top of page
  • Yazarın fotoğrafıhüma

Alev, alaz,akıl,gönül…


Sizi, birkaç video ile yağız alaz ile tanıştırayım. Kendisi bayram hediyemiz. Siyam beta balığı diye bilinirmiş. Yanlız yaşar, bulanık suları severmiş.

Dayanıklı olduğu için fanuslarda rahat beslenirmiş.

Biraz da kavgacı ve haşinmiş hemcinslerine karşı özellikle.İkisi aynı yerde bulunurlarsa birinden biri ölürmüş. Sadece neon tetra denilen bir tür ile paylaşabilirmiş mekanını.

Küçük parmak boyundaki alev alaz yanan bu tül kuyruklu minik ben onunla konuşarak fanusuna yaklaştığımda sesime doğru geliyor ve yan minik yüzgeçlerini çırparak yüzüme bakıyor.

Şaşırıyorum.

Sesimin suda oluşturduğu titreşim onu ürkütmeli diye düşünüyorum. Oysa sesime doğru geliyor.Suyun yüzeyine yaklaşıyor. Bakıyor minik birer çörekotuna benzeyen kara gözleri ile.

Yem bekliyor olabilir diyor bir bilen. Biraz önce yem vermiş olsam yine de alaz diye konuşmaya başladığımda o da dinlemeye başlıyor.

Benim minik kuşlarımı bilirsiniz. Bayram seyran ara ara bahsederim. Büyükler minik kuş olmaktan çoktan çıktılar. Kanatlanıp uçma yolunda ilerliyorlar. İşte benim bu kuşlarıma bir tane daha eklendi. Minicik, ay parçası bir hanım kız. Doğduğu ayın adını aldı. Saliha Şevval. Şevval ay parçası demekmiş.

:)

Aramızda kıtalar, okyanuslar devletler , şehirler var. Dünyanın öteki yarı küresindeler. Babası telefonu yaklaştırıyor kulağına. Konuşuyorum onunla. Gülüyor uykusunda.

Şaşırıyorum.

Bu sıralar iskender Pala’nın kalp üzerine yazdığı kitabı elimde. Muhteşem paragraflar,cümleler var.

Buyurun birkaç paragraf.


“ Akıl kalp için çalışırsa ruh,kalp akıl için çalışırsa nefis bedene hakimiyet kurar”


“Kalbe göre aklımız,ruhumuz,canımız,veya nefsimiz sıfır numara gözlükler gibidir. Kalp hangisini takarsa baktığı nesneyi,olayı,hissi,düşünceyi öyle görür”


Ve bugünlük son bir paragraf.


“Onun içindir ki, nefisler bekçisiz, yardımcısız bırakmaya gelmez. Bekçisiz nefis önce kendine güvenmeye,sonra da kendini beğenir. Nefsin kendini beğenmesi hali bir tür acıkma halidir ve doydukça kendini daha çok beğenir. Kendini beğendikçe doyumsuzlaşan ve doyuruldukça kendini daha çok beğenen nefsin canavarlaşması kaçınılmazdır. Böylece kontrolden çıkar ve sırasıyla aklı, ruhu, kalbi ve en sonunda da insaniyeti boğar öldürür. İnsaniyetin ölümü insanın ölümüdür,beden nefes alıyor olsa bile”…


Zamana geçmiş dersek masal ,gelecek dediğimizde ise düştür. Zaman bir andır. O bir anda dünyada dönüp dolaşan duygu da sevgi diyorlar.

Yaşıyor,izliyoruz.

Lakin;

Gönül aklın eline düştüğünde nefsin hakimiyeti başlyor.

Şu’ara suresi 88-89 diyor ki ,

O gün ki ne mal faide verir ne oğulları,

Ancak Allaha selim bir kalb ile varan başka.


O halde ,gönüllerimize aklın galebe çalmasından sana sığınırız ya Rab.

O gün huzuruna selim bir kalb ile gelmeyi ümmet-i Muhammed’e nasip eyle.

Cumanızı tebrik ederim.




119 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Acısını hissetmediği masumların ahı tutar insanı.

Bu görselleri görünce şaşıracak bir kısım. Alev almış yanarken insanlar ne alaka bu post diyecekler. Bu görüntüler bir girizgâh. Sadede gelmek için. Buyrun. Soymuk sarma. Batı Karadeniz -Kastamonu yör

O “an” da gönlümüzde ne var.?

Bir video gelmişti hesabıma dostların birinden. Bir bilen hesaplamış,“Melekler ve rûh O’na, miktarı elli bin yıl olan bir günde yükselip çıkar.” mearic suresinde 4. Ayette geçen    Elli bin senelik gü

Comments


bottom of page