top of page
  • Yazarın fotoğrafıhüma

Görüp,tanıyamamak. Yüz körlüğü.

Henüz dört aylık küçücük bir bebekken, içgüdüsel olarak çevresinde gördüğü yüzleri açık bir şekilde tanıyabilir , fark edebilir insan. Annesini bilir ilk önce,sonra diğer aile bireylerini. İlk başta korkar ailesinin dışındakilerden, yanına yaklaştırmaz. Zamanla genişler tanıdığı yüzlerin yelpazesi.

Dağ başında,çöl ortasında yalnız yaşamadığı sürece insanın etrafında başka insanlar olur. Evinde,işinde, çarşı-pazarda,gezdiği yerlerde. Yüzlerinden tanır onları ilk önce. Yüzlerinden ayırır diğerlerinden. Yüzler son derece keskin bilgiler ile doludur zira ruhuna aynadır sahibinin. Duygular,hisler,kimlik, cinsiyet ve etnik köken okunur ondan. Sağlık okunur,düşünceler okunur,niyetler okunur.

Peki bu dünyaya açılan penceremiz olan gözlerimiz görüyor,bakıyor ama algılayamıyor, karakterize edemiyor,tanıyamıyorsa etrafındaki yüzleri. Okuyamıyorsa. Hepsi aynı görünüyorsa, biri diğerinden farksız. Nasıl bir korku,nasıl bir yanlızlık duygusu ile geri döner o gözler. Nasıl bir korku ile kendi içine kapanır pencereler.

Özellikle tanımadığı,bilmediği topluluklar içine girdiğinde aşina bir yüz ,tanıdık bir sima arar gözleri. Bazen bir küpeden,bazen saç renginden,şeklinden ,benlerden, bazen kıyafetten,aksesuarlardan , yardım alıp tanımaya çalışır, gördüğü hepsi birbirine benzeyen yüzleri. Tanıyamadığında hepsine aynı bakar gözünde bir ışık parlamadan,aynı davranır. Karşısındakinin yakınlık beklentilerinden habersiz.

Kendisi de bir prosopagnezi hastası olan nörolog Dr. Oliver Sacks “Karısını Şapka Sanan Adam” kitabında 24 hikayesinden ,kitaba adını veren “Dr.P”olarak bahsedilen müzik profesörünün hikayesinde anlatır. Fiziksel olarak görebilen ama gördüklerini tanıyamayanların durumunu. “Aklın gözü “kitabında da aynada kendisini tanıyamamasını anlatır.

Onlara dışardan bakanların,durumlarını bilenlerin hissettikleri şiddetli dehşet hissinin aksine kendileri gördüklerinin aleminde, gördükleri kadarı ile mutluluk bile hissetmekte olabilirler.

Hatta orta yaşlara kadar yüz körü olduğunu,insanların birbirinden farklı yüzleri olduğunu bilmeden yaşayıp hayatını normalmiş gibi idame ettirebilirler.

Yüz körlüğü net sınırları olmayan bir hastalık. Karşısındaki yüzleri tanıyamamaktan,kendini tanıyamamaya,eşyaları bir diğerinden ayıramamaya kadar yayılan geniş bir yelpazesi var.

Prosopagnozi, yüz tanıyamama,agnozi denilen nörolojik hastalıkların bir çeşidi. Beyindeki yüzlerin birbirinden ayrilmasini saglayan merkezin bir sekilde gorevini yapamamasi. Doğuştan olabiliyor veya sonradan gelişebiliyor.

Bakabilen,baktığını görebilen,doğru anlamlandırabilen gözler gibi,beyin gibi, varlıklarının+sağlıklı faaliyetlerinin farkına bile varmıyor,kıymetlerini idrak edemiyor insan, kendine emanet bedeninin,organlarının. Tabii bir seyir ile sürdürüp gittiğini zannettiği hayatında sahip olduklarının her bir zerresi bir şükür vesilesidir esasında . Şükründen aciz olunan.

“Şükür bir itiraftır; âcizlik ve kulluk itirafı”

Vaktiniz hayr olsun.

67 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Comments


bottom of page