top of page
  • Yazarın fotoğrafıhüma

Hırka-i Şerif.

Yağmurlu soğuk bir gün yazıyı yazdığım. Gece kar bekleniyor takip ettiğim hava durumu raporuna göre. Mart kapıdan baktırıcak anlaşılan.

Allahu a’lem

Yani,Allah en iyisini bilir.

“En iyisini Allah bilir sözünü”,Kehf süresinde mağarada uyuyan gençlerin dilinden duyarız Kur’anı Kerim’de...-1-

Yine hz Musa’nın anlatıldığı hadiste ve ayetlerde vurgulanır, “en iyisini Allah bilir “demek gerektiği.-2-

Bu hafta günümüz imkanları ile bile sınırları zorlayan bir hadisenin ,Peygamberimiz sav nin ,bedenen ve ruhen,bir gecede Mekke’den Mescid-i Aksa’ya,oradan da göklere yükselerek,Rabbi ile görüşmesinin sene-i devriyesiydi. Mekke’den ,Mescid-i Aksa’ya yolculuğuna “İsra”,Mescid-i Aksa’dan göklere urucuna ise “Miraç” diyoruz. Bu yolculuğun ayet ve hadislerle anlatılan detayları malum.

Bu sebep ile İsra ve Miraç hadisesi hakkında detaylara girmeden, Allahu a’lem bissavab diyerek ,Hırka-i Şerif diye bilinen Peygamberimiz sav nin “bürde”sinden söz edeyim istedim.

Rivayetlere göre bu “Bürde “Miraç’a çıkarken Peygamberimizin üzerindeymiş .Vefatından sonra Üveys-i Karani’ye verilmesi vasiyet edildiği için ,hz Ömer ile hz Alinin vasiyeti yerine getirerek Üveys-i Karani’ye verdikleri,şimdi İstanbul’a Hırka-i Şerif camiinde bulunan hırka.

Burada hepinizin bildiğini varsayarak yine detaylarına girmeden Üveys-i Karanî’nin peygamberimizi ziyaretine ve bu ziyaretin ana fikri olan anne sözüne verdiği değere dikkat çekmek ve bu vesile bir iki cümle eklemek istedim haftanın gündemine.

Kadın ve erkek ,bir erkek ve bir kadının evladıdır. Allah’a kul,peygamberlerinin ümmetidirler. Her ikisi de insanlara özgü meziyetler ile bezenirlerse güzelleşir,insanlık vasıflarından uzaklaşırlarsa esfel-i safiline, yani hayvanlardan da aşağı mertebeye düşerler.

İnsan merhametten yoksun olduğunda karşı cinse ve bir diğerine zulmeder, zalim diye adlandırılır.

1500 yıl önce yaşamış,Yemen’li bir güzel insanın çağlar aşan merhameti, annesine sevgisi,zerafeti örnek olsun kadın veya erkek,günümüzün kendinden başkasına merhamet edemeyen bütün zalimlerine...

Yemen’de deve çobanlığı yaparak, hurma çekirdekleri toplayıp satarak geçimini sağlayan biriydi Üveys-i Karani.Asıl adı Üveys bin Âmir el-Karanî. Hz.Muhammed'in (s.a.v.) sağlığında Müslüman olmuş, ancak onu göremediği için sahabe olamamıştır.

Yemen’e giden müslümanlar vasıtasıyla İslâmiyet’i kabul etmiş ,Hz. Peygamber’in sevgisi gönlüne düşmüş, Medine’ye giderek,O’nu ziyaret etme arzusu ile yanıp kavrulan biri.

Bu arzu içinde kıvranır ama yatalak ve gözleri görmeyen annesine kıyamazmış. Bir zaman sonra,niyetini dile getirip, annesinden müsaade almış ama şartlı bir izin olmuş aldığı.

Annesinin koyduğu ziyaret şartı,Peygamberimizin evinden sonra başka bir yere uğramadan geri dönmesiymiş.

Yemen Medine arası 1700 kilometre kadar. Kısmet bu ya,Üveys-i Karani o zamanın şartları ile yollar aşıp Medine’ye geldiğinde , Resûl-i Ekrem o gün evde yoktur.

Derler ki;

Resulullah evde değil.Ya bekle ya da olabileceği yerlere bakıver.

Ama söz verdi annesine.Başka yere gidemez,beklemek için vakit geçiremez.

Naçar, peygamber sav yi göremeden aynı gün Yemen’e dönmek üzere yola koyulur.

Yemene döndüğünde annesi ziyaret maksadı hasıl olmadan oğlunun geri döndüğünü duyunca,

-“Dünyada göremedin ama ahirette Resulullah’a komşu olasın” diye dua eder.

Eve gelen Efendimiz Sav de kimse haber vermeden bilir onun geldiğini.Ardında bıraktığı kokusunu duyar...

“Kuşkusuz ki ,Ben Yemen taraflarından Rahman’ın kokusunu alıyorum.”-3-

Üveys gözü yaşlı dönüyor Yemen’e ama erbabının duyduğu kokusu kalıyor geride.

Amellerin de kendilerine has kokuları var. Bazıları mis kokar bazıları pis. Ama nezle veya grip olanlar alamazlar kokuları.

Kokular...konusunu bir kaç hafta üst üste yazmıştım. Alt postlarda bulunabilir.

Peygamberimizin miraçta üzerinde olduğu rivayet olunan hırkası Üveys -i Karani’ye,ondan erkek kardeşine intikal etmiş ve ardından erkek kardeşinin nesli ile günümüze kadar gelmiş.

Özellikle Ramazan ayının son onbeş günü ziyarete açılan Hırka-i Şerif ,halen bu ailenin hıfzında Hırka-i Şerif caminde özel bölmede bulunmakta.

Detayları için link bırakacağım,2010 yılında başlanan konservasyon adı verilen bakım ve onarım çalışmaları nihayete erdiğinde, şimdiki yerine yerleştirilmeden önce konservasyon ekibi içinde görev almış bir uzman isim rehberliğinde bir grupla birlikte ziyaretimizde hakkında verilen bilgiler gördüğümüz Hırka-i Şerifin konservasyon sırasında tespit edilen,o zamana kadar bilinmeyen özelliklerini içeriyordu.

Hırka-i Şerif;

-Desenleri, yapılış ve imalat tekniğiyle, Topkapı Sarayı’ndaki Hırka-i Saadet gibi “dokunmuş bir kumaştan” dikilmiş değildi.

-İşleme tekniği girift, zor ve kompleks bir yapıdaydı.

-Günümüz teknolojisi ile dahi bu katmanlı teknik ve incelikte kumaşın işlemesinin yapılabilmesinin zor olduğu ,konservasyon heyetindeki tekstil uzmanlarının ortak tesbitiydi.

-Mikroskobik analizlerde görüldüğüne göre ,bilinenin aksine yün değil, “keten, pamuk ve ipek” bir arada kullanılarak işlenmişti.

-İnce dokunmuş ketenden iki kumaş arasında, binlerce küçük parçalar halindeki pamuk iplikler, birbirleri üzerinden ve altından geçerek desenleri teşkil etmişlerdi.

-Desenler bozulmadan, altta ve üstte bulunan iki ayrı keten kumaş, bu küçük pamuk parçaları boyunca oluşturulan deliklerin etrafından, ince ipek ipliklerle birbirine rabtedilmişti.

-Daire şeklindeki tesbit deliklerinin etrafında, halka teşkil eden ibrişimler, girift ve sarmal bir şekilde örülmüştü.

-Desenler bizim tezhipde zencerek veya geçme olarak tarif ettiğimiz,ince geometrik desenler. Hesaplaması ve düzgün uygulaması kağıt üzerinde bile çok zor,kumaş üzerinde uygulanabilmesi hayret vericiydi.





-Mikroskop altında yapılan incelemelerde 1500 yıllık hırkada bakteri ve mantara ve bu sebep ile oluşan tahribata rastlanmamıştı.

Dediler ki,o zaman konuşanlar,sanki bu hırka dünya işi değil gibi.

Allahu a’lem bissevab.

Hadis-i Şerifler var Üveys-i Karani hakkında Peygamber sav nin söylediği. Hiç görmediği halde bedeni özelliklerini tarif ederek diyor ki,kendisine rastladığınızda dua isteyin. -6-

Görme imkanı yok bizler için. Rasulullah talep edin dediği için, satırlarımız ile yad edip,talip olunca,dua ve istiğfarına nail olurmuyuz ruz-i mahşerde...




1-El-Kehf süresi-22,26

2-Kehf 18/60-82. Buhârî, Tefsîr

3-İhya’ul Ulûm, c: 3, s: 153

4-İbnü’l-Esir, Üsdül-Gabe, 1/179)

Üveys-i Karnî ihsân ve iyilikte Tâbiînin hayırlısıdır.”

5-Müslim, Fadailu’s-sahabe, 223-224)

Size Yemen'den Üveys denilen bir adam gelecek. Yemen'de bir annesinden başka kimse bırakmıyor. Kendisinde beyazlık vardı. Allah'a dua etti de onu kendisinden giderdi. Yalnız bir dinar veya dirhem yeri kadar kaldı. Ona sizden kim rastlarsa sizin için istiğfar ediversin."

6-Müslim, Fadailu’s-sahabe, 225

“ ...Eğer Üveys Allah adına yemin etse Cenab-ı Hak elbette O'nu yemininde doğru çıkarır. Senin için dua etmesine imkan bulursan ondan dua iste.”

Resulullah Efendimiz ahrete teşrif buyururken Hz. Ömer ve Ali'ye mubarek murakkaını (Hırka) Üveys Hazretlerine götürmelerini vasiyet ve Hz Üveys'i tarif buyurdular: Gövdesi kıllıdır, sağ elinin ayasında ak duran, bir akça kadar ben vardır. Benden selam edin, Murakaı giysin ümmetlerime dua kılsın”








347 görüntüleme1 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Nasip…

1 comentário


sengulyldrm2
12 de mar. de 2021

🌷

Curtir
bottom of page