top of page
  • Yazarın fotoğrafıhüma

İnsan,21 günde unutup geldiği yeri ,21 günde mesken tutarmış yad elleri.

Güncelleme tarihi: 29 Kas 2020

Hava soğuk ama güneşin değdiği yerler ısınmış. Sıcacık.

Yemyeşil fındık yaprakları,ardında beyaz çiçekleriyle kiraz ağacı,boy vermiş beyaz bulutlar arasından görünen mavi gökyüzüne doğru.

“Önce biz alışkanlıklarımızı oluştururuz, sonra da alışkanlıklarımız bizi oluşturur.”John Dryden dediği gibi insan hayatı farkederek yada farketmeden edindiği alışkanlıkların yönetmesi ile geçip gider hızlıca. Oluşturduğu rutinin kendi hayatında ne kadar yer kapladığını çok da düşünmeye bile fırsatı olmaz çoğu zaman . Genel olarak aynı güzergahı kullanır, aynı tarafa yatar ,aynı yere oturur,aynı şeyleri yer ,içer ,kullanır .

Alışkanlıklar, bırakılmazlarsa, zamanla ihtiyaç haline gelirler . İhtiyaç haline getirdiği alışkanlığı uygulayamadığında rahatsız hisseder kendini bir tuhaf huzursuzluk sarar içini. Bu rahatsızlık ve huzursuzluk hissi de hemen her konuda tercihlerini, edindiği alışkanlıkların belirlediğini anlatır.

Alışkanlık oluşturan tercihleri beynin ilgili bölgesi oluşturur. Bir alışkanlığın oluşup,kalıcı hale gelmesi için 21 gün geçmesi gerekir der bilenler. 21 gün sürermiş hayalet uzuv sendromu zira.

Bu sebep ile insan 21 günde unutup geldiği yeri 21 günde mesken tutarmış yad elleri.

Kaç gün geçti saymadım ama bir alışkanlık sürecini,yani 21 günü çoktan geride bıraktık sanki.

Eski alışkanlıklar yerini,yenilerine bırakmakta.

Hayat devam ediyor,zaman geçiyor. Baharı yaşıyor ağaçlar insanlar izliyorlar pencerelerden. Sanki kafeste kuşlar gibiler.

Hayatın rutin akışı,eski itiyatlar anlamını kaybetmiş. Sahip olduğunu zannettiği çok şey anlamını yitirmiş. Zaman sadece temel ihtiyaçlara odaklanılmış olarak akıyor.

Okumak,yazmak,üretmek hedef ve anlam değiştirmiş durumda.

Duygular karmaşık.

Yeni bir şeyler koyarken eskinin yerine, bir yanda dünya gözünde küçülüp,önemini kaybetmiş,diğer yanda,”yarın kıyamet kopacağını bilsen de elindeki fidanı dik”emrine uyma sorumluluğu.

Son anda bile olsa fidan dikmek,zahiri manası ile umudu simgelerken,batıni manası ile de iyiliği çoğaltarak cennetin yolunu açar.

Tohum ekmek, fideye dönüştürüp,fidan dikmek,insanın çıkacağı yolda ,varacağı menzilde etkisi ve önemi olan bir eylem.

Bu dar-ı fena, dar-ı bekanın tarlası zira. Gül eken,güller derer ötelerde.

Burda ekilen burada kalmaz.

Yeni alışkanlıklar koyarken eskilerinin yerine lüzumsuz olanları ayıklayıp yerine ötelere faydalı olanları koymanın tam zamanı şimdi.

Fidan ekip, ağaç yetiştirmek bir anlamda da, bir gülümseme ile bile olsa gönüllere sevgi ekmeği, inançsız gönüllerde iman tohumu yeşertmeyi, bir diğerini mutlu etmeyi,umut verip canlandırmayı ve daha bir çok yararlı davranışı anlatır ince ince.

Evlerde dört duvar arasında tutsak görünüyor insan ancak öte yandan dünyanın en uzak köşesine ulaşabilecek kadar azade.

Arayan buluyor. Biri masal anlatıyor çocuklara hergün belli bir saatte. Bir diğeri suyun makbule geçtiğini öğrenmiş hastahanelerde, su ulaştırıyor onlara oturduğu yerden. Dünyanın bir ucunda bir dost maske dikiyor. Bazıları ekran başına,öğreniyor,öğretiyorlar. Şöyle bir bakınca örnekler çok.

Özetle dostlar, ümitsizlik yok, bî karar olmaya,divane hallere,duygulara geçit vermek yok.

Son an gelene kadar ekip,dikmeye devam. Hasılatı sadece bu dünyada değil ,sılada da bizi bekliyor olacak

43 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

TEŞEKKÜR…

bottom of page