top of page
  • Yazarın fotoğrafıhüma

Az güzeldir.

Bir müddet kullanılmayan nesneleri hayatlarından bir şekilde uzaklaştırmaya çalışıp bunu hayatlarının gayesi haline getirenler var. Onlardanım bende. Yaşam boyu herşeyde sadelik tercih edenlerdenim. Çevremdeki enerjinin eşyalar arasında tıkanmadan rahatça akabilmesi önemli benim için.

Bir ufak renkli cama,denizin yıkayıp güneşin beyazlattığı bir dal paçasına,sıkıştırılıp parlatılmış bir çamur topağına kıymet yükleyip anlamlandırabilirim sahip olduğum güzellikler adına.

Elimden geldiğince pırıltılı taşlara, altınlara,pırlantalara bazılarının yıllık geliri kadar fiyatı olan kıyafetlere,çantalara vb hayatımda yer vermemeye çalıştım. Bu tür şeylere ciddi anlamda muhalifim.

Kitaplar ve hatıralar bunun dışında. Kutular dolusu benim için önemli ıvır zıvıra sahibim. Ufaklıkların bahçeden alıp hediye ettiği papatyaları,otları bile saklamışım. Kütüphaneler dolusu kitap,kırtasiye malzemeleri,kalemler,mürekkepler ve illaki rengarenk çeşitli amaçlı boyalar,kağıtlar ...

Sevmediği şeylerden vazgeçmek kolay da önem verdiği şeyler konusunda çok da sade olamıyor insan. Hangi birinden vazgeçip biraz yük hafifleteceğini seçemiyor. Ama güzelce istiflenmiş kutular açıldıkça nasıl bir luzumsuzluklar deposu oluşturduğunu net görebiliyor. Benim için önemli olan bu şeylerin benden sonra kime ne faydası var.?

Üç günlük dünyada Bir yolcu için çok fazla...

Son zamanların sıkça duyduğumuz yaşam tarzlarından minimalist (sade)yaşam tarzı;

Maddi ve manevi anlamda fazlalıklardan arınarak olabildiğince serbest ve odaklanarak yaşam sürmek olarak açıklanabilir.

Şimdilerde pek çok fazlalıklarından arınıp sade yaşam sürdürmeyi seçen insan var okuduğumuz. Bunlardan Fumio Sasaki 30 yaşlarında Tokyo’da küçük bir stüdyo dairede 3 gömlek, dört pantolon ve dört çift çoraptan fazlası ile yaşamamaya gayret eden ekstra minimalist yaşantı deneyimleyen bir yazar. Goodby things diye bir kitabı var henüz okumadığım.

Bir söyleşisinde “Tüm sahip olduklarımız ile “yaşamaya çalışmak” üzerinde aşırı kilolarla bir maraton bitirmeye çalışan koşucu olmak gibi görünüyor. İlk kilometrelerde sorun olmaz ama o bitiş çizgisine giden yolda hayat çekilmez olabilir.Sahip olduklarınız adeta size sahip olmuş durumdalar.”Diyor.

Yine Uruguay’ın önceki cumhurbaşkanı José Mujica.80 yaşındaki bu eski gerilla, 2010’da cumhurbaşkanı seçildi ama başkanlık sarayına taşınmayı reddetti. 40 yıldır oturduğu çiftlik evinde, eşi, eski komşuları ve topal köpeğiyle yaşadı. Maaşının yüzde 70’ini “İhtiyacım yok” diye yoksullara bağışladı. O da

“Ben tutumlu bir insanım asıl fakirler sürekli yaşamdan talepleri olan ve elde ettikleri ile yetinmeyen insanlardır ben elimde bir bavulda dolaşıyorum bana istediğim hayatı sürdürmek için yeterli zamanı veriyor. Asıl özgürlük yaşamak için kazandığın zamandır.Sade, yüksüz, bagajsız, maddi kaygıları olmayan, yalın bir hayat... Hoşuma giden, istediğim şeyleri yapabilmenin en iyi yolu buydu. Benim için özgürlük bu demek.

“diyor.

Ve özellikle biz müslüman insanlar olarak sayılı sayıda eşya ile ömrünü geçiren bir pegamberin ümmetiyiz. Tarihimiz mal,eşya,para biriktirerek değil Allah yolunda varını yoğunu harcayarak ömür geçirmiş olanların muhteşem örnekleri ile dolu.

Az güzeldir. Kıymetlidir,rahatlatıcıdır.

Özgürlüktür.

Her bir sevdiğim şeyi ayırırken diğer tarafa,onlardan ayrılmak istemeyen yanıma hatırlatarak yukarda yazdıklarımı hafiflemiş olmanın huzurunu yaşıyorum.

😊

37 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Babam.

Kokular.3

Kokular.2

Comments


bottom of page