top of page
  • Yazarın fotoğrafıhüma

Şehirlerin, köksüz insanları.

İnsanın ve insanların oluşturduğu toplumların gelişimi,süreç içinde edindikleri tecrübeleri,hayata başarılı bir şekilde uygulamalarına bağlıdır.

Bizim milletimiz insanı, asırlardır her biri ilim ve irfan deryası atalarından aldıkları kadim bilgiler ile lebaleb doludur. Görgü,kültür derler adına.

Gelişmiş görgü ve kültürün en büyük göstergesi,o toplumun kendi kültürü ile yetişmiş insanıdır. Toplum ondan izlenir. Nasıl çocuk ailenin aynasıdır,ailesini yansıtır. Her bir birey de mensup olduğu topluluğu ifade eder.

Olabildiğince sade bir görünüm,son derece zengin bir iç alem ile bezenmiş bilge insanlar ocağıdır Anadolu.

Üniversite okumamışlardır belki. Değil dünyayı gezmek,bağlı olduğu şehire bile düşmemiştir yolu hayatı boyunca ama Peygamber kıssaları,Evliya menkıbeleri,Dede Korkut hikayeleri dinleyerek büyümüş ,Ahmed Yesevi’den, Mevlânâ Celâleddîn-î Rumî ye,YunusEmre den Hacı Bektâş-ı Velî ye erenlerin eğitimi ile yoğrulmuşlardır. Baş gözü ile değil gönül gözü ile bakıp,görme meziyetine sahiptirler.

Kişisel gelişim bilmezler, kitaplarını hiç okumamışlardır ama hayatın sırrını çözmüşlerdir. Yaşamları ,vefatları,nesiller sonrasında dillenen hayatları muhteşem birer başarı öyküsü anlatır.

Başarı vb kavramlar ,insanın hayata biçtiği anlama göre farklılaşır. Başarı birine göre maddi hedeflerine ulaşmak,konfor içinde yaşamak iken bir diğerine göre ideallerine,inandığı değerlere göre yaşamaktır.

Hedeflerine dünya ve ahiret saadetine ulaşmayı koyanlar,Güzel ahlakı tamamlamak için gönderildiğini bildiren peygamberin ümmeti olarak ahlaki erdemlere sahiptirler. İyilik yapalar iyilik bulurlar. Bilirler ki bu dünyadan geriye,sadece yaptıkları iyilik kalır.

Anlayışlı,sabırlı,yaratılmışlara karşı sevgi ve saygı dolu,yardımsever,affedici,arabulucu,paylaşımcı ve üreticidirler.

Alim değillerse de ariftirler.

Bu insanları sıkça duyar okuruz. Bir,iki nesil geride çokça bulabiliriz onları. Şu veya bu mesleği icra ederler. İşlerini iyi yapar,az söyler,öz konuşurlar. Biliriz onları. Kiminin dedesi,kiminin ninesidir. Kiminin komşusu,kiminin de yoldaşıdır.

Günümüz insanları arasında,özellikle şehirlerin vahşi ormanlara benzer binalarının arasında kendini kaybetmiş, medeniyetten uzak,okumuş ilkellerin yabaniliklerini sergilediği vahşi alanda nadir bulunurlar.

Son günlerde izlediğimiz haberler bu durumu açıkça gözler önüne sergilemekte.

Maalesef kendisinden başkasına yaşam hakkı tanımayan bu okumuş,bilmiş ilkel yabanilerin,inanan insana sergiledikleri davranışlar,medeniyet,görgü ve kültür seviyelerini yansıtmakta.

Saldırganlar olabildiğince şirret ve pervasız,izleyen çoğunluk sessiz. Karşı çıkanlar ise şerlerinden üzerime sıçrarsa diye çekinmekte.

Görünen o ki, şehirlerin binbir yüzlü ,egoları yüksek,anlayışları kıt, kayıp insanlarının, yitirdiği erdemleri yoz kültürlerde aramak yerine görgüsü,kültürü,edebi,ahlakı ile kendinden kat kat üstün atalarından medeniyet öğrenip, halleri ile hallenerek dış alemini süslediği kadar çöle dönmüş iç alemini canlandırması gerek.

29 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

O “an” da gönlümüzde ne var.?

Bir video gelmişti hesabıma dostların birinden. Bir bilen hesaplamış,“Melekler ve rûh O’na, miktarı elli bin yıl olan bir günde yükselip çıkar.” mearic suresinde 4. Ayette geçen    Elli bin senelik gü

Comments


bottom of page