top of page
  • Yazarın fotoğrafıhüma

Şehitler ölmez!

Güncelleme tarihi: 4 Haz 2020

Aidiyet hissettiği mukaddeslerini korumak,iyiliği hakim kılmak,zulme karşı mazluma destek olmak için savaşır insan. Savaşmalıdır. Bir kötülük gördüğünde eli ile,dili ile müdahale etmeli olmuyorsa kalbinden buğz etmelidir zalime.


Bu hz Adem’den beri böyledir. İnsanın içinde dahi sürer gider iyiliği emreden ile kötülüğe zorlayanın savaşı.


Eğer zalime karşı savaşılmaz,sınırlar korunmaz, iyiler ve mazlumlar desteklenmez ise yeryüzünü fesad kaplar. Kötülük hakim olur.


Bir tanesi bile çok iken otuz altı dağ gibi şehit verdik. Tarifi güç duygular yaşadı vatanımızın her bir ferdi. Anlamaya çalıştıklarında bile dehşete düştü,dayanamadı yürekler ateşin düştüğü yerde olanları.


Anaları,babaları,eşleri,evlatları. Onların yaşadıklarını,hissettiklerini.


Herbirinin ayrı ayrı gönülleri yangın yeri,ama bir o kadar da başları dik,gurur ve mutluluk dolular. Bir madalya gibi taşıyorlar şehid yakını olmanın gururunu.


Öte yandan mevcut iktidara kinlerini bu vesile ile dile getirmekten sakınmayalar,yaşanan acılar üzerinden şehit ve şehadet kavramını yıpratma,içini boşaltma çabasındalar.

Sosyal medyada dolaşıp duruyor mesajları. Mesela bir akademisyen doktor açık mektup yazmış devletin başkanına.

Özellikle aşağıdaki satırlar dikkatimi çekti.

“Siz ve sizi destekleyenler farklı düşünüyor olabilir. Şehitlik edebiyatı yapanlar, şehitleri kutsayanlar, sanki şehitlik iyi bir şeymiş gibi konuşanlar, yazanlar oluyor.”


İnanmayan insanlara bu konuda kimsenin bir sözü olmaz. Onlar kendi sorularına kendileri bildikleri cevapları veriyorlar nasılsa...


Allah’a peygamberine kitabına inanan insanlar olarak bir kez daha hatırlayalım istedim şehadet nedir,şehitlere vaad edilenler nelerdir,niçin gönüllerin ve mekanların en yücesi dünyada ve ahirette onlara ayrılmıştır.?


Allah yolunda, din veya inanç uğrunda canını verendir şehit. Kelime anlamı tanıklıktır. Çoğulu şüheda gelir. Şehidlik, İslâmiyet’in yanı sıra Yahudilik, Hıristiyanlık ve Sih dinlerinde de yer alan bir kavramdır. Şehit sayılmanın şartları vardır.


Allah yolunda, din veya inanç uğrunda,vatanını korumak için canını verenden başka,malını korumak için öldürülen şehiddir, ırz ve nâmusunu savunurken öldürülen şehiddir, nefsini müdafaa ederken öldürülen şehiddir...

Ayrıca başka sebepler ile vefat edenlerden ve şehid sayılanlar vardır.


Şehadet, büyük bir mertebedir. Kuran-ı Kerim ve hadislerde açıkça bildirilmiştir.


“Allah yolunda öldürülenlere ölüler demeyin. Zira onlar diridir, fakat siz farkında değilsiniz” (el-Bakara 2/154);

“Sakın Allah yolunda öldürülenlerin ölü olduklarını sanma! Onlar diridir ve rableri katında rızıklara mazhar olmaktadır” (Âl-i İmrân 3/169);

“Allah yolunda öldürülenlere gelince Allah onların amellerini zayi etmez (...) Allah onları kendilerine tanıtmış olduğu cennete koyacaktır” (Muhammed 47/4-6)

“Kim Allah’a ve peygambere itaat ederse işte onlar, Allah’ın kendilerine lutuflarda bulunduğu peygamberler, sıddıklar, şehidler ve sâlih kişilerle beraberdirler; bunlar ne güzel arkadaşlardır! (Nisâ 4/69)


Peygamber( sav) efendimiz de bir çok hadisinde ;


-Şehid olan kişinin acı çekmeden öldüğü, kanının ilk damlası yere düştüğü anda kul hakları dışında bütün günahlarının affedildiği, şehidin kabir azabı çekmeyeceği, cennetteki makamını göreceğini,

-akrabalarından yetmiş kişiye şefaat edebileceği

-ve cennete ilk girenlerden olacağı

-Allah katında iyi bir mertebeye erişerek ölen kullar içinden sadece şehidlerin dünyaya dönüp tekrar şehid oluncaya kadar Allah’ın dinini yüceltmek isteyeceğini anlatır.


Ölüm, savaş ile gelmez. Cepheden,cepheye savaşıp yatağında ölenlerin hikayeleri ile dolu tarihimiz.

Doğduğu andan itibaren ölüme yol alır insan, ama vade bitmeden,sayılı nefes tükenmeden ölünmez. Zaman zaman özellikle hekimler söz konusu olduğunda kullanılan “hayat kurtarmak” cümlesi yanlış bir ifadedir. Biliriz ki, zamanı geldiğinde de bir an bile uzamaz yaşam süresi.


Ölümün yazıldığı yer de değişmez. Nerede yazılmışsa son nefes orada bir sebep gündeme gelir sahibini oraya götürecek.

Bu sebep ile orada ne işi var gibi cümleler bilmeyenlere özgüdür.

Bilenleri ölüm korkutmaz. Cesur olurlar hayata ve getirdiklerine karşı. Doğrunun yanında dimdik dururlar.


Kısacası,

Ölüm inançlı,inançsız herkes için yaradılışın müdahale edilemez gerçeğidir.

Ancak, ölüm ile kazanılan mertebeye,şehitliğe sevinmek inanç gerektirir.

Bir iman meselesidir.



(Tirmizî, “Feżâʾilü’l-cihâd”, 25, 26),

(Tirmizî, “Feżâʾilü’l-cihâd”, 25)

(Müslim, “İmâre”, 143; Ebû Dâvûd, “Cihâd”, 27),

(Buhârî, “Cihâd”, 6, 21; Müslim, “İmâre”, 109)

29 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Nasip…

Comentarios


bottom of page