top of page
  • Yazarın fotoğrafıhüma

Geleceğin ilacı ses ve müzik.

Geçen hafta türlü türlü sebebi olmakla birlikte ,iletişimde en çok varlığını vurgulamak için sesini olabildiğince yükseltenleri esas alarak bağırarak konuşmak üzerine dizildi kelimeler.

Bir iletişim dili olarak ses frekansları , bazen kelimelerden kıyafet giyip cümleler oluştururlar ,bazen notalara bürünür müzik olararak adlandırılırlar. Kendi başlarına kullanıldıkları ve çok etkili oldukları da olur.

Ses dalgalarının yarattığı titreşimlerin suyun,kumun moleküllerini değiştirip etkileyebildiğini biliyoruz.

Herkesin ilgisini çeken konular olduğu için de bu konular ile alakalı olabildiğince bilgi kirliliği var. Ve konuyu sulandırarak pazarlayanlar genellikle bir takım başka niyet sahipleri oluyorlar . Onun için özellikle titreşim,frekans vb kelimeleri konuşmalarında geçirenlerin sağlam kaynaklardan referans göstermelerine özellikle dikkat etmek lazım.

Benim de konu ile her türlü bilgi ilgimi çekiyor. Derinlemesine bilgi sahibi olmak istiyorum. Bu hafta da sesin şifa maksadı ile kullanılmasına bir göz atmak ve sizinle paylaşmak düşüncesindeyim.

Allah nasip ederse devamı da Kuran-ı Kerim dinlemenin şifa etkisine bir bakış olarak gelecek.


Geleceğin ilacı müzik ve ses olacak. Edgar Cayce


Bu cümleyi okuduğumda cümlenin zaman belirten kısmına hiç katılmadım.

Zira,kadim zamanlardan bu yana çeşitli toplumlarda ve özellikle Osmanlı devleti zamanında müzik ve ses ile yapılan tedavilerin bilgisi hafızamda.

Günümüzde gelişen teknoloji özellikle tıp alanında,hastalıkları teşhis etmede ses frekanslarını bol bol kullanıyor. Ultrason yani yüksek frekanslı ses dalgaları ile teşhis amaçlı muayene olmayanımız yoktur neredeyse.

Lakin tedavi aşaması henüz yaygınlaşmamış,zihinlerimizde yer etmemiş durumda.

“Ses, sonik bir besindir. Ses dalgaları vücudu, aklı, ruhu besleyip destekler.Belli seslerin beyin ve sinir sistemlerimizi şarj ettiği görülmüştür.Beyin yüksek frekansla enerji sağlar. Yani 5000 Hz. ila 8000 Hz. arasındaki müziklerin dinlenmesi gerekir.” Diyor Prof. Alfred A. Tomatis

İnsan kulağı 20-20 000 MHz aralığında sesleri işitir.işitebildiği sesler içinde odaklandığı sesi çok iyi duyar ama diğer sesler de beynine ulaşır ve yorar onu. Gürültü kirliliği diye ifade edilir.

Dünyanın ve insanın bir ritmi vardır, müzik ve makamlar da bu ritme uygun yapılmış ki dinleyen iyi hissetsin, şifa bulsun, mutlu olsun diye. 528 hertz ( A=444 Hz)frekans sevgi frekansıdır ve bedene, ruha iyi gelir. Bu frekans ve onunla oluşturulan makamlar insan organları ile uyum içinde şifa verecek yapıdadırlar.

Ancak iyi niyetli olmadığına kesinlikle inandığım bir süreç içinde,özellikle Rosechild ve Rockefeller ailelerinin baskısı sonucunda bir şekilde dünyadaki mevcut müzik piyasasının standart akordu uzun zamandır 440 hertze ayarlı. Bu titreşim kaos, kavga ve huzursuzluk titreşimidir. Kalp ve kuyruk sokumu arasındaki enerji merkezleriyle uyumsuz. Kabiliyetleri ve üçüncü gözün gücünü sınırlıyor. Bu buraya alamayacağım kadar derin açılımları olan bir konu. Nette her iki müziğin de karşılaştırmalı örnekleri var. Şimdilerde bu konuya duyarlı bazı müzik yapanlar müziklerini 528 hz üzerinde oluşturmaya gayret ediyorlar.

Bu bilgilerden yola çıkan araştırmacıların ses ile şifa denemeleri gelişen frekans teknolojisi ile gün geçtikçe artıyor. Bildiğimiz vitaminleri ses frekansı olarak tedavide kullanıyorlar mesela.

İnsanın genetik kodu ile notaların oluşturduğu seslerin yani müziğin benzerliğinin,insan üzerinde iyileştirici etkisi olduğunu tespit edince DNA yolu ile ağrıların dindirilmesi,stresin giderilmesi, depresyonun tedavisi,ergenlik sıkıntılarının sakinleşmesi için müziği kullanılması söz konusu.


“Ses ve Müzikle Kendi Kendine Şifacılık” konusunu da kapsayan kitapları olan Dr. Andrew Weil, ses terapisinin şaşırtıcı bir biçimde kalp hastalıkları, kireçlenme, stres, anfizem ve daha birçok hastalık üzerinde etkili olduğunu açıklamış.


Bir diğer araştırmacı Forest Baptist Tıp Merkezi nörobiyoloji profesörü Charles H. Tegeler, Brain and Behavior dergisinde yayınlanmış bu çalışmalarında müzik seslerini kullanarak beyin dalgalarını yansıtarak,hasar görmüş,dengesi bozulmuş beyin dalgalarını tedavi etmekte kullanmayı amaçlıyormuş.


“Fizikî bedendeki en temel şey nefestir ve nefes bir sese sahiptir. Nefesle beraber kalp atışlarımız bu sese eklenen ilk ritmdir. Bu şekilde ilk müzik, insan bedenindeki hareketle başlamış olur. “ diye anlatıyorlar. Biz buna yaratanını her nefes ve her kalp atışında bir uyum içinde zikrediyor deriz.

Kendi çıkardığımız ses, en çok şifa veren enstrümandır diyorlar bu konuda çalışanlar.Kendi sesleri ile yapılan tedavilerde Anksiyete,uykusuzluk gibi rahatsız eden sıkıntıların yanında parkinson gibi ciddi hastalıklarda da iyileşme sağladığı ve ağrıyı azalttığı gözlenmiş.

Bu araştırmacılardan Dr. Ranjie Singh bazı seslerin vücudun yirmi dört saatlik ritmini düzenleyen ve uykuyu zenginleştiren hormon olan melatonin salgılanmasını teşvik ettiğini görstermiş.”-1-


Ses frekansı ile teşhis ve tedavi amaçlı neler yapılabileceğine kısaca bir göz atarsak,

Sesin DNA yı değiştirebildiği ,2011 yılında, Rus biyofizikçi Pjotr Garjajevın sadece ses ve ışık frekanslarını kullanarak DNA Bilgi modellerini aktararak kurbağa embriyolarını semender embriyolarına dönüştürdüğü çalışmada görüldü.


Ses maddeyi havada yükseltebilir. İspanyada ve İngilterede 2015’te bir grubun ürettiği bir cihaz, küçük nesneleri havaya kaldırabiliyor ve hareket ettirebiliyordu.

Peter Davey, bir mucit ve bir saksofon ustası, suyu ses dalgalarıyla saniyeler içinde kaynatabilen bir cihaz üretti. Kendisi buna “sonik kaynatıcı” adını veriyor.

Sesin ışığa dönüşmesi, ışıkla harekete geçirilen ve bir sıvıda patlayan baloncukların kısa ışık parlamaları halinde yayılması ile yoğun enerji meydana çıkmakta.

2008 yılında yapılan bir araştırma, basit virüslerin aktive olduğu frekansları matematik olarak tespit etti. Bu virüsleri ses frekansları ile yok edebildi.O günden bugüne biorezonans tedavide etkili olarak kullanılıyor.


Bugün burada bırakalım. Haftaya devam etmek üzere.

Sübhâne men tehayyera fî sun‘ihi’l-ukûl

Sübhane men bi-kudratihî ya‘cizu’l-fuhûl


“Sanatı karşısında akılların hayrete düştüğü, kudretiyle en üstün âlimleri bile âciz bırakan Allah Teâlâ’yı tesbîh ederim.”



265 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Nasip…

Comments


bottom of page