top of page
  • Yazarın fotoğrafıhüma

Kalpten kalbe giden yol vardır.

Güncelleme tarihi: 9 Haz 2023

İnsan kelimesinin etimolojisinde kökeni için ahdini unutan derler en çok.

Hafızası,nisyan ile malül.

Topraktan geldiğini, ona döneceğini, kendini, niçin burada olduğunu unuttuğu için”insan”.

Hatırlasa ünsiyet kurup,barışacak kurt-kuş ile,kendiyle,insanla.

İnsan, beşer ya şaşar durmadan. Bırakıverdi mi kendini içindeki kötülüğü emredenin eline,zanneder ki bu yerde bir kendi mevcut, diğer herşey onun için var.

Elinde bir nalıncı keseri,Rabbena hep bana der,kendine yontar durur. Altından iki ırmağı olsa,aklı üçüncüsünde kalır.

Çabalayıp,çırpınması,bütün gayreti kendi gibi olanların arasında üstünlüğünü,olmazsa farklılığını ifade edebilmek için. Kendini ifade ederken kullandığı genellikle “ben dili”olur. Üslubu kavgadır.

İnsan hakları açısından bütün insanlar eşit ,bunu bilir ve sık sık vurgularız. Ve yine biliriz ki haklar karşısında eşit olan insanlar aynı değildir. Biri diğerinden üstün değil ancak farklıdır. İnanırız ki insanın üstünlüğü yaratanını bilmesi ve ona itaat etmesi ile olur.

Ancak içindeki kötülüğü emredene muhalefet,iyilik ve güzelliği emredene itaat, onu diğerlerinden ayırarak müstesna bir yere koyar.

Kendi haline bırakıldığında,burnu kaf dağını aşarak,küçük dağları kendi yarattığı vehmine kapılan insanın, diğer insanlar ile uyum içinde yaşayabilmesi çok zor. Dini ve ahlaki kurallar,örf ve adetler insanın içindeki dizginlenmesi güç canavarı bağlayıp,yönetebilmek için mevcutlar.

İnsanlar arasındaki iletişim en genel ifadesiyle “bir arada mutlu ve huzurlu yaşayabilme sanatı” olarak ifade edilebilir.Asr-ı Saadette olduğu gibi huzur içinde yaşayarak örnek oluşturabilen topluluklar menkıbeleri ile seyre doyulmaz tablolar meydana getirirler.

Bu amaç ile bir diğer insana,onun değerlerine,hayatına saygı duymak, şimdilerde “empati kurmak” olarak ifade edilen diğerkâmlık ilk öğrenilmesi gerekenlerden.Rabbimiz Nisa suresi 9 ayette bunu emreder.

Öldükten sonra geriye zayıf çocuklar bıraktıkları zaman, onlara bir kötülük gelmesinden korkanlar, başkaları için de öylece korksunlar. Allah’ın buyruklarına sakınsınlar ve doğru söz söylesinler”

İnsanlar arası münasebette sözler,sesler,mimikler önemli. Güleryüz ise hemen her gönlün kapısını açan anahtar görevi görür.

Sözü süzerek ,güzelce ve içten bir tebessüm ile söylemek,dinleyen gönülde kök salan bir ağaç gibidir,dalları göklerdedir,daima tatlı meyve vererek maksada ulaştırır.

Sözü doğru ve güzel söylemek,

“Kullarıma, sözün en güzel olanını söylemelerini söyle”ayeti hükmü gereği inanan kullar için bir emirdir.

İnsanlar arası iletişimde sadece kelimeler görev yapmaz. İnsanın ses tonu, yüzünün aldığı şekil bile bu münasebette rol sahibi. Aynı kelimeyi farklı yüz ifadeleri ile kullanan bambaşka tepkiler ile karşılaşır.

İşin temelinde insanlar arası ilişkilerin merkezi,sözün doğuş yeri gönül. Gönülden sadır olan gönüle girer, sadece dilden dökülenler kulağa çarparak geri döner.

İki kapılı gönül sarayı,sırça saray olarak da bilinir. Çok ince ve kırılgandır. Susarak konuşur,susarak dinler. Mevlana celaleddin Rumi,iki mısrada,

“Harfi sesi ve sözü ortadan kaldır ki,

Onlar ayrı olarak mana sana erişsin”

Veciz ifade eder gönlün kelimelere ihtiyacı olmadığını. Aynı minval üzere Peyami Safa`da nesir olarak anlatır.

-Kalpten kalbe yol vardır. Bu yol dardır, oradan çok ince duygular geçer. Susarsanız, susarım, anlaşırız.

Zekamız kelimeleri sevdiği kadar kalbimiz bunlardan nefret eder. Kalbimizin dili sükùttur. Çünkü hiçbir duyguya isim verilemez. Kendilerine birer ad taktığımız duygular, şuurumuzda kabuk bağlamış, aklileşmiş ve kalple rabıtasını kesmiş kalb unsurlarıdır. Kelime kalpazanlığı yapmadan konuşmak sırrını kalb bilir.-

Kendi gönlünün farkına varan muhatabının da bir gönlü olduğunu bilir ve ona göre davranırsa, karşısındaki derdini söylemeden bilir. Aç ise doyurur,susuz ise kandırır.

Bir diğeri ile gönül dili ile anlaşanlar toplumsal huzur ve barışın temel yapı taşlarıdır. Kalpten kalbe giden yolu çalı çırpıdan temizleyerek açmak gerek.


İbrahim 24,25

İsra Suresi, 53. ayet

190 görüntüleme1 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Acısını hissetmediği masumların ahı tutar insanı.

Bu görselleri görünce şaşıracak bir kısım. Alev almış yanarken insanlar ne alaka bu post diyecekler. Bu görüntüler bir girizgâh. Sadede gelmek için. Buyrun. Soymuk sarma. Batı Karadeniz -Kastamonu yör

O “an” da gönlümüzde ne var.?

Bir video gelmişti hesabıma dostların birinden. Bir bilen hesaplamış,“Melekler ve rûh O’na, miktarı elli bin yıl olan bir günde yükselip çıkar.” mearic suresinde 4. Ayette geçen    Elli bin senelik gü

Comments

Couldn’t Load Comments
It looks like there was a technical problem. Try reconnecting or refreshing the page.
bottom of page