top of page
  • Yazarın fotoğrafıhüma

Mart’ın sekizi.


İsim vermeden Rahmetli olarak zikredeyim kendisini. Bir kaç sene oldu vefat edeli. Hiç ihmal etmezdi rahmetli 8 martı kutlamayı.

Günün ilk arayanlarından olur, annemin dünya kadınlar gününü tebrik ederdi.

Bugün 8 Mart. Rahmetli olmadığı için hatırlatan,kadınlar günü de diğer günler gibi geçip gidiyordu.

Gazetelere bir göz atınca okudum ki büyük felaket bölgesinde depremzede

hanımlara zarif bir jest yaparak karanfil dağtılmış polis teşkilatından yetkililer.

Rahmetli akrabamızı yad etmiş oldum dağıtılan karanfiller hatırlatınca.

Dünyada bu günün kutlanması acı bir olayı temel alarak yapılıyor. 1910 da grev yapan binlerce kadın arasından 129 kadının bir fabrikada çıkan yangında yanarak can vermesi mihenk noktası. Türkiye'de ise 1921 yılında, iki komünist kız kardeş Rahime Selimova ve Cemile Nuşirvanova'nın girişimi ile gündeme geliyor. Arada yasaklı yıllar var.

1975 yılından bu yana da 8 Mart dünya kadınlar günü olarak kutlanıyor.

Özellikle ortaçağ Avrupa’sında ezilen,üzülen, yakılan,hakları gasbedilerek ikinci sınıf muamelesi gören kadınların kendilerini hatırlatma günü.

Tarih boyunca özellikle anaerkil tarım toplumlarında kadın anne ve kral ile eşit söz hakkına sahip kraliçe olarak yüceltilen bir yerde.

Avcı ve savaşçı toplumlarda Pederşahi bir yapıya geçildiğinde ikinci sınıf muamele gördüğü ,tüketici bir varlık olarak değerlendirildiği ve hırpalandığı vaki. Yine de hiç bir zaman ve hemen hiç bir toplumda anne olan kadına bir saygısızlık yok denecek kadar az.

Kadınların eş ve evlat olarak çektikleri sıkıntılara senede bir gün adlarının verilmesi deva olamaz.

Yeryüzünde adaletin, merhametin olmadığı her yerde çeşitli vesilelerle insana zulüm var. Kadın kadar erkeğe, siyah tenli kadar sarı tenliye, yaşlı kadar çocuğa,insana olduğu kadar hayvana.

Kapsamını genişletir, çeşitlerini artırdıkça artırabiliriz zalimlerin zulmünden etkilenenleri.

Müslüman hanım asırlar öncesinden sahiptir bugünlerin kadınlarının sahip olmak için mücadele verdiği haklara.

Hazreti Hatice , zamanının en büyük lojistik uzmanı olarak değerlendirilen,yurt dışına kervanlar gönderen,zamanının şartları içinde ihracat ithalat yapan büyük bir tacire hanımdı.Hatta peygamberimiz Hz Muhammed sav ile tanışmaları da böyle bir kervanın yola düzülme hazırlıkları sırasında olmuştur.

Kız çocuklarının diri diri toprağa gömüldüğü bir toplumda,Peygamber efendimiz sav kızlarının doğum gününü kutlamış,o gün sebebi ile hediyeler dağıtmıştır.

Müslüman karı koca birbirinin en büyük destekcisidir. Biri tökezlediğinde diğeri yüklenir ailenin yükünü.

Müslüman hanımın maişeti kocasının yükümlülüğünde olmakla birlikte istediğinde geliri kendisine ait olmak üzere uygun mesleklerde çalışabilir. Buna savaşmak ve cephe gerisi hizmetlerinde görev almak dahildir.

İslamda kadın hakları değince karşı söylem olarak gündeme gelen tesettür ve dört evlilik konusu kadın haklarını korumak için Rabbimizin koyduğu ölçülerdir.

Yaşadığımız vakıa odur ki ,gayri meşru ilişkiler dolayısı ile mağdur olmuş kadınlar ve çocukların hikayeleri ile dolu mahkemeler. Envai çeşit çirkin hikaye kulakları tırmalamakta.

Bu mağduriyetleri meşru zemine çekmek için verilen bir izin olan taaddüd-i zevcat bir ruhsattır. Emir değil.

Söylemek isterim ki, dikkatini çekmek için gündeme gelmesi elzem konuların dışında bir kesime pozitif ayrımcılık yapılmasına zemin hazırlayan bu günleri kutlamayan ve gündemimde yer vermeyen biriyim.

İnsana kul olarak yaklaşıyorum. Kadın-erkek, anne- baba, kız çocuk vb adanmış günleri zorlama ve yapay buluyorum.

Hepsinin ardında ekonomik rant temini olduğunu düşünüyorum.

Dünyada özel gün ekonomisi olarak adlandırılıyor bilenler tarafından. Satış garantili günler.

Anneler Günü (Mayıs’ın ikinci Pazar’ı), Babalar Günü (Haziran’ın üçüncü Pazar’ı), Aşıklar Günü (14 Şubat) de içinde barındıran okuduğunuzda inanamıyacağınız acayip maddelere sahip bir liste.

Senenin paylaşılmış,ilgili kesime hitap eden günlerine bir baktığımızda insanın aklına ya bir takım insanlar diğer dünya fertleri ile dalga geçiyor ya da bu özel gün paylaşımlarının ardında bir takım saklı maksatlar var düşüncesi geliyor.

Kültür ve değer yargılarına yön vererek değiştirmek, bu şekilde toplumları yönlendirmek ve ekonomik gücü keselerine doğru akıtmak akla gelen saklı maksatlara örnek olabilir.


Açık Büfe Günü, Tost Günü (2 Ocak), Ivır Zıvır Günü (4 Ocak), Çikolatalı Sufle Günü (28 Şubat), Kahve Günü (1 Ekim) İnekleri Takdir Etme Günü (11 Temmuz), Hobbit Günü (22 Eylül), Aptalca Soru Sorma Günü (29 Eylül) Evini Düzenleme Günü (Organize Your Home Day)14 Ocak gibi.


Bu liste,senenin her gününe bir tane olmak üzere uzayıp gidiyor. Aşağıya bir link ekledim. Merak edenleriniz hayretle inceliyeceklerdir.

Zararsız, muhabbete vesile olarak gördüğümüz, birer ufak hediye ile taçlandırdığımız bu günler kültürümüzden ve bütçemizden çok şeyler alıp götürüyor hiç farketmeden. Bizler değerlerimizden kaybederken birileri keselerini dolduruyor.

Diğer kültür ve dinler için özel anlam ifade eden zamanlar ise “özel gün kutlamaları”adı altında, ne olacak felsefesi ile kutlandığında kaybedilenlerin telafisi yoktur.

Biz diye ifade ettiğimiz aynı dini,dili,kültürü paylaştığımız insanların özel günleri ve takvimi ise belli. Üç aydır “ve belliğna Ramazan” diye dua etttiğimiz dilime az kaldı. Sonu bayram.

Bizi meşgul ederek paramızı,enerjimizi harcadığımız zamanlar kendi kültürümüzü beslerse maddi,manevi kazananlardan oluruz.





92 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Nasip…

Comments


bottom of page