top of page
  • Yazarın fotoğrafıhüma

Bir varmış,bir yokmuş...

Güncelleme tarihi: 10 May 2020

Masallarımız “evvel zaman içinde,kalbur saman içinde” ... diye başlar. Develerin tellal,pirelerin berber olduğu,imkansız ve çok uzun zaman önceyi ifade eder bu girizgâh.

Yaşadığımız inanılmaz hikayenin başlangıcı da çok gerilerde kaldı . Yaşanılanlar hikaye aslında ama masal inanılmazlığında. Yedi başlı ejderhanın,devlerin yerini çok uzantılı görünmez canavarların aldığı bir masal-hikaye.

Uzun zamanlar önce corona nam virüs,ülkemizde yeni yeni boy gösterdiği zamanlarda, dünya hasta diye yazmıştım.Kabe’nin yalnızlığında kalbi durdu...

Oysa bir zamanlar rengarenk pervaneler durmaksızın dönerdi etrafında.Aşk dönerdi orada pevaneler kılığında. Sevgi ve saygı dönerdi “lebbeyk” diyerek. İğne atsan yere düşmezdi.

Uzun zamandan sonra bu gece odamızdan bir pencere açtık dünyanın kalbine doğru ekrandan.

Bunumuzun direği sızlarak,hasretle izledik kara taşlı Kabe’mizi. İnananların kara sevdasını. Beytullah’ı. Çevrelenmış,sınırlanmış.

Yine de milyonları temsilen insanlar var huzurda. Namazda,niyazda.

Kurumuş,çatlamış toprakların üzerine düşen bir damla misali. Cız etti gönlümüz. Bir öncü damladır düşen umud ettik,arkası rahmettir.

Günümüz masalında Azrail as görünmez bir canavar kılığında kol gezmeye başladığında dünyanın dört bir yanında,hayatın bir anda altüst olabileceği net bir şekilde görününce,o korku yaşama tutunma azmini artırdı,dört elle sarıldı masalın hem kahramanı,hem de kurbanı insan dünya hayatına.

O korku ile boşaldı Kâbe,camiler. O korku ile bomboş kaldı sokaklar.

Zira canavarla savaşacak silah yoktu. Masalın kahramanları birbirinden uzaklaşıp,sığınaklarda saklanarak korunmaya çalıştı.

Bir bütün oldu ruhu ve bedeni. İçi dışı bir olup bir bakınca ,dünya bir başka göründü. Daha önce farkedemediklerinin ayırdına vardı.

Yeniden yorumladı hayatı. Her biri kendine göre.

Kullanamadıklarının yerine yenilerini koyarak devam edildi bir çok hanede. Arabalar kapının önünde atıl durur oldu haftalardır ama evler canlandı, düzenlendi,yeni eşyalar alındı,yeni sistemle. Korona molasında ev eşyası alımında yüzde 165'lik artış gözlenmiş araştırmalara göre.

Ev içinde mutfak yeniden keşfedildi,maharetler sergilendi. Eve gelenlere ikram edilemedi ama sanal alemde daha yemeden paylaşıldı. Övgüler de sanal alemden kalpler şeklinde geldi. İnsanın “en” olmak isteyen yanı böylece beslendi.

Spor da sığdı sığınılan mekana.Ruh ve beden sağlığı bir bütündü. Her ikisine de iyi bakmak bu hikaye içinde de mümkündü.

Ruh sıkılmaya gelmezdi. Onu rahatlatıp eğlendirmek gerekiyordu. Bunun için seferber olundu adeta Kitap satışları yüzde 32 , kutu oyunların alımı yüzde 46 arttı korona öncesine göre.

Filmler, yenileri çekilmediği için eski diziler yuttu saatleri.Sosyal medya aracılığı ile yarışmalar,konserler, seminer ve konferanslar destekledi öğrenmek isteyen,farklı düşünen yanını.

Korku,acizlik duygusu manevi değerleri getirdi gündemine. Kabe,Camiler boşaldı ama dualar çınladı şehirlerin sokaklarında. Ezan yasaklanan diyarlarda ezanlar okundu,hatamızı anladık diye gözyaşları içinde birlikte dualar edildi diye teselli bulundu.

Yardımlaşma kampanyalarına destek yüzde 232 arttı. Sıkılıp daralmış ruhlara bir ferahlık da bu yardımlar oldu.

Hikayenin kahramanı,kurbanı olmasın diye hanesine çekilince tabiat nasıl iyileşmeye başladı diye videolar paylaşıldı çeşit çeşit. İsraf azaldı,maneviyat çoğaldı,tüketim çılgınlığı hız kesti diye sevinildi.

Ölüm korkusu ile güçlenen,gönüllerde kök salmış,sonsuz yaşama arzusu ve azmi,hayatı güvenli sığınağına başarı ile sığdırdı.

Masalın sonuna doğru, kurbanları rakamlar olarak azalsa da canavar yok olmadı. Ona karşı bir güç sahibi de olunmadı.

Masalın canavarı bir orada bir burada yaşamaya devam etti.

Dünyanın her yanında görünen o ki insan temelinde hiç bir şey değişmedi. İlk şoku atlattıktan sonra dünyaya bakış açısı ve hayatı yorumlamada aynı kaldı insan.

Zalim aynı zalim.

İlkel iç güdüleri yontulmadı,törpülenmedi. Aksine beslenip,bakım yapıldı. Bu günlere sığmayan bir kısmı da ötelenip bir kenarda mayalanmaya bırakıldı. Kanıksanmaya başlayan bu hikaye sonrasında hızla tekrar gündeme gelmek üzere.

Fırsat bulduğu ilk anda,acizliğini unutup, ‘ene’si konuşacak görünmez canavarı yendik diye. Ardından unutacak hikayesini ,öncekilerin hikayelerini unuttukları gibi,hafızası nisyan ile malül zira.

Sonra yine başlayacak,aynı akış içinde kendini tekrar etmeye.

Mesajları olur masalların. Bir sonra ki dinleyenlere rehberlik etsin diye. İbret almak denir adına.

Bu masalın klişe cümlesi olarak”Bir daha hiç bir şey aynı olmayacak” diyorlar ya ,masalın gidişinden tahmin edilen temelde insan değişmeden hiç bir şey değişmeyecek.

İnsan,kendi içine seyrini tamamlamadan tarih tekerrür etmeye devam edecek. Bir gün bir başka zalim,bir başka canavar salacak ortaya.

Manzara başka ,dekor başka, düşman başka ama hikaye aynı hikaye olacak.

Kuran-ı Kerim’i, kıssalarını hergün okuyup, hergün unutan insan, kötü bir rüya gördüm sayıp yaşadığı bu inanılmaz hikayeyi de unutacak.

İbret dediğimiz de,her insanın kendine göre çıkarttığı pay olacak hikayesinden.



50 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Nasip…

Comments


bottom of page