var. 90 cm ye kadar büyüyeni de.

Siyahı ataerkil,mavisi sessizlik ve huzur,kırmızı olanı anaerkil ve altın olanı da varlık ve zenginlik anlatırmış.

Koiler tırmanırken şelaleleri sıçrayarak, normal seyrine devam etmeli doğal düzen. Rüzgar esmeli,ağaçlar yapraklarını döküp yeniden yeşertmeli. Dallar sallanmalı oradan oraya bazen yerlere eğilmeli bazen göğe doğru savrulmalı.

Yağmur yağmalı çamur olmalı,kar çiçekleri savrulmalı gökyüzünde,buzlar sarkmalı saçaklardan.

Yemyeşil otlar çiçeğe dönmeli,çiçekler tohumlara.

Doğanlar büyümeli,devranı tamamlayanlar göçmeli.

Bu akışını hayatın sahte olanlar ile sunileştirir tabii ortamından uzaklaştırır, baktığı yere taşımaya çalışırsa bozar.

Bu sebeple ne kadar başarılı olursa olsun donmuş bir anı anlatan iki boyutlu tablolar, üç boyutlu epoksi çalışmalar, kilden,taştan heykeller titretemez insanın gönül telini.


Yeryüzü halden hale geçerek tazelenir,bezenir,güçlenir,

iç alemi de insanın iyiliklerle beslenerek pınar gibi kaynayarak tortularından arınır, renkleri evrilir koyu renklerden beyaza.

Menfi kutuplar çekerse mıknatıs gibi onun zıddı ile mücadele ederek kurtarır kendini benzer kutupların menfi çekiminden.

Mıknatısın çekim etkisi ise doğru yöne koyuverir kendini dosta doğru,dostlar ile birlikte.




1-(Tuhfe-i Atdiyye, I 13-14.)

89 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Acısını hissetmediği masumların ahı tutar insanı.

Bu görselleri görünce şaşıracak bir kısım. Alev almış yanarken insanlar ne alaka bu post diyecekler. Bu görüntüler bir girizgâh. Sadede gelmek için. Buyrun. Soymuk sarma. Batı Karadeniz -Kastamonu yör

O “an” da gönlümüzde ne var.?

Bir video gelmişti hesabıma dostların birinden. Bir bilen hesaplamış,“Melekler ve rûh O’na, miktarı elli bin yıl olan bir günde yükselip çıkar.” mearic suresinde 4. Ayette geçen    Elli bin senelik gü

Comments


bottom of page