top of page
  • Yazarın fotoğrafıhüma

Adı ile anma…



Çevremdeki eşyalara isim koymayı severim.Peygamberim efendim öyle yaparmış diye.

Burada da öyle yaptım. Sık gördüklerimin adları var. Benimle birlikte bizi bilen herkes öyle anıyor onları.

Bulunduğumuz yerin binaları birbirinden çok farklı. Biri eski,diğeri yeni. Biri uzun,diğeri yaygın. Biri uzamış gitmiş yeni yetme bir genç gibi havai, başında kavak yelleri esmekte. Diğeri ağırbaşlı,yorgun.

Beton zeminin altında bir bahçenin ağaçları gibi kökleri ile birbirlerine bağlılar.

Başı göklerde,tepesine ara ara büyük kuşların konup göçtüğü uzun olanına , selvi dedim.

Ana binaya da çınar.

Bir buçuk metrelik boyu ile elini beline dayamış bir hanıma benzettiğim vital monitörünü refika,

ateş ölçeni çoğunlukla aynı sonucu verdiği için istikrarlı,pulse oksimetreyi de parmaktan çıkar çıkmaz alarm verdiği için yaygaracı olarak anıyorum.

Refika biraz yaşlıydı,emekli ettiler. Yerine genç versiyonu geldi. Onun ismine de refikasu dedi kızlardan biri . Son zamanların modern isimlerine kinaye olarak. İronik bir isim oldu.

Sahip oldukları belirgin özelliklerini esas alarak koyuyorum isimlerini.

Bir insanın kendi adı,en çok duyduğudur. Zikir gibi etkiler. Bu sebeple güzel isim koymakla mükellefiz çocuklarımıza. Bir çocuğun ebeveyn üzerindeki haklarından biridir.

Dua gibi,ebeveynden çocuğa bir armağan gibi.

İsim alıp ad kuşandığında o ismin yüklediği anlam nispetinde ruh kazanır sanki. İki kişi arasında başlayan münasebete de ad konur mesela korusun,sabitlesin, besleyip güçlendirsin diye. Yüzük takılıp,ismi konmadığında savrulur,kolay yıkılır,kolayca yok olur sabun köpüğü gibi.

Eski türklerde,kızılderililerde doğan çocuğa isim verilmezdi. Çocuk ismini kazanmak için çabalardı. başardığı işe göre bir isim alırdı. Bazen çocuk doğduğunda olan önemli olaylar veya doğduğu yer isim olurdu ona. Gerçek mi bilmiyorum ama aşağıaki gibi bir isim koyma yöntemi de okumuştum.Bir gülümseme olsun yüzünüze. Bir çeşit kura çekmek gibi.

Yeni yetişen pırasalara koymak istenilen isimler verilir ahmet,mehmet gibi. Akabinde tüm pırasalar üst kısımlarından eşit kesilir. Ertesi gün en fazla uzayan pırasaya koyduğunuz isim verilir çocuğa. Öne çıksın,boylu poslu olsun diye olsa gerek.

Peygamberimiz,efendimizin yaptığı gibi kullandıklarını isimlendirmek ise onu anlamlandırmak,özelleştirip,kişiselleştirmek demek.

Atının adı Murtecez, devesinin adı Düldül, kılıcının adı Zülfikâr, zırhının adı Zü’l fudul iken,bardağının biri Reyyan,çanağının bir tanesi mihded ,mızraklarından uzunca olan Beyza olmuş mesela.

Zülfikarı biliriz hepimiz.

Unutmayız.

İnsanlara da güzel anlamlı isimler verirdi isimlerinin anlamını beğenmediğinde. Bir yere vali atayacağı zamanda,deve sağdıracağında da isim sorardı.

Harb ve Mürre ismiyle ilgili Yahya b. Said'in anlattığına göre; "Hz. Peygamber(asm.), bol sütlü bir deve hakkında: 'Bunu kim sağacak?'diye sordu. Adamın biri ayağa kalkınca, Hz. Peygamber(asm.): 'İsmin ne?' dedi. Adam, 'Mürre (acı)deyince ona: 'Otur!' dedi. Hz. Peygamber (asm.), tekrar: 'Bunu kim sağıverecek?' diye sordu. Bir başka adam ayağa kalktı. Hz. Peygamber(asm.) ona da: 'İsmin ne?'diye sordu. Adam: 'Harb (Savaş) diye cevap verince, ona da: 'Otur!' dedi. Hz. Peygamber(asm.) tekrar: 'Bu deveyi kim sağıverecek?' diye sordu. Bir adam daha kalktı. Ona da: 'İsmin ne?' diye sordu. Adam: 'Yaîş (Yaşar) deyince, ona: 'Sen sağ!' diyerek sağmasına izin verdi."(Muvatta, İsti’zan 24)

Cumanız hayr olsun.



Hamiş,

”Demir Bardağının üzerinde üç gümüş halka vardı. Seferde kullanırdı.

Cam Bardağı Su kandıran adı verilen Reyyân,Müdebbib’di

Mideb ve Mihded isimlerinde iki tane oyma taş kabı vardı. Abdestini bu kaplardaki su ile alırdı.

Müveşşi’ ve Sebûğ adında iki miğferinin olduğu söylenir.Ayrıca Kaynukâ oğulları savaşında Zû Şebûadında bir miğferin ganimet olarak alındığı kaydedilir

Futuk, Müveccir ve Zelûk adında üç kalkanı mevcuttu

Müsrâ, Münsenî ve Anze adında üç mızrağı

Mesvâ, Şenûnî, Kâfûr; Üçü de Kaynukâ ganimetlerden elde edildi.

Şenûnî isimli mızrak gümüştü. Beşinci mızrağın ismi Müsnâ’ydı.

Kuba’ /Neba’, Beyzâ ve Anze adında üç harbisi (kısa mızrak)vardı. Beyzâ biraz uzundu

Revhâ, Safrâ, Şevhât veya Beyzâ, isimli üç yayı Kaynukâ oğulları kuşatmasında ele geçirildi.17

Ketûm; Uhud savaşına giderken yanına aldığı yaydır.18 Ve Zevrâ

Kafûr isminde bir sadağı /ok torbası vardı.

Bayrağı kare şeklindeydi. Siyah beyaz çizgili yünden mamul hırkadan yapılır, Ukâb olarak adlandırılırdı.”



323 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Acısını hissetmediği masumların ahı tutar insanı.

Bu görselleri görünce şaşıracak bir kısım. Alev almış yanarken insanlar ne alaka bu post diyecekler. Bu görüntüler bir girizgâh. Sadede gelmek için. Buyrun. Soymuk sarma. Batı Karadeniz -Kastamonu yör

O “an” da gönlümüzde ne var.?

Bir video gelmişti hesabıma dostların birinden. Bir bilen hesaplamış,“Melekler ve rûh O’na, miktarı elli bin yıl olan bir günde yükselip çıkar.” mearic suresinde 4. Ayette geçen    Elli bin senelik gü

Comments


bottom of page