top of page
  • Yazarın fotoğrafıhüma

“İnsan alışkanlıklarının çocuğudur”

“İnsan, alışkanlıklarının çocuğudur.”

İbn-i Haldun’un dediği gibi insan hayatı farkederek yada farketmeden edindiği alışkanlıkların yönetmesi ile geçip gidiyor hızlıca. Oluşturduğu rutinin kendi hayatında ne kadar yer kapladığını çok da düşünmeye bile fırsatı olmuyor çoğu zaman . Genel olarak aynı güzergahı kullanır, aynı tarafa yatar ,aynı yere oturur,aynı şeyleri yer ,içer ,kullanır .

Alışkanlıklar, bırakılmazlarsa, zamanla ihtiyaç haline gelirler . İhtiyaç haline getirdiği alışkanlığı uygulayamadığında rahatsız hisseder kendini bir tuhaf huzursuzluk sarar içini. Bu rahatsızlık ve huzursuzluk hissi de hemen her konuda tercihlerini alışkanlıklarının belirlediğinin alamet-i farikası olur.

Alışkanlık oluşturan tercihleri beynin ilgili bölgesi oluşturur. Bir alışkanlığın oluşup,kalıcı hale gelmesi için 21 gün geçmesi gerekir diyorlar. 21 gün sürermiş hayalet uzuv sendromu zira. Bu sebep ile insan 21 günde unutup geldiği yeri 21 günde mesken tutarmış yad elleri.

Önce sessizce uyum sağlar, sonra yavaşça alışır, ardından süreç içinde bağlanır ve son noktada bağımlı hale gelir hiç farketmeden. Bu bağımlılık fiziksel,psikolojik veya zihinsel olabilir. Zaman zaman birbirinin yerine de kullanılan bu kavramlar aslında alışmanın boyutlarını gösterir.

Zihinsel alışkanlıklar ,yerleşmiş bulunan sabit fikirler ve önyargılara dönüşür yaşam süreci içinde. oluşan kemikleşmiş sabit fikirler “kuşak çatışması” denilen nesiller arası anlaşmazlıklar ve insanlar arasında çatışma ve geçimsizliklere sebep olurlar.

Halbuki hızla akıp giden zaman içinde düşünceler,kavramlar,insan ve dünya an be an değişmekte. Bu değişim içinde,değişen şartlara aldırmadan fiziksel,psikolojik ve zihinsel açıdan sabit ve bağımlı kalmak insanı sınırlar,sıkar,boğar. Tıpkı ağır ,ağdalı bir şurup içinde gibi.

Dini ibadetler bir de bu yüzden aynı saatlerde ,aynı zamanlarda değil. Atıl bir rutin oluşmasın diye. Gün içine,ay içine, yıl içine yayılmış,son derece dinalmik . Aktif. Kulu, diri ve canlı tutan.

Bir insanın fiziki ve psikolojik hoşlanmadığı alışkanlıklarına müdahale edip değiştirebilmesi için ilk önce kendini tanıması gerekir. Kendini tanıyabilmesi için de uzaklaşıp biraz öteden izlemesi gerekir kendini. Neye ne kadar alışmış,bu alışkanlığın boyutu bağımlılık derecesine gelmiş mi,değiştirmesi gerekir mi,değiştirebilir mi.?

Bütün bu sorularına ancak mevcut rutinlerini terk edip başka bir açıdan bakıp,yaşadığında cevap bulabilir.

Buraya bir ufak parantez açıp eklemek isterim ki bu dışardan bakmayı gerçek bir dost gözü de yapabilir. Onun için eğer gerçek,samimi,bilgili olanını bulabildiyse insan dostlarının ikazlarını çok ciddiye almalı.

Günlük rutine girmiş adeta insanın bir parçası haline gelmiş alışkanlıklar değiştirilmek istendiğinde o alışkanlıkları edindiği şartları değiştirmek o alışkanlığı terk etmek için faydalı olabilir.

Her zaman gittiği yolu bir sebep ile değiştirmek,kurduğu alarmın,telefonun melodisini değiştirmek,bazen kahvaltıda sadece simit ve peynir yemek gibi tercihler rutin haline gelmiş değiştirilemeyen alışkanlıkları olabildiğince farklılaştırarak değiştirmenin bir yolu olabilir.

Sözün bu deneme yazısı için ulaştığı son noktada efendimizin zayıf senedli hadis-i Şerif’i var hepimizin bildiği. Bir günün diğerinden farklı olması gereğini ifade eden.

(İki günü aynı olan, ziyan etti.) [Beyheki]

32 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Comments


bottom of page