top of page

Katabasis ve düşündürdükleri.

  • Yazarın fotoğrafı: hüma
    hüma
  • 10 Tem
  • 5 dakikada okunur


   R.F Kuang'in "Katabasis" kitabindan yola çıkacağım bugün.


Kitaba başlayalı bir ay kadar oldu. Hafta içi anca bitirdim.


   Zor okudum.


   Bu yazar ve okuduğum iki kitabi Babil ve Katabasis birkaç açıdan dikkatimi çekiyor. Dusuncelerimi, Cuma gününün ruhuna  ve benim burada iyilik paylaşmak,yüzlerde gulumsemelerden çiçekler actırmak gibi niyetlerime  uymasa da paylasmak isterim.


   R F Kuang genç bir yazar. Zeki parlak bir akademisyen. Günümüz genclerinin bir kısmının öğrencisi olma  hayallerini süsleyen Cambridge ve Oxford üniversitelerinde eğitim görmüş, şu anda da Yale Üniversitesi'nde doktora yapmakta. Z  kuşağına bir örnek.


  Kurgu yeteneğini bilgisi ile ustaca harmanliyor.


  Sömürgecilik,ırkçılık, güç savaşları ve seçkin ve ustun insan  kavramını  sert ve fantastik bir dille elestirmekte.


   Bence, yazarin bu iki kitabını kurgularken büyü temasini kullanmasi da ilgi çekici.


Zira büyünün dinen yasak olmasına ,ahlaken reddedilmesine rağmen toplumlarda yaygın olarak kullanildigi bir gerçek.


Hatta istihbarat örgütlerinin ilgili birimleri olduğu ve araç olarak kullandıklarıni da duyuyoruz.  


   Yani toplumda bir takım bilgilere sahip insanların o bilgileri kullanarak,diğer insanları istekleri dışında manuple etmesi ve iradeleri dışı da  kullanması vakıa.    


   Kuang, gerçek dünyadaki  bu  somut  mekanizmayı fantastik bir ambalajla  harmanlayarak sergiliyor. Bu sebeple yazar ve kitapları bir zihniyeti anlamak acisindan dikkat çekici.


    Babil'de, Oxford'un gücü  diller arasındaki farkları kullanarak gümüşleri büyülemekten gelir  Britanya İmparatorluğunun,dünyayı sömürmek ve gücünü korumak için bu büyü sistemini kullanmasını anlatır.


   ( Oxford sözlüğünun oluşma aşamasını anlatan Deli ve dahi) filmi de sozluk- kelimeler- güç cervesinde etkileyici. Bu açıdan Babil ile bütünlük arzediyor)


   Katabasis'de , büyü, akademisyen büyücüler  ve yeraltı dünyasının güçleri, insanın hırslarını, akademideki güç savaşlarını ve elitlerin dünyayı manipüle etme arzusunu sembolize etmekte.  Kuang büyüyü kullanarak aslında gerçek dünyadaki paranın,teknolojinin ve gücün adaletsiz paylaşımını tenkit ediyor.


   Burada , gerçek  dünyadaki elit üniversitelerde "Büyü Bölümü"adı altında  olmayan lakin  büyünün, simyanın ve cadılığın tarihini.sosyolojisini ve felsefesini  inceleyen akademik kürsüler var. -1-


   Gelelim  henüz bitmiş, etkisi taze Katabasis'e.


   Katabasis,Analitik büyü , paradokslar, mantık problemleri ve akademi dünyasının karanlık sömürü düzenini bir cehennem yolculuğu üzerinden ele alıyor.


   Kahramanların gezdikleri cehennem katlarında yol aldıkça ,(kibir katı, açgozluluk katı gibi) dagarcigimda biriken bilgilerden izler aradım.


   Ayetlerden, Pegamberimizin Miraç yolculuğunda cehennemde gördüklerini anlattığı hadisler ışığında degerlendirmeye çalıştım.  Bazen paralellikler hissettim ,bazan zıtlıklar  gördüm. Yadirgamadim.Nihayetinde  okuduğum hükmü geçmiş  bir inanc sisteminde insanın cehennemi ve kendini görme yolculuğu.


   Kitap, yazarı, konuları işleyiş tarzı ilgi cekse de, her türlü veri bir müslüman olarak temel kaynaklarimizin süzgecinden geçerek hafızanızda yer buluyor. Daha okurken kendi sablonumuzu tutuyoruz satirlar üzerinde    


   İlk önce Kuran-ı Kerim ayetlerindeki  Cehenneme bakalım. Cehennem azabının dehşetini, oraya götüren amelleri ve oradaki yaşamı tasvir eden ayetler, Kur'an-ı Kerim'in en net ve uyarıcı bölümlerinden. 2


    Kur'an'da cehennem, yaşayan,öfkelenen bir varlıktır. (Mülk suresi.8. ayet. )Azab fizikseldir.(Nisa suresi.56) Beslenme azabın bir parçasıdır. (Duhan süresi). Rabbimizin adaletinin tecelli ettiği,kuralları olan, görevli meleklerin hiç müsamaha gostermeden tam bir itaatle sınırları koruduğu bir caze ve arınma yurdudur. Kulun kendi seçimlerinin kaçınılmaz sonucudur.


   İkinci temel kaynağımız olan Hadis-i şeriflere baktığımızda da , ayetlerdeki Cehennem'in işleyişini goruruz. -3-


​Son söz olarak,katabasis  insanin  kendi gölgesiyle, kusurlarıyla ve egonun karanlık yönleriyle yüzleşmesini anlatan  bir yeraltı tasviri.


   Okurken bu tasvir , insanın nefis mertebelerideki seyrini, nefs-i emmârenin karanlık heveslerinden kurtulma çabasını hatirlatmakta.


   Her okunan fani gibi kitap ve hikayesi de biter.


   Mitolojinin bittiği yerde tasavvufi terbiye devreye girer. İnsanı kendi karanlığından temizleyip kalbini cilaladıktan sonra, onu Allah’ın rızasına ve ahlakına ulasirma yolunda eğitmeye devam eder. 


    Allahümme ecirnî minen-nâr.Allahümme innî eûzü bike min azâbi cehennem, ve min azâbi'l-kabr, ve min fitneti'l-mahyâ ve'l-memât, ve min şerri fitneti'l-mesîhi'd-deccâl.


   Allâhümme rabbenâ âtinâ fi'd-dünyâ haseneten ve fi'l-âhireti haseneten ve kınâ azâbe'n-nâr.


  Allahümme innî es'elüke'l-cennete ve eûzü bike mine'n-nâr. -4-



  




 


Notlar -1-


  Exeter Üniversitesi (İngiltere) - Büyü ve Okült Bilimler Merkez.


   Amsterdam Üniversitesi (Hollanda) - Hermetik Felsefe ve İlgili Akımlar Kürsüsü


   Oxford Üniversitesi (İngiltere) - Antropoloji ve Bilim Tarihi Kürsüleri


   Harvard Üniversitesi (ABD) - Harvard İlahiyat Fakültesi (Harvard Divinity School)


   Cambridge Üniversitesi (İngiltere) - Erken Modern Dönem Tarihi ve Bilim Felsefesi



2-) Tahrim Suresi, 6. Ayet:


"Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun. Onun başında, gayretli, güçlü, Allah’ın kendilerine emrettiğine karşı gelmeyen ve emredildikleri şeyi yapan melekler vardır."


Nebe Suresi, 21, 22 ve 23. Ayetler:


"Şüphesiz cehennem, bir gözetleme yeridir; azgınlar için bir barınaktır. Orada çağlar boyu kalacaklardır.


Gâşiye Suresi, 5, 6 ve 7. Ayetler:


"Kızgın bir kaynaktan sulanırlar. Onlar için acı ve kötü kokulu bir dikenden (darî') başka yiyecek yoktur. O ise ne besler ne de açlığı giderir."


Duhân Suresi, 43, 44, 45 ve 46. Ayetler:


"Şüphesiz zakkum ağacı, günahkarların yiyeceğidir. O, erimiş maden gibidir; karınlarda kaynar. Kaynar suyun kaynaması gibi."


Nisâ Suresi, 56. Ayet:


"Şüphesiz ayetlerimizi inkar edenleri biz ateşe atacağız. Derileri yanıp döküldükçe, azabı tatmaya devam etsinler diye onların derilerini başka derilerle yenileyeceğiz. Şüphesiz Allah, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir."


Fâtır Suresi, 36. Ayet:


"İnkar edenler için ise cehennem ateşi vardır. Ne ölmerine izin verilir ki ölsünler, ne de cehennemin azabı onlardan hafifletilir. İşte biz her nankörü böyle cezalandırırız."


Mülk Suresi, 7 ve 8. Ayetler:


"Oraya atıldıklarında, onun kaynarken çıkardığı korkunç uğultuyu işitirler. Öfkesinden neredeyse çatlayacak gibi olur. Her ne zaman oraya bir topluluk atılsa, onun bekçileri onlara, 'Size bir uyarıcı gelmemiş miydi?' diye sorar."


Fâtır Suresi, 37. Ayet:


"Onlar orada, 'Rabbimiz! Bizi çıkar, (önceki) yaptıklarımızdan başka salih ameller işleyelim' diye feryat ederler. (Onlara şöyle denir:) 'Size, düşünecek olanın düşünebileceği kadar bir ömür vermedik mi? Size uyarıcı da gelmişti. Öyleyse tadın azabı! Zalimlerin hiçbir yardımcısı yoktur.'"


3-)"Miraç gecesinde bir kavme uğradım ki, bakırdan tırnakları vardı ve bunlarla yüzlerini ve göğüslerini tırmalıyorlardı.


'Ey Cebrail, bunlar kimlerdir?' diye sordum. Cebrail (a.s.):


'Bunlar, insanların etlerini yiyenler (gıybet edenler) ve onların şereflerine, namuslarına dil uzatanlardır' dedi." (Ebû Dâvûd, Edeb, 35; Ahmed bin Hanbel, Müsned, III, 224)


*"Miraç gecesi bir nehre vardım. Nehir kandandı ve içinde yüzen bir adam vardı. Nehrin kenarında ise önünde birçok taş toplanmış bir başka adam duruyordu. Nehirdeki adam kenara çıkmak isteyince, kıyıdaki adam onun ağzına bir taş fırlatıyor ve onu eski yerine (nehrin ortasına) geri döndürüyordu. Çıkmak için her hamle yaptığında aynı şey oluyordu.


'Bu kimdir?' diye sordum. Cebrail (a.s.):


'O, faiz yiyen kimsedir' cevabını verdi." (Buhârî, Büyû, 25; Taberânî)


*"Miraç gecesi, dudakları deve dudağı gibi olan bir topluluğa uğradım. Başlarında görevli melekler vardı, onların dudaklarını tutup ağızlarına ateşten taşlar (veya korlar) koyuyorlardı. Bu taşlar ağızlarından girip altlarından çıkıyordu.


'Ey Cebrail, bunlar kimlerdir?' dedim. Cebrail (a.s.):


'Bunlar, yetimlerin mallarını haksız yere ve zulümle yiyenlerdir' dedi." (Müslim, İman, 279; İbn Hişam, Sîret, II, 46)


   *"Bir fırın gibi ortası geniş, ağzı dar bir yere uğradım. Oradan çığlıklar ve feryatlar yükseliyordu. İçine baktığımda çıplak erkekler ve kadınlar gördüm. Altlarından bir ateş dalgası geldikçe çığlık atıyorlardı.


'Bunlar kim?' diye sorduğumda Cebrail (a.s.):


'Bunlar zina eden erkekler ve kadınlardır' dedi." (Buhârî, Tâbîr, 48, Cenâiz, 93)


    *İnsanlara iyiliği emredip kendisi kötülük yapan, diliyle kalbi bir olmayan kişilerin durumu şöyle tasvir edilmiştir:


"Miraç gecesi, dudakları ateşten makaslarla kesilen bir topluluğa uğradım.


'Siz kimlersiniz?' diye sordum.


'Biz dünyada insanlara iyiliği emreder, fakat kendimiz yapmazdık; kötülükten sakındırır, fakat kendimiz o kötülüğü işlerdik' dediler." (Ahmed bin Hanbel, Müsned, III, 120; İbn Hibbân)


4-)"Her kim üç kere Allah’tan cennet isterse, cennet: 'Allah’ım, onu cennete koy!' der. Her kim de üç kere cehennem ateşinden Allah’a sığınırsa, cehennem: 'Allah’ım, onu cehennem ateşinden koru!' der." (Tirmizî, Cennet, 27)




 
 
 

Son Yazılar

Hepsini Gör
Dağılmış Yolların Kıblesinde...

“Suya bir taş atarsın;Halkalar büyür, büyür, bütün denizi kaplar...Söz dersin, bir yürekten çıkar;Bütün yürekleri dolaşır, bir vicdan olur.Nerededir dostun evi?Yüreklerin aynı ritimle attığı yerdedir.

 
 
 

1 Yorum


sengulyldrm2
13 Tem

🤲 Allahümme ecirnî minen-nâr.Allahümme innî eûzü bike min azâbi cehennem, ve min azâbi'l-kabr, ve min fitneti'l-mahyâ ve'l-memât, ve min şerri fitneti'l-mesîhi'd-deccâl.


Allâhümme rabbenâ âtinâ fi'd-dünyâ haseneten ve fi'l-âhireti haseneten ve kınâ azâbe'n-nâr.


Allahümme innî es'elüke'l-cennete ve eûzü bike mine'n-nâr.

Beğen

© 2023 by NOMAD ON THE ROAD.

  • Instagram Black Round
  • Pinterest - Black Circle
bottom of page